Düşün Haber

TÜRKİYE-SURİYE İLİŞKİLERİ NEREYE DOĞRU GİDİYOR? Mehmet Sebih Altun

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, , , - Tarih :02 Temmuz 2012 - Okunma :2.810 kez okundu

Mehmet Sebih Altun

* Akılcı bir siyaset devreye sokulmadıkça kaybeden her zaman oyuna gelendir.

* Ülke olarak oyuna gelenlerden olmamak için akılla mantıkla ülke menfaatlerini gözeterek hareket edilmelidir.

Son dönemlerde Türkiye-Suriye ilişkileri dibe vurdu. Türkiye’nin muhalif güçlere verdiği destek Beşşar Esad’ın Türküye ye karşı güttüğü antipati dozu hızla yükselerek devam etti. Bu da Türkiye ye uluslararası düzeyde farklı bir konum kazandırdı. Türkiye’nin bölgede güçlü konuma gelmesini isteyip aynı zamanda da global anlamda da zayıf düşmesini isteyen güçler sözde Türkiye’nin Ortadoğu da ki rolü benimsetilerek alttan pohpohlamaya çalışılıyor. Güçlü devletsiniz diyerek bizi ateşe atmak istedikleri belli. Son olarak Türkiye nin Suriye’nin iç işlerine karışmasını sağlamak için oluşturulan probogandist düşünce her iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmiş durumda. Bunun sonucu olarak TSK’ ya ait keşif uçağının Suriye tarafından düşürülmesinin akıllarda ki korkulan senaryoların bir bir işlendiğini ortaya koydu.

Düşen uçağın akıbeti halen belli olmamakla beraber pilotların da ne durumda oldukları henüz netlik kazanmadı. Bu provokatif saldırı ülkenin getirilmek istenen durumu ortaya konmaktadır. Suriye’nin Türkiye algısı burada ne kadar düşmanca olduğu tartışılmalıdır. Olaya iyimser yaklaşıldığı sürece bu tür olayların devam etmesi kaçınılmazdır. Türkiye’nin Suriye politikası yeniden gözden geçirilmesi gereken bir husustur. Savaşın eşiğine gelen bu iki komşu ülke birbirlerine olan düşman algısı uzun zamandan beri devam eden bir konudur. Türkiye ye göre Suriye teröre sürekli yardım ve yataklık eden, su kaynaklarını paylaşımında sürekli problem yaratan, aynı zaman da bulunduğu coğrafi konum itibariyle Türkiye’nin toprak bütünlüğüne müdahale de bulunulduğu gerekçesiyle Suriye düşman ülke konumuna yerleşti.

Suriye ye baktığımız zaman onlarda Türkiye yi su kaynaklarını adil olarak paylaşmadığını iddia ediyor, batının destekçisi olarak gördüğü için kendisini her an deşifre edeceği korkusunu taşımakta ve batı yanlısı olarak gördüğü Türkiye yi en yakın düşman olarak görüyor, her attığı adımı yargılıyor ve de kendi rejimini eleştirip Arap dünyasında Suriye’yi küçük düşürdüğü gerekçesiyle aşırı bir antipati duygusu besleme ye başladı. Bu düşüncelerle her iki ülkeyi akıl almaz bir süreç beklemektedir. Birbirlerine düşman gözüyle bakan bu iki güç, bir daha arzulanan ilişkileri yakalayabilir mi?

Normalleşme sürecine girerken tam da vizelerin kaldırıldığı, ekonomik iş birliğinin sağlandığı, heyetlerin birbirlerini sıkça ziyaret ettiği, birbirlerini tehdit olarak gören iki güç tamda bu mantaliteyi kırıp bölgesel işbirliğine hazırlanırken Arap baharı olarak bilinen gösterilerin Suriye yankıları bu ilişkiler baltalamaya başladı. Özellikle Türk yetkililerin muhaliflere verdiği destek ve Esad’a karşı yürütmüş olduğu politika ilişkileri iyice raydan çıkardı. Son olarak Türk uçağının düşürülmesi bu ilişkilerin bir daha eskisi gibi olmayacağının tek kanıtı olarak hafızalarda yer alacaktır.

Batının muhaliflere verdiği destek Esad’ın da İran, Rusya ve Çin halk cumhuriyetine sırtını dayaması olayları daha da vahim hale getiriyor. Şimdi gizli güçlerin istediği senaryo bir bir yerine getirilemeye çalışılıyor. Türkiye’nin Suriye ile ilişkilerin bozulması emperyalist güçlerin işlerine yaramaktan başka hiç bir anlam taşımamaktadır. Çünkü her iki ülke birbirlerine karşı kendilerini güçlü kılmak için silah alımı yapmak isteyeceklerdir. Bu durumda silah sanayisi güçlü ülkeler bu ortamdan kendilerine pay çıkarma peşindeler. Her iki ülkenin savaşa sürüklemesi de bu düşünceden ibarettir. İstenilen oyun sergilenirse alkışlamak ta onların tek eseri olacaktır. Ne NATO ne BM bu konuda somut bir adım atacağı kanaatini taşımamaktayım.

Savaştan beslenen bu ülkeler orta doğuyu karıştırma çabaları sonuçsuz bırakmak tek amacımız olmalıdır. Her atılacak adımı ona göre sergilenmelidir. Türkiye emperyalist güçlerin müttefik oyunlarına gelmemeli bence. Bu konudaki insitiyatif yine parlamento ya düşmektedir. Siyasal partilerin beraber oluşturacağı konsensüs Türkiye’nin atacağı kararlı adımlara zemin oluşturacaktır. Uçağın düşme sebeplerine bakılarak tamamen düşmanca bir yaklaşımla düşürülmüşse buna karşı oluşturulacak yeni konsept Türkiye’nin dünya medyasında nasıl bir prestij yakalayacağına değil ülkenin güvenliğini düşünerek hareket edilmelidir. Bu tepki kesinlikle seçim aracı ya da siyasi malzeme aracı olarak kullanılmamalıdır. Sonuçta 70 milyonluk halk adına bir karar veriliyor. Bu karar sağduyu ve sebep-sonuç ilişkisi içerisinde iyi değerlendirmek gerekiyor.

Elbette bu konuda ki kararlılık çok önemli. Bu kararlılığın devamı stratejik duruş açısından çok önemli. Savaşın nelere mal olacağı iyice kavranmalıdır. Böyle durumlarda öfkeyle değil akılla hareket edilmelidir. Sonunda oldu olacak. Sürekli Suriye’nin yaptığı siyaseti eleştirip bunun karşısında hiç bir ülke adım atmazken gidip uluslararası arenada aşırı tepkini defalarca dile getirmek, ateşe körükle gitmekten başka hiç bir anlam taşımamaktadır.

Böyle bir strateji tamamen ülkede fikirsel bir kozmopolitan düşünce algısı ortaya çıkarır. Çünkü ülkesinin uluslararası düzeyde güvenliğini sağlamak siyasal parlamentonun en önemli görevidir. Bu görevden taviz verildiği zaman hiç yoktan bir savaş düşüncesi ortaya çıkar. Bu da ülkeyi bataklığa sürükler. Bu tür oyunlar beraberliği birliği baltalamaya yöneliktir. Akılcı bir siyaset devreye sokulmadıkça kaybeden her zaman oyuna gelendir. Ülke olarak oyuna gelenlerden olmamak için akılla mantıkla ülke menfaatlerini gözeterek hareket edilmelidir.

Esen kalın…

msebihaltun@gmail.com

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler