PROF. DR. HAKKI KESKİN YAZDI / SOYKIRIM İDDİASINA YANITIMIZ NE OLMALI?

PROF. DR. HAKKI KESKİN SİYASET BİLİMCİ

Biden`in Soykırım İddiasına Türkiye`nin yanıtı şu olmalıdır!

  • Kuzey Amerika’yı Avrupa`dan göç ederek istila eden büyük dedeleriniz, dört asır süresince 12 milyon yerli halk olan Kızılderilileri katlettiler. Büyük dedelerinizin resmi makamları, katledilen “Kızılderili kellesi başına 5 dolar ödeyerek” milyonlarca yerli halkın yok edilmesini teşvik etmişti. “Vahşi hayvan” dediğiniz binlerce yıldır kendi topraklarında yaşayan yerli halkın, yani “Kızılderililerin tamamen imha edilmesi gerekiyor” emrini büyük dedeleriniz vermişti. İşte tarihe geçen ilk gerçek soykırım budur.
  • 16. yüzyıldan başlayarak 19. yüzyılın ortalarına kadar Afrika`dan vatanlarından koparılan toplam 15 milyon zenci köleleştirilerek Amerika Kıtası’na getirildiAfrika’dan gemilere yüklenerek getirilen zenci sayısının 35 milyonun üzerinde olduğu ve bunların yarıdan çoğunun yolda yaşamını yitirdiği bilinmektedir. ABD tarihte benzeri olmayan böyle bir köle ticareti, katliamı ve soykırım geçmişini sahip ülkedir.
  • ABD 6 Ağustos 1945 tarihinde Hiroşima’ya attığı atom bombası ile 140 binden fazla kişinin ölümüne yol açtı.  Hiroşima’dan üç gün sonra 9 Ağustos 1945’te de Nagazaki’ye 2.ci atom bombasını da atarak 80 bin kişinin, sonradan ölenlerle birlikte toplamda 350 bin kişinin katledilmesini ve on binlerce insanın da sakat kalmasına neden oldu.
  • Kore halkı ABD`ye karşı hiçbir saldırıda bulunmadığı halde ve hiçbir gerekçeniz olmaksızın, 1950-1953 yıllarında Kore halkına karşı yaptığınız savaşta, en az 4 milyon Koreli katledildi. İşte gerçek soykırım budur.
  • Hiçbir gerekçeniz olmadığı halde 1969-1975 yıllarında Vietnam halkına karşı, İkinci Dünya Savasında kullanılan bombalardan fazlasını attığınız bombalarla en az 5 milyon Vietnamlıyı hunharca katlettiniz.  İşte gerçek soykırım budur.
  • Guatemala 1950 de, Amerikan Dışişleri Bakanı Foster Dulles ve kardeşi CIA Başkanı Allen Dulles’ın büyük miktarda kişisel yatırım yapmış oldukları United Fruit Company şirketini millileştirmişti. Bu nedenle CIA, ulusal çıkarlarına sahip çıkan Arbenz hükümetini, 200 bin sivil Guatemalalı öldürüldüğü askeri darbeyle düşürdü.
  • Endonezya ulusal bağımsızlığının ve Ulusal Partisi’nin lideri Ahmed Sukarno 1965 yılında ABD desteğiyle askeri bir darbeyle düşürüldü. Ahmed Sukarno 1920’li yıllardan başlayarak öncülüğünü yaptığı bağımsızlık savaşıyla, 300 yıl Hollanda kolonisi olan Endonezya`nın 1945 yılında bağımsızlığına kavuşmasını sağlayan lideri ve ilk cumhurbaşkanıydı. Sukarno bağımsızlık ve sömürgecilik karşıtı görüşleri ve bloklar üstü politikasıyla, ABD`nin hedefi durumuna gelmişti. ABD, Endonezya`nın bağımsızlık sembolü liderine karşı Endonezya ordusunu ve cihatçı grupları destekleyerek gerçekleşen darbeyle, Ahmed Sukarno yönetimine son vermiştir. Sayıları 500 bini aşan darbe karşıtları ve Endonezya Komünist Partisi üyeleri katledilmiştir. New York Times’a göre” bu saldırılar, modern tarihin en vahşi toplu katliamlarından biriydi.” Suharto 31 yıl boyunca tüm demokratik hak ve özgürlükleri yok sayarak ülkeyi diktatör uygulamalarıyla yönetmiştir. ABD destekli gerçek soykırım budur.
  • İran halkı, 1951 yılında özgür iradesi ve demokratik bir seçimle Muhammed Musaddık’ı başbakanlık görevine getirmişti. Başbakan Musaddık ülkesinin ana gelir kaynağı olan petrol işletmelerini kamulaştırma kararı almıştı. Petrol işletmesi Şah Rıza Pehlevi tarafından önceden Anglo-Persian Oil Company’ye verilmiştir. ABD`nin İran’da demokratik seçimle iktidara gelmiş olan Muhammed Musaddık’ı deviren 1953 askeri darbesinde belirleyici bir rol oynadı. ABD’nin ekonomik, siyasi ve askeri desteğiyle on binlerce İranlı infaz edildi.
  • 1960 yılında CIA, Kongo’nun ilk bağımsız devlet başkanı olan, solcu ve sömürge karşıtı lider Patrice Lumumba’yı öldürdü. ABD bunun ardından, yüz binlerce kişiyi öldüren Kongo diktatörü Joseph Mobuto’yu destekledi.  ABD o günden bu yana, kaynak zengini Kongo`daki bu darbede 3 milyon kişinin ölümden önemli ölçüde sorumludur.
  • Soğuk Savaş dönemi boyunca Güney Afrika’daki ABD destekli apartheid rejimi tarafından on binlerce Siyah Afrikalı can verdi.
  • Sosyalist görüşlü Salvador Allende, 1970`te halkın özgür iradesi ve demokratik koşullarda yapılan seçimleri kazanarak devlet başkanı oldu. Seçim öncesi vadettiği geniş çaplı reformların yanı sıra, 1971’de ABD şirklerinin elinde bulunan bakır madeni ve endüstrisini kamulaştırdı. 11 Eylül 1973’te CIA destekli Ordu Komutanı General Pinochet önderliğindeki silahlı kuvvetler, başkanlık sarayını bombaladı ve yönetime el koydu. Darbe sırasında Başkan Allende darbecilere teslim olmamak için intihar etti. Darbeden sonra Pinochet Şili`yi 1990 yılına kadar diktatörlükle yönetti. ABD tarafından organize edilen bu darbede on binlerce darbe karşıtı ve Allende taraftarı katledildi.
  • Türkiye`de ABD desteğiyle Eylül 1980`de yapılan askeri darbeyle, halkın özgür iradesi ve demokratik seçimle Başbakan Süleyman Demirel yönetimindeki koalisyon hükümeti düşürüldü. Cunta lideri General Kenan Evren sonra da devlet başkanlığı görevini üstlendi. ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleriyle, ABD`nin bu askeri darbede etkin rol aldığını açıkça kanıtlıyor. CIA’nin Türkiye Şefi olan Paul Henze, ABD Başkanı Jimmy Carter’a, 12 Eylül 1980 darbesini “bizim çocuklar başardı” haberini vermişti.
  • Organizesi ABD tarafından desteklenen bu askeri darbenin esas amacı, 1961 Anayasası’nın sağladığı demokratik özgürlükleri, hızla gelişen sendikal örgütlenmeyi, sol ve sosyalist muhalefetin gelişmesini engellemekti. Evren yönetimindeki Faşist Askeri Cunta, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni kapattı, 1961 anayasasını uygulamadan kaldırdı, tüm siyasi parti liderleri tutuklandı, tüm siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum kuruluşları yasaklandı. ABD destekli bu darbede resmi rakamlara göre 650.000 kişi gözaltına alındı, 230.000 kişi askeri mahkemelerce yargılandı, 171`i cezaevlerinde yapılan işkencelerde olmak üzere, yaklaşık 300 kişi yaşamını kaybetti, 50 kişi idam edildi, 1.683.000 kişi ise fişlendi. Günümüzde yaşadığımız birçok sorunun kaynağı olan ve demokratik olmayan bir anayasa, askeri cunta tarafından halka kabul ettirildi.
  • ABD tarafından desteklenen ve silahlandırılan rejim ve onun müttefiki ölüm mangaları tarafından, 1974-1983 yılları arasında Arjantin`de 30 bin insan katledildi.
  • ABD tarafından 1977 yılında El Salvador’da desteklenen askeri darbe sonunda 70 bin Salvadorlunun katledildi.
  • 1991 yılında Kuveyt’in Saddam Hüseyin tarafından işgaline yeşil ışık yakan ABD, bu bahaneyle Irak’a saldırdı ve ülkeye 6 haftada 85 bin ton bomba atıldı. Bu bombalamada 113 bin sivil Iraklı katledildi. ABD Mart 2003 de yanına Birleşik Krallığın desteğini de alarak Irak’ın, birçok ülkenin güvenliğini tehdit eden kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiasıyla Irak`a yeniden saldırdı. Amaç Saddam`ı düşürerek zengin Irak petrolünü kontrol altına almak ve burada askeri üslere sahip olmaktı. İkici Irak savaşında 1 milyondan fazla insanın yaşamını yitirdi, 2 milyon insanın ülkeyi terk ettiği ve 3 milyon Iraklı da evini terk ederek başka bölgeye göç etmek zorunda kaldı. ABD bu ikinci Körfez Savaşı’na “Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu” adını verdi. Savaş sonrasında CIA tarafından yapılan değerlendirmede Irak’ta, gerekçe gösterilen kitle imha silahlarından hiçbir eser bulunamadığı kanıtlandı.
  • CIA tarafından Rusya`nın Afganistandaki varlığına karşı eğitilen, örgütlenen ve beslenen Usame bin Ladin, ABD ile bozulan ilişkisi nedeniyle, 11 Eylül 2001 tarihinde Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Beyaz Saray’ı hedef alan sivil uçaklı saldırılarda bulundu. El Kaide’nin bu saldırısına karşılık olarak ABD Afganistan’ı işgal etti. ABD, Nato Kolaisyon güçlerinin askeri desteğini de sağlayarak Günümüze değin Afganistan savaşını sürdürdü. Afganistan savaşında 150 bin den fazla sivil, 10 binin üstünde de Afgan güvenlik gücü görvlisi yaşamını yitirdi.
  • 2011 de “Arap Baharı” kalkışmasıyle Suriye devlet başkanı Esad yönetimime karşı başlatılan protestolar,  ABD tarafından özellikle Kürtlere ve radikal İslamci guruplara verilen destek giderek bir iç savaşa dönüştü. 3,6 milyonu Türkiye olmak üzere 5,5 milyondan fazla Suriyeli ülkesini terketmek zorunda kaldı. 6,6 Milyon Suriyeli evini barkını bırakarak ülkenin başka yerlerine göçtü. 500 bininin üzerinde Suriyeli yaşamını yitirdi,  onbinlerce kişi de sakat kaldı.  EL Kaide`den ayrılan ve  ABD tarafında deteklenenen islamcı terör örgütü İŞİD, Suriye ve İrak`ta geçiçi de olsa etkin oldu. ABD, Suriye`nin kuzeyinde kendi güdümünde bir Kürt devleti kurma amacıyla PKK-PYD’yi silahlandırdı. ABD, Rusya, Türkiye ve İran`ın katıldığı Suriye Savaşı günümüze değin sürmektedir.
  • ABD Afrika Komutanlığı Deniz, Hava ve Deniz Piyade Kolordusu tarafından 19 Mart 2011 de Libya lideri Muammer el-Kaddafi`ye, hiçbir gerekçesi olmaksızın savaş başlattı. “Arap Baharı” kalkışması çerçevesinde “Şafak Yolculuğu Operasyonu” kod ismiyle yürütülen bu savaşta, Kaddafi hunharca linç edildi, yüzlerce taraftarı katledildi. Ortadoğu`yu ABD çıkarlarına göre yeniden tasarlamayı amaçlayan “Arap Baharı” kalkışmaları, Suriye, Irak ve Libya`nın yanı sıra Tunus, Mısır, Yemen, Bahreyn`de de  karışıklıklara yol açtı. Zengin petrol kaynaklarını kendi halkı için kullanan ve Afrika kıtasında vatandaşlarına en yüksek yaşam standarttı sağlayan Kaddafi, ülkesinin tam bağımsızlığı ve ABD- İsrail politikalarına karşı tavrı nedeniyle, ABD`nin hedefi oldu. ABD ve destekleyenleri Libya`yı içinden çıkılması çok zor bir iç savaşa ve büyük bir yoksulluğa sürüklediler.
  • ABD tarafından 1945 sonrası 50’den fazla ülkede yapılan savaşlar ve darbelerde, birkaç örneğinde görüldüğü gibi, onlarca milyon insan katledildi. Bunlardan sadece birkaçı Çin, Kore, Endonezya, Vietnam, Laos, Kamboçya, İran, Guatemala, Arjantin, Şile, Türkiye ve günümüzde de yaşamakta olduğumuz, Afganistan, Irak, Suriye ve Libya örnekleridir. Çoğu ABD`den on binden fazla kilometre uzakta bulunan bu ülkelerden hiçbiri, ABD`ye savaş açmamış ve ABD`yi tehdit etmemiştir. ABD tarafından desteklenen terör örgütü El Kaide`nin, Dünya Ticaret Merkezi, Pentagon ve Beyaz Saray’ı hedef alan sivil uçaklı saldırıları burada tek istisnadır.

Örnekleriyle görüldüğü gibi, hiçbir haklı gerekçesi olmaksızın, günümüze değin 50’den fazla ülkede milyonlarca insanın katliamı, anlatılması güç zulüm ve onlarca soykırımlarla dolu tarihi olan ABD, Türkiye`ye veya bir başka ülkeye “Soykırım” suçlamasa yapmadan önce, kendi tarafından yapılan yukardaki gerçek soykırımları kabul etmesi gerekir.

  • Fransız düşünür, yazar ve politikacı Roger Garaudy bu gerçeği şöyle özetliyor: “Batılılar 100 milyonu aşkın Amerika Yerlisini öldürerek dünyada daha önce benzeri görülmemiş bir soykırım yaptı. Bunun ardından üç yüz yıl süren köle ticareti sırasında en az yüz milyon Afrikalıyı da öldürerek bir başka akıl almaz soykırımı gerçekleştirmiştir. Tüm bu soykırımların altında Amerika’ya yerleşen ve bugünkü ABD’nin temelini atan batılılar vardır.”

İngiltere Kraliyet Başsavcılığı Malta Sorgulaması Beraatla Sonuçlandı

Birinci Dünya Savaşını kaybeden Osmanlı Devleti’nde, İşgalci ülkeler olarak tüm gücü ellerinde bulunduran İngiltere ve Fransa, 3 Ocak 1919 tarihinden 10 Ağustos 1921 tarihine değin, yani 970 gün boyunca, Ermeni Katliamı konusunu araştırdılar. Bu nedenle sorumlu gördükleri “İttihat ve Terakki komitesi yetkilisi 147 kişiyi” yargılanmak üzere Malta adasına götürdüler. Bu konuda İngiltere Savunma Bakanlığı, İngiltere Dışişleri Bakanlığı, İngiliz Yüksek Komiserliği, İngiliz Büyükelçiliği ve hatta İngiltere Parlamentosu, 32 ay boyunca yoğun bir çabayla, esirleri cezalandırmak istediler. Tutsak konumundaki Osmanlı Hükümeti, işgal kuvvetleriyle iş birliği yaparak, Osmanlı Arşivlerini işgal kuvvetlerinin emrine sundu.

Buna ek olarak Osmanlı Yönetimi, yargılamaya uluslararası güvenirlilik ve tarafsızlık kazandırmak için, Birinci Dünya Savaşı’nda tarafsız ülkeler olan Danimarka, İsveç, İsviçre, Hollanda ve İspanya hükümetlerine başvurularak, Ermenilere karşı işlendiği iddia edilen suçları soruşturmak için ikişer yargıç görevlendirmelerini istedi.

İngiltere bu girişimi engelledi.

İngiltere Kraliyet Başsavcılığı tarafından büyük çabayla yürütülen yargılamanın ilk safhası olan soruşturma sonunda: “Eldeki belge ve bilgilerin suçlamalar için hukuk mahkemesinde kanıt değeri taşımayacağını, dolayısıyla kimsenin bir hukuk mahkemesi önünde cezalandırılmasının mümkün olmayacağını” İngiltere Dışişlerine bildirdi. İngiltere tüm yetkili birimlerinin işgalci güç olarak, büyük çaba harcayarak, tüm Osmanlı Arşivlerini de ellerinde bulundurmalarına ve hatta ABD’den de belge getirtmelerine karşın, yürüttükleri soruşturma ve yargılama, “yeterli kanıt „olmadığına karar vererek sonuçlanmıştır. Malta’ya götürülen tüm tutuklular 31 Ekim 1921 de, yani 29 aylık tutukluluktan sonra Türkiye’ye geri getirilirler.

İngiltere Kraliyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bu soruşturma, araştırma, yargılama ve karar, 1915 tehcir olaylarının bir soykırım olmadığının son derece önemli bir kanıtıdır. Uluç Gürkan, Malta Yargılaması eserinde, İngilizce kaynaklara dayanarak yaptığı ayrıntılı araştırmada, İngiliz Kraliyet Başsavcılığı’nın vardığı sonucu, “takipsizlik kararı olarak” değerlendirmektedir. Böylece 1915 Ermeni Tehcir (zorunlu göç) olayının bir katliam, ya da soykırım olmadığı, Osmanlı Devleti’nde İşgal gücüne ait bir mahkeme tarafından kanıtlanmıştır. Bu konuya ilişkin karar siyasiler tarafından değil, sadece Yargı tarafından verilebilir. Bu da zaten verilmiştir.

29.04.2021

Alıntı : SES

dusun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Next Post

Deyişler, Semahlar, Nefesler ve Türküler

Sal May 4 , 2021
60 SHARES Share on Facebook Tweet Follow us Share Share Share Share Share