Düşün Haber

TÜRKİYE’DE ÇATIŞMANIN TEMEL NEDENİ

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :28 Kasım 2012 - Okunma :1.551 kez okundu

Nurullah AYDIN

26 Kasım 2012-ANKARA

Türkiye’de ve bölge’de çatışma devam ediyor.

Osmanlı’nın çözülüş ve yıkılış sürecinde ve cumhuriyet döneminde;

Gönlü, zihni, ufku Batıya dönük olanlar, mutlak manada Batıcılarla,

Gönlü, zihni, ufku Araplara dönük olanlar, mutlak manada Arapçılarla

Gönlü, zihni, ufku Ortaçağa dönük olanlar, mutlak manada Arap kültürünü ihya etmeyi düşünen  Ümmetçilerle

Gönlü, zihni, ufku Türk Milleti’ne, Türk tarihine Türk kimliğine dönük olan, mutlak manada Türk kültür ve medeniyeti yeniden ihya ve inşa etmek isteyenler arasında siyasi mücadele sürüyor.

Türkiye’de uzun yıllar şekil üzerinden siyasi mücadele sürmüştür.

Dönemsel olarak gerçekleri haykıran gençlerden hınç alınmıştır.

Oysa bir toplum; kendi müziğini, edebiyatını, sanatını, mimarisinin ortaya çıkarabildiği ölçüde ileriye gidebilir.

Türkiye’de mutlak cebri modernleşmenin, batılılaşmanın öncüsü, tepeden inmeci, millete kültür, değer uyduran anlayışın temsilcisi olarak görülen Avrupa vesayetine karşı duranlara milletin oy verdiği ancak oy alanların tekrar Avrupa vesayetine mahkum oldukları açıktır.

Türkiye’de çok partili siyasi hayatın bir özeti, bu perspektiften baktığımızda millet, vesayetçi sistemin ana unsuru olarak gördüğü Avrupa-batı vesayetin karşısında kim varsa ona oy veriyor. Bu vesayetin sivil uzantısı olarak gördüğü, bunun kültür, sanat, edebiyat, siyaset alanındaki kodu olarak gördükleri her zihniyetinin karşısında kim varsa ona oy veriyor.

Merkez sağ ve merkez sol partiler gerçek merkez partiler değildir. Her yeni sağ parti bir öncekinin yapamadığını yapıyor. Ama vesayet rejimi daha kapsamlı olarak devam ediyor. Merkez partiler, Avrupa vesayetten medet umar alışkanlıklarını bir tarafa bırakamıyor. Merkez partiler milletin inançlarını istismar oyunlarını bir tarafa koysa. Bütün bunları yapıp yeni bir merkez partiler olsalar, Türkiye siyaseti de başka bir noktaya doğru gidecektir.

Bugünkü verilerle konuşulduğunda iki yüzyıldır süren siyasi, fikri mücadelede her türlü zorluklara rağmen bu millet kendi yolunu bulamıyor, su yatağını bulamıyor.

Tarihler, aktörler, partiler değişir ama sonuç itibarıyla 200 yıldır süren bu siyasi mücadele aynıdır. Sorunların bu topraklardaki özeti budur.

Türkiye’nin önündeki 4 temel sorun yargının siyasallaşması, ekonomik sistemdeki değişiklikler, toplumsal barışın sağlanması ve dış politikadır.

Siyasi Partiler Yasası’nın, Seçim Yasası’nın, Meclis İç Tüzüğü’nün değişmesi gerekir.

Türkiye’nin bundan sonra ekonomik sistemindeki makro düzeyde yapmış olduğu değişiklikleri gözden geçirmesi gerekir. Üretime dayanan, istihdamı artıran, ihracat yapan ekonomiye dönüştürmesi lazım. Bunun için de Türkiye’nin önümüzdeki 10 yıldaki en temel meselelerinden birisi, özellikle gelir dağılımı adaletini, yeni orta sınıfların oluşturulmasını sağlayacak ekonomik programında revizyonlara giderek, bu atılımları yapması gerekir.

Türkiye’de iktisadi elitle başa çıkmanın yolu, iktisadi hayattaki gücü topluma yaymak ve yeni orta sınıfları hareketlendirmesidir.

Türkiye’deki terör, uluslararası terör siyasetidir.

Türk kültür ve medeniyetinin temel değerleri, her türlü terör siyasetinin silahını kıracak kadar güçlüdür. Bunun da en somut yolu, Hakkâri Yüksekova’daki çobanla, milletvekilinin, gazetecinin işadamının, Cumhurbaşkanının gerçekten eşit olduğu bir Türkiye kurmaktır.

Dış politikada yapılması gerekenler açıktır.

Türkiye sadece bu coğrafyada değil, dünyanın birçok yerinde çatışmacı, sorun çıkarıcı çok etkin bir ülke haline geldi. Nerede sakin ortam varsa orayı karıştırmak için can atan bir siyasi zihniyet var.

Türkiye’nin etrafına yeniden demir perdeler örülmeye çalışılıyor.

Oysa; Türkiye’nin önümüzdeki süreç içerisinde yapması gereken, bu bölgeyi yeniden esenlik yurdu haline getirmektir.

Bu bölgenin bütün insanlarının aynı coğrafyanın dost, kardeş, müttefik insanlar olduğunu, aynı medeniyetin birer mensubu olduğunu ortaya koyacak çalışmaları gerçekleştirmektir.

Bölgede esenlik sağlanmadan, bölge halklarının birliği, bütünlüğü sağlanmadan ne Ortadoğu dirlik içerisinde olur ne de dünya barışı tesis edilebilir.

Günün Sözü: Zulmeden zalim, adaletsizdir, haksızdır, yalancıdır. 

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler