Düşün Haber

TOPLU ESARET; BİR SAVAŞ TESCİLİDİR!… Mehmet Halil Arık

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :03 Ekim 2012 - Okunma :1.463 kez okundu

Mehmet Halil Arık

Emekli eğitimci – DENİZLİ

mehmethalilarik@gmail.com

Eylül 21 Cuma, 2012. Her günden erken çöktü karanlık o gün.

Bir karar düştü tarihe..kapkara!.. Lekeli!.. Eminim altını çizdi tarih ibret olsun diye.

Balyoz indi; toplu esaret kararıyla da savaş hali tescillendi.

Müebbetten 20’ye!.. Sonra da 18, 16… 13.5 alt sınır!.. 325 kişiye 5276 yıl…               

Şaşırmadık dedi çok kişi…                                                                                                       

–“Farklısını beklemiyorduk!…Adı balyoz çünkü!..”

Adında saklı değil miydi zaten karar dediler!.. Hukuku kalkan yaptı inerken balyoz!..

Kırdı; parçaladı yıktı!.. Onurlara indi balyoz!.. Tabutlara çiviledi özgürlüğü!.. Onur damladı tabutlardan kan yerine… Hiçe saydı intikamın hırsı onuru..

Bilinmiyor mu intikam çift taraflı keskin kılıç!.. Kanı kanla yıkamazlar…

İntikam, alanı da keser bir gün.

Gaddarca indi balyoz!.. Ustalıkmış adı.  Bu yaş, bu kuru demedi. Toptancı indi!..

Oysa; toptan esaret bir savaş uygulaması değil miydi!?.. Savaşsa kiminle!?…

Ustasın; bravo!.. Gaddarsın; aferin!.. Hukuk ustalık taslamaz ki.. gaddarlık yapmaz ki!.. Yaparsa hukuk olmaz ki!.. İnce toplum mühendisliği işiymiş meğer ustalık…

Gaddarlık, “Dayı” destekli cesaret istermiş!.. Dayı perdenin gerisinde..

“Dış Konjonktür”müş adı. Bilenler öyle diyor.

ABD Ankara Büyükelçisi R.Pearson’ın 6 Haziran 2003’te Waşington’a ilettiği mesajda saklıymış meğer hem ustalık, hem Dayı’lık..: (B. Pehlivan- B. Terkoğlu: “Sızıntı: Wikileks’te Ünlü Türkler” kitabından Aktaran Cüneyt Ülsever)

“Tayyip Erdoğan güçlü bir müttefikimizdir…. Muhalif generaller, Orgeneral Hilmi Özkök’ün çizgisine itiraz etmektedirler… Erdoğan, kendisine desteğin devamı halinde ABD’nin bir müttefiki olarak Ortadoğu ve Irak dâhil olmak üzere Türk hava sahasını, kara ve demiryolları ile Mersin ve İskenderun limanlarını kullanmamıza açacağını taahhüt etmektedir. Ancak Türk ordusundaki üst rütbeli subaylar tarafından sürekli engellenmek istenmekteyiz…  Bu bakımdan değerlendirildiğinde güçlü bir medya gurubunun oluşturulmasına ihtiyaç vardır…”

5276’lıklar işte bu subaylar!.. Sözü edilen o güçlü(!!?) medya da bu günkü medya!. Birileri elvermedikçe usta olunmaz…dı zaten. Bireysel gelin-güveylik değil..di ki ustalık. Bunu herkes bilir.. İcazet şart!…

Çıraklıktaki sadakat;  Kalfalık sürecinde verilen güven geleceğin sigortası. İcazetsiz ustayım denemez. Dersen süpürürler deliğe…

İcazetin bedeli ağır..  Bilir herkes. Türk halkına ödetilenler işte o icazetin bedeli!..

5276 yıllık toplu esaret kararı, bu icazete ödetilen bedelin henüz birazı!…

Henüz birinci basamağı tamamlandı icazetin. Bedellerinin devamı da gelecek. Ergenekon, Odatv, Amirallere Suikast, Devrimci Karargâh,  28 Şubat ve 400 genç subay üzerinden yürütülen casusluk ve fuhuş davası… Özel seçimli hedef!.. Muhalif hepsi!..

İşte size; çarşambadan belli, Perşembe…

Davanın her aşamasında alkış tutmayı, yandaşlığın, yalakalığın gereği gören; mütareke basını artıklarının büyük bölümü, timsah misali gözleri yaşlı:

“Demokrasi kazandı diyemeyiz, askerleri vesayetçilikten kovdular kendileri oturdular”- “Bereket ki nihai karar değil!” diyerek günah çıkartmaktalar. Bunu söylerken bile zilleri eksik çoğunun…

Karar sonrası; hısımdan yandaş gazete 8 sütuna “Yaşasın Demokrasi!” başlığı attı!.. Demokrasiye olan inancın çığlığı mı yoksa? Olmayan demokrasinin, işlemeyen hukukun kamuflajı mı? Yoksa keyifle atılan göbeğin ritmik zil sesi mi!?.. Cemaate alkış mı!?

Tarihin notunu görür gibiyim bugünden: …ağlayandan utanmadın, bari gülmenden, zil takıp oynamandan utanaydın!…

************

Adalet mi tecelli etti; yoksa adaletin kör yanına mı denk geldi!?.. Yoksa hikmetinden sual olmaz yanı mı adaletin!?… Hiçbiri değil!..Ne kör yanı; ne hikmet!…

Karar;

“Gereği düşünüldü: Hukukun katline; bunca birikmiş kin, nefret ve intikamın alınmasına…. Zaten bunlar darbeci… Yapmasalar bile düşünürler…”       

“Sen misin Sevr’i reddeden; sen misin; yedi düveli kovan; sen misin hainleri tepeleyen!… Sen misin, yoktan bir Cumhuriyeti var eden!.. Cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır diyen…“Yeniden Kurtuluş” çığlıkları atan!.. Adaletin de; demokrasinin de ipi elimizde… Dilediğimiz kadar veririz.”

Bu gerekçelerle hiçbir vicdanı mahkumiyetlere taraftar kılamazsınız..  

Zayıflatılmış bir ordu, hain ve düşmanlardan başka kimin işine yarar!.. Körelmiş vicdanın, sevgisizliğin, kindar bir dindarlığın, hukukla intikamın, insanlığa verebileceği ne olabilir!..

Türk askerinin başına geçirilen çuvalla başladı oyunun ilk perdesi !.. Kılıçlar o gün çekilip bilenmedi mi!?.. O gün bu onursuzluğu hazmedenlerden, bu gün 5276 yıllık mahkumiyet için bir hazımsızlık beklemek saflık ötesinde enayilik olmaz mıydı!?..

Belli değil miydi çarşambadan perşembe!?… 20; 18, 16…lar!.. Belli değil miydi sonuç, yıllardır bilenen baltadan!?… Kör müydünüz; göremediniz bunca ön hazırlığı!?.. Yok adalet yara aldı; yok kantarın topuzu kaçtı!..!?..  Balyoz Sert İndi… Arkasından da; “daha bitmedi… Yargıtay aşaması var, olmadı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru… daha da olmadı; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi!.”

Yonca bitecek… senin anlayacağın; ölmezse o güne dek….

Analar, kadının eline düşmüşken; gözyaşlarının şalvara düğüm olacağı tesellisi tam bir dangalaklık, bu boş teselliye inanmaksa tam bir gaflettir…                                   

 “Hukuk katlediliyor!.. Deliller düzmece” çığlıkları atılırken neredeydin!?…

“1500’den fazla maddi hata var” çığlıkları atılırken kimlere methiye düzmekteydin!?…

Bilirkişi raporları, davulcu kabahati misali o hengâmede güme giderken; sormazlar mı?

İnsanın edebini unutup, sıkıştırılmış başparmakla cevap veresi geliyor!..

Al işte!.. Yayıldı ortalığa tokmağı başkasında davulcu kabahatinin kokusu!.. Artık lağımcıbaşı edasıyla, yayılan kokuyu tıkamaya anlamsız!. “Yargıtay aşaması var”mış!..

“Bakanlık aday göstersin eşeğe oy veririm” yaftası adaletin boynunda asılı kaldığı sürece “Yargıtay aşamasını” bırakalım külahlar dinlesin!..

“Bereket ki nihai karar değil!”miş!.. Bu dilek içi boş vicdanların garip bir tesellisi. Tutuklular analık ve babalık haklarından bile mahrum edilirken, gününde verilmeyen adaleti belirsiz bir tesellide aramak izan yoksunluğu olmaz mı!?..

Terazi kabaktansa dirheminin boktan olması doğaldır…-

24 Eylül 2012 

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler