Düşün Haber

TÜRK MİLLETİ’NE TUZAK (I ) ve KİRLİ HAYALLERİNİN ESİRİ OLANLAR – (II)

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :15 Ekim 2014 - Okunma :1.299 kez okundu

Nurullah AYDIN

10 Ekim 2014- ANKARA

TÜRK MİLLETİ’NE TUZAK (I )

Türküm demeyen Türk Milleti demeyen, milletimiz diyen hangi milletten olduğunu açıklayamayan tipler yetiştirildi. Etkili ve yetkili kılındı.

Din dediler Müslümanları böldüler, halkımız dediler halkı böldüler.

Barış dediler çatışma ortamına sürüklediler.
Kardeş dediler birlikte yaşayan insanları kin nefretle ayrıştırdılar.

Ahlak iman peygamber dediler, yalancılığı hırsızlığı fitneyi katliamı meşru gördüler.

Osmanlı hayalleriyle Türk Milleti’ni, bölge halklarını birbirine düşürdüler. İslamcı bölücü terör örgütleri kurdular, desteklediler. Bölgeyi kan gölüne çevirdiler.

Neyin mücadelesi bu?

Çok yönlü asimetrik psikolojik savaşın tüm unsurları kullanılmış oluyor.

Uygulanan operasyon, uzun zamandır sinsice planlanan operasyonudur. Bu her alanda uygulamadadır.

Sinsice planlanan ve uygulamaya konulan operasyonları, mankurtlaşmış beyinler tersini algılıyor. Bazılarına göre ise onlara direnmek olanaksız. Devşirme eğitimi bu algıyı emrediyor. Düne kadar sebatayistler ülkeyi yönetiyor diye bağırıyorlardı. Bugün; etnik dönmeler, liboş, dönek solcu ve cemaatçi, tarikatçı kimliği altında etkili ve yetkililer.

Batı; tarih boyunca hep aynı oyunu uygulamıştır. Türkleri; doğal müttefiki olan, etle tırnak gibi olduğu halklardan birer birer kopartmak.

1922 yılında; içteki dönmeler sevinçle işgalcilere kucak açarken çözüm olarak Amerikan mandası, İngiliz idaresi istiyorlardı.

Ne ilginç şimdi de; hayalleriyle yaşayanlar, yıllar sonra liboş, dönek solcu ve tarikat cemaat işbirliği ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, kıskaç altına aldılar. Çaresiz aydınlara, umutsuzluk operasyonu yapıyorlar. Birileri had safhada çok ama çok seviniyor.

İleri Demokrasi projesi ile Avrupa Birliği uyum yasaları ile uygula diyorlar. Yani; çözüm olarak önerilen, Türk kelimesini her yerden sil, federasyon ol, kendini parçala diyorlar!’

İktidar da muhalefet de; Brüksel ve Washington’a bakıyor. O merkezler ancak iktidar vizesi veriyor. Elbette oralara hesabı vermek zorunda olduklarını biliyorlar.

ABD ve AB; yüzlerce yıllık deneyimi ile uyguladığı yüzlerce proje ile başaramadığını şimdilerde başaracağına inanıyor. Çünkü ilk defa Türk Milleti’nin ana unsurlarını zihnen devşirmenin rahatlığı içinde. Endişesi ise; Türk Milleti’nin feraseti! Yani engin sağduyusu!

Batı; aydınları, akademisyenleri gazetecisi, siyasetçisi, cemaatçisi devşirilen Türk Milleti’nin, kurgulanan bu düzeneğe gelmeyeceği endişesini yaşıyor.

Görülen o ki; Türk Milleti’nin direnç gücü hem batıyı hem kabesi Batıcı olanları epeyce korkutuyor. O nedenle de ülkeyi yönetenlere, Türk Milleti’ni küçük azınlık topluluklarla aynı orandaymış gibi tanımlama getirtiyor.

Proje; Türk Milleti’nin devletin’den kopartılması, azınlıkların çoğunluğu yönetmesini sağlayan devlet yapılanmasını sağlamak. Ulus devlet ve üniter yapıyı tersyüz etmek. Türk Milleti’nin tarihi kimliğini unutturmak, Arap tarihini İslam tarihi gibi, Avrupa tarihi kültürü ve değerlerini çağdaş değerler ve kültürmüş gibi benimsetmek! Türk yurdunu kimliksizleştirerek yığınların ülkesi haline getirmek!

Türk Milleti’nin temel özelliği; bağımsızlık tutkusu ve onu sağlayan tarihi birikimi ve kültür değerleridir. Türk Milleti’ne güvenmeyen ve aşağılayanlar ya onu hiç tanımayanlardır ya da bu söylemin yıkıcı gücünden faydalananlardır.

Sıkıştırılmaya, sarsılmaya devam eden Türk Milleti; tüm unsurlarıyla biraraya gelerek, vatanı vatan olmaktan çıkarmak isteyenleri, kendi milletini kimliksizleştirenleri bilmelidir.

Durum, geçen yüzyıl başından daha kötü değildir. Bu millet dün neydiyse bugün de O’dur, yarın da O olacaktır.

Birleştirici, barıştırıcı, barış içinde bir ve beraber olma bilinci; ülke sathına yansıtılmalıdır.

Günün Sözü: Her milletin kötü dönemlerinde yiğitleri sahneye çıkar.

*********************************

Nurullah AYDIN

15 Ekim 2014-ANKARA

KİRLİ HAYALLERİNİN ESİRİ OLANLAR – (II)

Her insan hayal kurar. Sevmek sevilmek, zengin olmak, makam sahibi olmak üretken olmak, kalıcı faydalı eser vermek, insanlara hayvanlara bitkilere, doğaya sahip çıkmak korumak gibi.

Ancak bir de kirli emellerini gerçekleştirmek için güler yüzle, sahte dille hareket eden hayalleri olanlar vardır.

Onlar papağan gibi aynı kavramları, aynı konuları sayıklarlar.

Onlar yalancıdırlar.

Onlar hayallerinin esiridirler.

Onlar egoisttirler.

Onlar bencildirler.

Onlar istismarcıdırlar.

Onlar tuzak kurarlar.

Onlar kumpas kurarlar.

Onlar dostlarını hemen satanlardır.

Onar kardeş dediklerine sırtlarını dönenlerdir.

Çığırtkanlıkları; diktatör ve yandaşlarının halkı sömürmesinin ve gütmesinin bilinmesini önlüyor.

Sırıtkanlıkları; insanların insanca ve hakça yaşama bilincine varmasını önlüyor.

Çabaları; İslam din istismarcılığının örtülmesini sağlıyor.

Amaçları; hırsızlığın, devleti soymanın, yalanın, talanın, soygunun, haksızlığın, eşitsizliğin, adaletsizliğin konuşulmasını tartışılmasını önlemektir.

Bilimden sanattan teknolojiden uzak din istismarcıları; ortaçağ dinler savaşını yeniden canlandırmak çabasındadırlar.

Türkiye ve Ortadoğu Dünya’nın en önemli jeopolitik ve jeostratejik öneme haiz bölgesidir.

Ortadoğu; kan, vahşet ve yıkım bölgesidir.

Ortadoğu; İnsanlık tarihinin mirasının bulunduğu kentler yakılıp yıkılırken, müzeler soyulurken, kinin nefretin ve öfkenin din adıyla insanların beyinlerine yerleştirildiği bir coğrafyadır.

Dünyanın diğer bölgeleri barış içinde yaşarken, Ortadoğu’nun kan, yıkım vahşet bölgesi olmasının sebebi; dindar, kindar ve ırkçı insanlar yetiştirilmesidir.

Hırsızlığın, yalanın talanın meşru görüldüğü, barış içinde birlikte yaşama düşüncesinin, insan haklarının, eşitliğin, evrensel insani değerlerin ortaçağ din hurafeleriyle tersyüz edildiği bölgedir.

Ortadoğu; tarihin yazıldığı, uygarlıkların oluştuğu, üç dinin ortaya çıktığı, halkların kimlik kavgası verdiği, Asyalıların, Avrupalıların egemen olmak için mücadele ettiği, petrol ve doğal gaz zengini bir bölgedir.

Türkiye; dünya üzerinde sorun olarak gözüken Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu ve Körfez bölgelerinin ortasında yer almaktadır. Bu konumu, O’nu, bu bölgelerde çıkarları olan ülkeler açısından vazgeçilmez yapmaktadır.

Her devlet; kendine göre doğru kabul ettiği bir alanda içinde yaşadığı mücadelenin stratejisini belirler ve uygulamaya çalışır.

Her toplumun her devletin mücadele alanı vardır.

Bir yerde mücadele varsa, bir yerlerden de tehdit geliyor demektir.

Hemen her toplumda; duyarlılık katsayısı en yüksek kesim değişkendir.

Türkiye; akıl ve bilim öncülüğünde güçlü ekonomisi, güçlü ordusu, genç dinamik işgücü ile stratejik planlama ile tarihi bölgesel ve küresel rolünü oynamak zorundadır.

Ortadoğu bölgesinin huzuru, güveni, barışı; insani değerlerin esas alınacağı inançta, düşüncede, yaşamda yenilenmedir. Dindar, ırkçı ve kindar düşünce odaklı verilen eğitimlerle, hırsızlığı, yalanı meşru kabul eden diktatörlerle ve yandaş yalakalarıyla Ortadoğu halkları barış ve huzur bulamaz.

Kirli hayalleri olanların yanında yer alanlar, destek verenler, insanlığın kirli hayalperest tipleridir.

Türk Milleti çağdaş evrensel değerlerle yetişmiş lider kadrolarıyla; yeniden bölgenin ve dünyanın barış huzur güven sevgi, kardeşlik adalet sağlayan düzenini oluşturacaktır.

Günün Sözü: Bilime, teknolojiye, sanata, estetiğe, sevgiye, hoşgörüye yöneltilmeyen insanların öç alma duygularıyla hareket etmeleri, tahripkar olmaları kaçınılmazdır.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler