Düşün Haber

YALAKALIK DALKAVUKLUK KÜLTÜRÜNE TESLİM OLAN SİYASET…

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :14 Ocak 2014 - Okunma :3.972 kez okundu


Prof. Dr. Levent SEÇER

VİCTOR MARİE HUGO (1802-1885) ‘Dürüstlüğün getirisinin yerine, dalkavukluğun ve yalakalığın getirisini koyarsanız o ülke yok olmaya mahkumdur” diyor.

Bugün Türkiye’de yaşananlara baktığımızda işte gördüğümüz manzara. Bir TV programında Spor yorumcusu Rıdvan Dilmen, ”Başbakana haksızlık yapılıyor” diyor. Sormak gerek bay Dilmen’e, acaba şu anda Türkiye’nin içine düştüğü siyasal çarkın arasında kalmasında kim ya da kimler sorumludur? Sen bir spor adamısın senin siyaseti ya da bir siyasetçi adına yorum yapmak neyine. Türk sporunun içine düştüğü tabloya baktığımızda, dünya ile aramızda kalan uçurumun farkında değil galiba Bay Dilmen. Başbakana dalkavukluk yapmak adına, böyle bir açıklama yapmayı ben bir spor adamına yakıştıramadım.

DALKAVUKLUK KÜLTÜRÜ…

Türkiye zor bir dönemden geçiyor. Böyle bir anda her Türk vatandaşının elbette sorumlulukları vardır. Ancak Atatürk ve laik düşünce anlayışının, Türk kimliğinin, cumhuriyetin ve tarihin yok edilmesine karşı nefret duygusu taşıyanların yanında yer almak, bana göre hangi tür sorumluluktur bunu Victor Hugo’nun sözlerinde düşünmek gerek. Demokrasi bir ülkede fikirlerin paylaşımıdır, ama siz sadece ”benim düşünce anlayışımı kabul edeceksiniz” derseniz, işte bu demokrasinin o ülkede yara alması demektir. Sanata ”UCUBE” sanatçıya ”ULAN’‘ diyen bir anlayışın hala bu ülke de alkışlandığını görmek gelecek adına endişelendiriyor beni. Fransa’da 14’Lui ”Kanun Benim” demişti, peki Türkiye’de bunun adı nasıl açıklanıyor acaba? 76 milyon bir ülkede sadece tek bir insanın konuşuyor olmasına nasıl demokrasi var diyebilirsiniz?

Başbakan ”Bu ülkede sanat bilim düşünce özgürlüğü vardır” diyor bu nasıl bir özgürlüktür? Her sabah saat altıda yatağından korkarak kalkan bir insanın bu ülkede yaşama özgürlüğü var mıdır? Basın sansürlenmiş, gazeteciler yazarlar düşünen yazan insanlar hapsedilmiş, ama sadece tek bir güç var konuşan ve  kanun benim diyen. Bir spor adamının bile bu kültürün içinde dalkavukluk yapması anlaşılır gibi değil. Hoşgörüsüz, sabırsız, kin ve ihtiras dolu bir Başbakan. Türk kimliğini unutun diyor, andımızı yasaklıyor, bu ülkenin var olmasında tarih yazmış iki insana Atatürk ve İsmet İnönü’ye ”iki ayyaş” diyor, alev almaya hazır bir toplumu ikiye bölüyor, demokrasi istemek için sokakta yürüyen halka ”ben polise emir verdim” diyor, günahsız insanlar ölüyor bu ülke de. Sana karşı olanı daha hoşgörüyle karşılayarak konuşman gerekirken, sen onların üzerine öfkeyle topla tüfekle gidiyorsun bumu demokrasi insan hak ve özgürlükleri? Ben düşüncelerimi okurlarımla paylaşmaktan korkar hale gelirsem, bunun adı var dediğiniz düşünce özgürlüğüne nasıl yazılır acaba? Medya ya da yandaş medya diyorlar, halkı haber alma bilgilendirme özgürlüğünden neden hala geride bırakıyor, halkın kendisini yönetenleri sorgulama hakkını yok ediyor.

Bir ülkede hükümet medya da tüm kanalları elinde tutuyorsa bunun adı otoriter bir rejim yansımasının adı değil midir? Gazeteci haber alma ve bunu okuruyla paylaşma hakkına sahip değil, bugün hangi ülkede basına yasak getiriliyor? Ama hükümet kendi düşüncesini yansıtan, buna dalkavukluk kültürü dediğimiz anlayışa karışmıyor. İnançların esiri olmuş bir toplum,  işte Türkiye’nin kaderini bu cahil kesim belirliyor. Çünkü anlatılan her yalana inanıyor kendini bile idare edemeyen cahil ”Güdülmüş toplum” işte Türkiye’de yaşanan gerçeğin ta kendisi.

İNANÇLARA TESLİM TOPLUM…

Türkiye artık inançların siyasete teslimini yaşıyor. Hızla ümmet kültürünün yaygınlaşması ürkütücü bana kalırsa. Eğitim ve bilim değerlerinin kaybolduğu bir toplum yaratırsanız felaketi getirmiş olursunuz. Din her zaman bilimi düşman olarak görmüştür, ama bugün ülkeyi yöneten anlayış bunun böyle olmasını istiyor, toplumun aydınlanmasını istemiyor. Özellikle bugün Avrupa’da yaşayan Türk toplumu bu anlayışın esiri değil mi?

Avusturya’dan bir grup milli iradeye saygı adıyla gelmiş ve Başbakana destek vermek için konuşmalar etkinlikler düzenliyor. Bugün dünyanın hiç bir yerinde böyle bir skandal gösteriler yapılmaz. Bu neyin gösterisidir anlamış değilim. Bunu Avrupa’da faaliyet gösteren halkın inanç duygusunu kullanarak din sömürüsü altında insan duygularını satın alan bir kuruluş var AKP‘nin adeta sözcülüğün yapan (UETD) olması düşündürücü değil mi? Başbakana neyin saygısını gösterecekler merak ediyorum.

Türkiye’de son günlerde tüm dünyanın seyrettiği bir deprem yaşandı,12 yıl iktidarda olan bir hükümet. Adalet için varım diyen bir iktidar, ama korkunç manzara inkâr edilemeyecek biçimde yaşananlar ortada. Adalet için varım diyen bir zihniyetin toplumun tepkisine kulak asmadan daha duyarlı etkin biçimde kararlar almasını beklemek yerine, bunun bir komplo olarak başka kanallara çekilmesi olayına bir isim verememek düşündürücü değil midir? Adaletli olmak anlayışı bumudur? Şimdi milli iradeye saygı diye insanları Avrupa’dan getirmek burada neyin haklılığını gösterecek merak ediyorum.

Ben bu ülkenin bir daha asla temizleneceğine inanmıyorum. Korkularım asıl bundan sonra başlayacak. AKP her üç seçimden kazançlı çıkarsa, öyle sanıyorum ki Başbakan daha da güç kazanacak ve asıl fırtına işte o zaman kopacak. Siyaset yapmayı düşündüğüm partiye gelince, ne yazık ki her seçim döneminde olduğu gibi yanlış yönetilmenin bedelini AKP pay olarak alacak.

Şimdi de Deniz Baykal sahneye çıktı, bugüne kadar CHP‘sine zarar vermiş bir lider olarak, nasıl bir oyunun içinde olduğunu sadece kendisi biliyor olmalı. Yazık bu ülkeye çok yazık.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler