12 EYLÜL DARBESİ KARA BİR LEKEDİR

Hüseyin EKİCİ

12 Eylül darbesiyle Türkiye büyük bir yara almıştır. Elbette bu darbenin ABD ile yakan temas kurup ülkeyi sözde demokrasiye kavuşturacaklarını söyleyen 5 Generalli Emir Komuta zincirli darbe sonucunda idam edilenlerin dışında sayısız insan kaybı da yaşanmıştır. İşkencelerden geçen binlerce insanın çoğu sakatlanıp hayatları zindan edilmiştir. Ya idam edilenlerin Erdal Eren örneğinde olduğu gibi yaşları büyütülerek idam edilmiştir. Kenan Evren’in bu konuda sözleri oldukça manidardır ve asırlar geçse de unutulmayacaktır. “Asmayalım da besleyelim mi?” sözü akıllara durgunluk veren tam da sözün bittiği noktadır. Aşağıdaki bilgiler sırf devlet arşivlerinden alınan bilgilerdir. Daha bilinmeyen yüzbinler ve dosyalar maalesef insanlarıyla birlikte yok olmuştur. Bu döneme denk gelen beyin göçünün hesabı da yapılmamıştır.

12 Eylül 1980 darbesiyle yok edilen o gençlik bugün aramızda olsalar idi Türkiye bu kaoslara asla düşmezdi. Çünkü o günün gençliği günümüzün vasıfsız yöneticilerine fırsat vermezdi. Atatürk Cumhuriyeti içte ve dışta ciddiye alınmayan devleti yönetenler ülkemizi çarçur edemezlerdi. Kısacası 12 Eylül Kanlı darbesi bu günümüzün yönetiminin taşlarını döşemişlerdir. Onlara kapı aralamışlar ve yönetime gelmelerini sağlamışlardır. Yöneticilerde 12 Eylül darbecilerinin izlerini aynen takip etmektedirler.

Şimdi devletin kaynaklarından 12 Eylül Darbesini birlikte okuyalım.

12 Eylül Darbesi veya 1980 İhtilali, resmî isimlendirmeleriyle 12 Eylül 1980 Harekâtı veya Bayrak Harekâtı,

Türk Silahlı Kuvvetlerinin 12 Eylül 1980 günü emir komuta zinciri içinde gerçekleştirdiği askerî darbe.  27 Mayıs Darbesi ve 12 Mart Muhtırasının ardından Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Silahlı Kuvvetlerin yönetime karşı gerçekleştirdiği üçüncü ve son başarılı açık müdahaledir.

12 Eylül 1980 gecesi Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından saat 03.00’te TRTPTT ve diğer iletişim dairelerine el konularak başlayan askerî müdahale; İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Başbakan Süleyman Demirel‘in konutu ve diğer hedeflerin de sorunsuz olarak ele geçirilmesiyle saat 04.00’te radyolardan tüm ülkeye duyuruldu. İlk bildiride, “Girişilen harekâtın amacı; ülke bütünlüğünü korumak, millî birlik ve beraberliği sağlamak, muhtemel bir iç savaşı ve kardeş kavgasını önlemek, devlet otoritesini ve varlığını yeniden tesis etmek ve demokratik düzenin işlemesine mâni olan sebepleri ortadan kaldırmaktır.” ifadeleri yer aldı.

Müdahale sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Süleyman Demirel’in başbakan olduğu hükûmetin faaliyetine son verildi, parlamento üyelerinin dokunulmazlığı kaldırıldı, ülkenin her yerinde sıkıyönetim ilan edildi, yurt dışına çıkışlar yasaklandı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren devlet başkanı oldu. Yasama yetkisini kullanmak üzere Kenan Evren başkanlığında kuvvet komutanlarından oluşan Millî Güvenlik Konseyi kuruldu. Siyasi partiler lağvedildi, parti liderleri önce askerî üslerde gözetim altında tutuldu, sonra serbest bırakıldı, bir süre sonra ise bazıları yargılandı. 12 Mart 1971 Muhtırası sonrasında değiştirilen 1961 Anayasası uygulamadan kaldırıldı ve Türkiye siyasetinin yeniden tasarlandığı bir askerî dönem başladı. Anayasa hazırlandı, 7 Kasım 1982 günü halkoyuna sunuldu, %91,37 oy oranı ile 1982 Anayasası ve Kenan Evren’in cumhurbaşkanlığı kabul edildi.

Darbe sonrası; resmî rakamlara göre 650.000 kişi gözaltına alındı, 230.000 kişi askerî mahkemelerce yargılandı, cezaevlerinde ise işkence sonucu 171 kişi olmak üzere yaklaşık 300 kişi hayatını kaybetti, 48 kişi (24 adli suçlu, 15 sol, 8 sağ, 1 ASALA militanı) idam edildi, 1.683.000 kişi ise fişlendi.

12 Eylül 2010’daki referandumda %58 “EVET” oyu çıktı ve 13 Eylül 2010 sabahından itibaren 12 Eylül’ü yapanlar hakkında suç duyurularında bulunulmaya başlandı.[11] Bütün suç duyuruları toplandı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 7 Nisan 2011 tarihinde ilk soruşturma açıldı. Bu, darbenin üzerinden geçen 31 yılsonunda açılabilen ilk soruşturmaydı. 4 Nisan 2012 tarihinde darbenin yargılanmasına başlandı. Dava sonucunda Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, 765 sayılı TCK’nin “Devlet kuvvetleri aleyhine cürümler” başlıklı 146. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldılar.[12] Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Emekli Orgeneral Tahsin Şahinkaya’nın, Kenan Evren’den iki ay sonra, 90 yaşında ölmesiyle Yargıtay aşamasındaki dava düştü, kararlar kesinleşmedi.

Yıllar sonra, 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi sonrası; Kenan Evren’in ifadesini alan dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcı Vekili, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’ya dava açan dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı, açılan davaya ilk bakan hâkimler ve iddia makamında bulunan savcılar, “Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturması” kapsamında meslekten ihraç edildiler. Daha sonra bazıları yargılandı ve mahkûm oldu.

Kaynak: wikipedia

Next Post

"CUMHURBAŞKANI OLMAZ" DEDİĞİN ALEVİ KİM?

Sal Eyl 13 , 2022
Murtaza DEMİR 12.09.2022 Anketlerde Kılıçdaroğlu’nun oy oranının Erdoğan’ı yedi puan geçtiği ortaya çıkınca, Erdoğan kendini yeniden Cumhuriyet ve Alevi karşıtlığına, Osmanlıcılığa formatladı. Yazı başlığına dair ciltler dolusu belge ve bulgu, araştırıcıları, gören gözleri, kalp sızısı duyan canları bekliyor. Bu yazının dar kapsamında “üstü örtülerek saklanan Alevi-Bektaşi gerçeğinin” bir boyutunu daha […]