OSMANLI, TÜRKLERİN ATASI DEĞİLDİR

HÜSEYİN EKİCİ

28.04.2021

Anadolu Türkmenleri Osmanlı Hanedanlığına zaman zaman başkaldırılarda bulunmuşlardır. Asırlar süren mücadeleleri sonucu Mustafa Kemal Paşa öncülüğünde oluşan Anadolu’yu yurt edinen Türklere Cumhuriyet yönetimini kurarak halkın kendi kendini yönetmesini sağlamıştır. Bunun adı demokrasidir. Ama Türk Milleti Arap Milliyetçiliği Arap din ve inancını ve kültürünü Türk inanç ve kültürlerinin de önünde tutarak yozlaşmaya doğru gitmekte ve geleceklerini karartmaya Ortaçağın karanlıklarına hızla gitmeye başlamıştır.

Burada en garip olanı da sağ siyasal İslamcı ve muhafazakâr siyasi örgütlerin Genç Cumhuriyetin kuruluş yıllarında emperyalist devletlerle işbirliği yaptıklarının tarihi bilincinde olmaları gereken Atatürkçü ve Cumhuriyetçiler Atatürk’ün kurmuş olduğu siyasi parti yöneticileri de maalesef muhafazakar siyasal islamcılarla daha dünün Atatürk düşmanlarıyla, Atatürk’e kefere diyenler ile iş birliği ve güç birliği içinde olarak vatanı ufak ufak devletçiklere bölme, federe devlet oluşumlarına göz yumma gibi ihanet içinde olmaları ve dostlarımızla birlikte yürüyeceğiz diyerek ihanetleri unutturmaya çalışmaları oldukça manidar ve düşündürücüdür.  

Aşağıda örneklerini verdiğimiz şiir ve Türklerin tarihe dayalı inançlarında görüleceği gibi Türkler ne Arap’tır ne de Osmanlı’nın çocuklarıdır. Osmanlı da Türklerin Atası değildir. Bilindiği gibi Osmanlı bir hanedanlıktır. Türkleri kati olarak sevmezler ve Türkleri Osmanlı’nın her hangi bir üst düzeyde bir yerine atamazlar yani görev dahi vermezler.

“Şalvarı Şaltak Osmanlı” şiiri Anadolu Türklerinin Osmanlıya bakış açısını çok güzel tasvir etmektedir. Emevi Osmanlı zihniyetinde olan Osmanlı Hanedanı Anadolu halkının emeğini sömürürler, erkeklerini süresiz askere alıp savaş meydanlarında canını alırlar. Canını ortaya koyanlar öz Türklerdir. Din adamları kisvesi altında camilerde dergahlarda görev alanlar askere gitmezler. Savaşlarda canını kurtaran asker ise emir kuludur. Savaşlardan elde ettikleri GANİMETLERİ PADİŞAHA VE SARAYA getirerek sarayın refahına refah katarlar. Kadınlar ise Araplarda olduğu gibi ya cariyedir, ya köle ya da evinin erkeğine gelmiş kuma eşlerinden yalnızca biridir.  

Anadolu Türk İnsanının Osmanlı’ya bakış açısını en iyi dillendiren şiirlerden yalnızca biridir.

Örnek .1

Şalvarı Şaltak Osmanlı

Şalvarı Şaltak Osmanlı

Eyeri(avradı) Kaltak Osmanlı

Ekende yok biçende yok

Yiyende ortak Osmanlı

Alemi yaratan yetiş imdada

Kati çok bunda kaldı fukara

Günden güne oldu zulüm ziyade

Bir acayip halde kaldı fukara

Haneye dokuz yüz düştü salyana

Şüphe yok eriştik ahir zamana

Niceler muhtaç oldu aziz nana

Elleri koynunda kaldı fukara

\

Bütün malım aldın ey kanlı zalim

Şikayet ederim Hüda’ya seni

Garip mecnun gibi perişan halim

Şu fani dünyada ağlattın beni

Demirden kuşluk öşürcüler geldiler

Zahirem samanım bütün aldılar

Bir tek yaba ile beni saldılar

Ki beyler başladı zulme

Ve rağbet kalmadı ilme

Gözün ağla hiç gülme

Zaman ahir zaman oldu

Alırlar kadılar rüşvet

Edip müminlere himmet

Fakire yoktur şefkat

Zaman ahir zaman oldu

Örnek 2

ŞAMAN TÜRKLERİNDE DAĞ KÜLTÜ

Şamanist Türklerde dağ kültü Gök Tanrı kültü ile ilgili bir durum almıştır. Hunların kutsal saydıkları dağlar, kurbanların adak yeri olarak ünlenmişlerdir. Orta Asya’nın tüm Türk budunluklarında kurbanlar dağların yüksek tepelerinde kesilirlerdi. Bu konuda gerçek bir uzman olan Barthold’un anlattıklarına göre Eski Türkler dağların Tanrı makamı olduklarına inanırlardı.

Eski Oğuzlarda her boyun, her Oymağın kendine özgü kutsal dağı vardı. Bu dağa Kut Dağı denirdi. Söz gelimi Gök Türk İmparatorluğunun kutsal dağı ve ormanı Ötüken Dağı ve Ormanıdır.

Bugün Tahtacı Türkmen oymaklarının Adana’dan Çanakkale’ye değin tüm Akdeniz ve Ege’de, Edremit yöresindeki İda/Kaz Dağları Ağustos ayının son haftası ile Ekim başlarında kutsamaktadırlar. Dağın doruğuna yakın yerde Baba ve Sarıkız yatırlarının olduğu benimsenmektedir. Her yıl Tahtacı Türkmenleri bu dağı bu nedenle kutsarlar. Anadolu’da Alevi köylerinde bir çok dağ kutsal sayılmıştır. Yıldız Dağı kutsaldır ve Pir Sultan Abdal şiirlerinde Yıldız Dağını kutsayarak anlatır. Tunceli, Sivas, Erzincan, Tokat ve daha birçok Alevi yerleşim yerlerinde durum aşağıdaki resimlerde olduğu gibidir.

Örnek 3

TAHTAKUŞLAR KÖYÜ

Tahtakuşlar Köyü Balıkesir’in Güre ilçesine bağlı, Edremit-Çanakkale yolu üzerinde, Çamlıbel yakınlarında yer alan bir Alevi Türkmen Köyüdür.

Geçmişte göçebe olan Alevi Türkmen aşiretinin yerleştiği Tahtakuşlar, 130 hane ve yaklaşık 600 nüfusa sahiptir. Köy her ne kadar Alevi-Türkmen köyü olarak bilinse de köylülerin bir kısmı kendisini şaman olarak ifade etmektedir.

Kendine özgü gelenekleri, Hıdrellez’de süslenen mezarları, başta testiyle yapılan defin törenleri, geleneklerine bağlı, güler yüzlü, misafirperver ve aydın insanların yaşadığı, Orta Asya Türk Kültürü’nün en özgün haliyle var olduğu bu köy iki özelliği ile ön plana çıkmaktadır.

1-Şaman adetleri ve törenlerinin yapıldığı, Orta Asya Türk Kültürünün yaşatıldığı ve korunduğu köy olması.
2- Anadolu’da Türkmen Kültürünün tanıtılması için etnografya müzesi kurulan ilk köy olması.

Yolu düşen canlar mutlaka uğrasın.

Örnek 2 ve 3 Osmaniye Özgür ‘den alıntıdır

Bir yanıt yazın

Başa Dön