Düşün Haber

ULAN ÜZERİNE BİR FABL…

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :13 Ocak 2014 - Okunma :1.553 kez okundu

Mehmet Halil ARIK 

Emekli Eğitimci – DENİZLİ

mehmethalilarik@gmail.com

Küfürbazmış ormandaki ayılardan biri…

Bir gün ona, bir gün buna…

Söylenir dururmuş habire …ileri geri…

Kemik yokmuş dilinde…

Benim… diyerek girermiş söze;

Kendinin sanırmış hepsini… ormanın

Sayıp dökermiş nesi var nesi yoksa…

Birileri… diyerek girermiş söze;

Onca azar ve öfkeden sonra, kıpkırmızı suratla;

Onlar… diyerek getirirmiş sözünün gerisini.

Kader midir; kısmet midir, yoksa icazetle mi..

İşte orası meçhul;

Nasıl olmuşsa olmuş…

Bu küfürbaz ayımız… kendisini;

Yöneten makamda bulmuş!..

Cennet… demiş aldatmış….

Cehennemle korkutmuş…

Hurilerle avutmuş!…

Makam sahibi… olmaya olmuş amma;

Ne huyundan vazgeçmiş,

Ne de  bildiği küfürlerin, bir tekini unutmuş!…

Kibir desen… o’nda var…mış

Öfke desen.. o’nda var…mış

Hoşgörüden eser olmasa bile;

Vurgun, talan.. kin, nefret; herkesten çok onda var…mış

Bir gün kartalı severmiş; kumruyu yermiş;

Devresi gün, gözdesi tilkiler imiş…

Kolunda hamam böcekleri,

Döne döne yastık gezen pireler,

Makamlara kurulmuş birer danışman olmuş!…

Yuvarlanan tencere, uygun kapağı bulmuş!..

Taşlar da bağlanıpta, güven tesis olunca,

Deme keyfine gitsin… Ayımız çok mutluymuş!..

O meydan benim, bu kürsü senin …

Bir gün orman içinde, beş gün orman dışında…

Gezilmedik yeri kalmamış, uzak-yakın çevrenin!…

Her gün yeni gündem koyarmış kendine göre…

Uçakta, sokakta…kürsüde… hep önde…

Yüzlerce, koruma… uçkurcu, peşkirci hep çevresinde…

Parmaklar ilerde…

Öfke dilinde…eli belinde…

Ağu şerbet olup akarmış sanki… hitabetinde.

Ulan dermiş ikide bir…rakiplerine…

Ve gelirmiş arkadan, öfkeli sözler:

Ama ne sözler!… dinleyen kudururmuş!..

Ne var ki o; öfke kusan kendi hitabetinde,

Kendince; özlü sanat bulurmuş.

Bu söz kirli bu temiz…deyip de, aldırmazmış;

Savururmuş!…

“Bizim, hayallerimize akılları yetişmez…

Ulan onlar kim ki be!… Üç koyunu güdemez

Ustayız biz… Bizimle boy ölçüşemez… “

Sert söylemlerle hala soğumayınca yüreği;

Çok daha ileri gidermiş…

Kıpırdarmış dudaklar…amma;

Belli etmezmiş..

“Biz küfretmeyiz… Edep ya huuu!. “

Deyiverince..

Her şey süt liman olur;  ortalık bir anda edep kesermiş!..,

Medyanın yalancısıyız doğrumu bilmeyiz amma,

Kapıların ardında; bakan bile dövermiş!…

Olsun… derlermiş yandaşları; “kusur mudur bu!?..”

Kadı kızında bulunurmuş da kusur; onda kusur ne gezermiş!…

Öfke gelince, akıl gitmiştir, bu kusur mudur…?

Üzerinde durmayıp, örtüp geçiştirirlermiş.

Salım salım salındıkça ormanda

O kabadayı…Yani küfürbaz ayı;

Memleket gururla inim inim inlermiş!..

Kıpkızıl kesilirmiş bazen… öfkelenince…

Tekrarlanırmış sahne, her keresinde..

Karşısında üç-beş muhalifi bir arada görünce.

Bazen tarih olurmuş konu,

Bazen de, bu ormanı kuranlar…

Bazen çapulcu olur, bazen de iki sarhoş…

Görmesi gerekmezmiş bile; kızıp köpürmek için,

Hayal bile yetermiş.

Meydanda, mecliste… mitingte!…

Açarmış ağzını yumarmış gözünü…

Verip veriştirirmiş… Verip veriştirirmiş!..

Hele bir de üç alkış sesi duymaya görsün….

Küfürden de ağır sözler edermiş… de;

Dinleyenler; aşk olsun bunca sözü yutana,

Yutup da katlanana…

Katlanıp sessiz kalana…

Sessiz kalıp, dilsiz şeytan olana.. derlermiş!..

Akıl, izan ve de vican sahibi, ormanın sakinleri..

Vicdanları titreyip, kahrederlermiş!…

*

İçten içe büyümüş öfkesi ahalinin…

Lanetler okumuşlar, adı batsın… bu talihin!..

Demişler…artık bıçak kemikte…

Böyle gelmişse bile.. daim gitmez ki böyle!..

Neden katlanırız ki bu küfürbaz ayıya…

Armudun iyisi ona, ayvanın irisi bize…

Dayandı gayri bıçak, artık kemiğe

Bir yolunu bulmalı, getirmeliyiz dize…

Acıyı bal eyleyen biz…emeği ter eyleyen biz…

Semeri taşıyan biz;

Hep binerler sırtımıza; hiç şikayet etmeyiz..

Bindirmeyi biliriz,

Neden ki; indirmeyi bilmeyiz!?…

Koyun olduk sayıldık, inek olduk sağıldık…

Birleşmeyi bilmedik, paramparça dağıldık…

Oysa güç bizim… bu ormanda…

Haklı biziz, güçlü biziz,  çünkü biz üreteniz!…

Anlatmalıyız bunu, usanmadan herkese..

Çekilen acılarla…geçmişten gelen dersle…

Bitmeyen, tükenmeyen… azimle; kısılmayan nefesle…

Bıkmadan-usanmadan, sokakta… meydanda, kürsüde, evde, …

Gece gündüz demeden… her zaman ve her yerde!…

Gün olur da bir gün birleşmeyi bilirsek…

Kötüyü yıkmak için, biz de omuz verirsek,

Ormanın kurtuluşu elimizdedir dersek,

Sırt dönmeyi değil de el vermeyi bilirsek;

Nasıl o gün, sırtımıza  bindirmeyi bilmişsek…

İşte o gün; hiç tereddüt etmeden…

İndirmeyi biliriz!…

*

Ha gayret!…

Diren!…

Günü geldi defetmenin…

Tutmuyor artık, ayıda fren!…

Diren!…

Diren!… Diren!…              22.11.203                                 

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler