Düşün Haber

YENİ ANAYASA DİKTATÖRLÜK VE FEDERASYON GETİRECEK…

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, , - Tarih :22 Nisan 2013 - Okunma :1.477 kez okundu

 Prof. Dr. Levent SEÇER

Türkiye, bugün tarihinde en zor bir siyasal tıkanmanın içinde. Ancak hala uyuyan toplum, ülkenin nasıl bir sona doğru sürüklendiğinin ne zaman farkına varacak acaba? Yeni bir Anayasada ısrar edenler,  narkozla uyuttukları toplumun uyanmasını istemiyorlar, çünkü asıl felaketin ve gerçeklerin sorgulanmasından korkuyorlar. Aydınlık bir ülke gerçeğinden, ortaçağ dönemine sürüklenen bir ülke, otoriter bir anlayışın hakim olduğu bir sistemle resimlenen bir ülke, işte böyle bir dönemde Anayasa inadı daha da farklı bir tıkanmayı getirecek,  yıllarca ülkede süren terörün, barışa dönüştürülmesi noktasında yaratılan siyasetin, yeni bir Anayasa ısrarıyla toplumsal barışa katkısının yarar sağlamayacağını düşünüyorum.

 YENİ ANAYASA İNADI

 Cumhuriyet’ten ve Atatürk’ten rahatsızlık duymanın verdiği intikam hırsıyla, Osmanlı ruhunun canlandırılmasının resmi.
 
 Çağdaş ve demokratik hiçbir ülkede seçim kazanmış bir siyasi partinin,  halk bana yetki verdi yeni bir Anayasa yapacağım diyemez. Bunun dünyada bir örneğinin olmadığını görüyorum. Bugün AKP yeni bir Anayasa içinde, kendi anlayışının yer almasını istiyor. Yeni bir Anayasada insan hak ve özgürlüklerinin temel olarak yerleşmesi gerek. Bugün Türkiye’de insan özgürlüğünün nasıl sağlandığı ortada. Halkın refahı mutluluğu ve uluslararası saygınlığı simgeleyen devlet anlayışının Batı’ demokrasilerine yansıma şekli önemli. Peki şimdi bunlar
 yaşanıyor mu? İşte bunu söylemek mümkün değil. Toplumla uzlaşma,  hoşgörü ve sevgi yerleşmedikçe, insan hakları ve özgürlük değerlerinin saklı kalması, toplumun hala korku sendromundan kurtulamaması, bana göre yeni bir anayasanın nasıl ve kimlerin ısrarı sonucunda hazırlanacak bunun açıklanması gerek.

 ANAYASANIN TOPLUMSAL ÖNEMİ
 
 Türkiye yeni bir anayasaya hazır mı, işte bunu öncelikle görmek gerek. Yeni Anayasa yapmak toplumun yaşam değerlerinin güvence altında olması anlamına gelmeli. Kendi siyasal kimliğinin bekası için Anayasa yapmak ya da kendine sınırsız haklar sağlayan bir Anayasayı, benim milletim halkım diyerek uyuduğu narkozun etkisinde uyanmadan referanduma götürmek. İşte Anayasanın kabul edilmeden başlayan sıkıntılarıdır.  Mevcut Anayasa düzenimiz, Anayasayı kendi olanakları ile güvence altına almıştır. Anayasanın 81. maddesine göre, milletvekilleri anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağına, Cumhurbaşkanı 103. maddeye göre sadakatten ayrılmamaya, Anayasa Mahkemesi üyeleri kanunları uyarınca Anayasayı koruyacaklarına, hiç bir kimse ya da kurum tarafından baskı altında kalmadan bu sadakatten ayrılmamaya namus ve şerefleri üzerine yemin ederler. 6. maddeye göre, hiç kimse Anayasanın mevcut değerlerinden habersiz asla kişisel kararlar veremez. Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. Bazı kişi ve kurumlara hâkim olanlar, şimdi 12 Eylül darbesinin oluşturduğu 1982 Anayasasını gerekçe göstererek yeni bir Anayasa yapılmasında dayatıyorlar. Yeni bir Anayasanın nasıl bir Anayasa olacağını,  öncelikle çıkıp toplumla açık fikirlilikle saklı kalmadan paylaşılması gerek.
 
 KİMİN İÇİN ANAYASA…

 Türkiye’de gelinen siyasal ortamda, toplumun acaba nasıl ve kimin için bir Anayasa diye sorgulama şansı var mı? Yeni bir Anayasanın nasıl bir gelecek sunduğunu hazırlayanların dışında, acaba toplum neler biliyor? Bilinen gerçeği milletle paylaşmak gerek. Yeni anayasa
öncelikle ülkeye diktatörlük ve federasyonluk getirecek.
Yani ülke eyaletlere bölünecek. Belki de istenenlerin başında bu geliyor. Asıl önemli tarafı da (RTE) nin arzuladığı diktatörlük, ülke de şimdi askeri değil sivil bir darbenin resmi yok mu? Geçmiş darbelerde asker vardı, şimdi sadece değişen sivil darbenin yaratıcıları değil mi?  Osmanlıyı yeniden inşa etmek, Atatürk yok sayılacak, Türklük değerleri silinecek, milli değerlerimiz yok sayılacak. Türkiye gerçekten siyasal tarihinde çok kritik bir süreçten geçiyor, tüm çağdaş değerler yok sayılıyor. Anayasa mahkemesi başkanı çıkıp ” Laiklik demokrasiyi yok ediyor” diyebiliyor. Hiç bir demokratik ülkede bir Anayasa Mahkemesi Başkanı, siyasi bir manada açıklama yorum yapamaz.

 Bugün ülkede sisteme hâkim olan bir parti, başkalarının istediği doğrultuda (ABD) bir Anayasa yapmak istiyor, ona söz verdiği için bunu yapacak. Sonrasında ülkeye tek başına hâkim olmak, yani bende Başkanlık istiyorum demek. ABD Ortadoğu politikasının istediği anlamda gelişmeyen seyrini değiştirmek adına etkileyebileceği tek ülke Türkiye olduğunu biliyor. Ama yarın olası kabul edilmesi halinde, bunun şimdilik mümkün görünmediğini söyleyelim. Bu takdirde kabul edildiğini varsayarsak, ülke nasıl bir felaketin içinde kalacağını şimdiden düşünmek bile istemiyorum. Felaket tellallığı yapıyorsun diyenler olacak, ama ben gerçeklerin burada kendimce yansımalarını anlatmaya çalışıyorum. Bu günün CHP’si gerçek anlamda demokrasi isteyen tek parti, bunun için yeni Anayasadaki tuzakları gördüğü için karşı çıkmaya devam ediyor. Ama CHP’nin kendi yaşadığı çalkantılı dönemin dışında kalıp, felaketi görerek daha etkin siyaset yapmalı. Bununda altını çizmek zorundayım.

 AKP’nin kurnaz bir siyaset anlayışı içinde ülkenin nasıl bir çarkın içinde kaldığını görmüyor. Bir tek konuşan adam var Başbakan. Koca bir ülkede sadece bir tek kaderi tayin eden adam olması demek. Bana göre demokrasinin nasıl bir adının olmasının da açıklanması mümkün olabilir mi? Bugün akil insanlar komedisinin yaşandığı bir ülkede, ben yeni bir Anayasanın topluma yansıtılmayan gerçeklerinin de açıklanmasından yanayım. Toplumun tüm kesimlerinin onadığı bir anayasa mı, yoksa (RTE)  nın istediği bir Anayasa mı? Keşke on yıldır din afyonuyla uyuyan halk, bu uykudan uyanabilseydi, uyanabilseydi de çağdaş bir ülkenin nasıl bir tıkanmanın ortasında kaldığını görebilseydi.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler