Düşün Haber

SÖZLE MAKAM UYUŞMALI!.. SÖZ ADAMA YAKIŞMALI; Mehmet Halil Arık

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :14 Temmuz 2012 - Okunma :1.705 kez okundu

Mehmet Halil Arık

Emekli eğitimci – DENİZLİ

mehmethalilarik@gmail.com

10 Temmuz 2012

(Sözüdür adamın aynası.. başka kelam gerekmez!..

Uyuşmazsa akılla dil; düzeltmeye; bin kelam yetmez!..

Bölüm:1

Bir söz duyarsın bazen, sözden utanırsın!… Bazen de sözü edenden!..

Mevlana misali; “ Bir söze bakarsın, bir de söyleyene..

La-havle çekerken, sözü edenle benzer organlar taşıyor olmaktan utanır, kahrolursun!

Şayet; sözü edenin erdemsizliğine vere bilirsen duyduğunu;, üzerinde durmaz, unutur gidersin… Geçer gider kahrın da.. utangaçlığın da..

Amma velakin; ya; adam niyetine dikilmişse karşına o sözün sahibi; o zaman ne yaparsın!..

Oturur cevap yazarsın!…

*******

Adam, bilim adamı!.. Prof. unvanlı!… Saygın!!!..

Makamı da!.. Sıradan değil!… Kocaman adamların eğitildiği kurumda; Akademi’de Başkan!…

Siyaset, asker, kadın, din.. her konuda görüş sunmuş prof!… Görüşler kitap olmuş; inci(!)lerden, bir şaheser(?) çıkmış ortaya. İster muskala taşı; istersen yaftala taşı!…

“Çalakalem, bir anda makaslanarak yapılmış bir çalışma” da değil”miş!.. “Denizde inci ararcasına uzun bir birikim, titiz bir çalışma ve emeğin ürünü”ymüş üstelik eser(!)!….

Sayın Yazar Prof. Başkan’ın kendi ifadesiyle eserin methiyesi bu!..Hasılı Kelam’mış adı da…

Bir gazete; “Polis Hocası Çağdışı Çıktı” diye 5 sütuna başlık atmış..

Kahrolası merak celbetti de okuduk…Okumaz olaydık!.. Teyidinden utandık; o meş’um özdeyişin: Bunca cehalet ancak tahsil ile mümkündür!..

Emek ve de birikim ürünü(!?) olarak sunulan eserdeki(!?) bazı incileri aynen alıp; aklımızın erdiği, yüreğimizin yettiği kadar cevaplamaya zorladı sağ duyumuz!..

İzleyin karşılıklı atışmamızı!..Taraf tutmak serbest; kem söz yasak!..

*********

*Diyorsun ki: Anayasa, gizli bir devlet yapılanmasıdır.

Diyoruz ki:  Hiç kimsenin bilmediğini diyeceksin ki bilim adamlığın tescil edilsin!..

Tüm Hukuk, Siyasal, Toplum Bilim, Eğitim Fakültelerinin giriş kapılarına yazılmalı bu söz!.. Nobel ödüllük bir kelam!.. “Anayasaları devlet yapılanmasının açık ifadesi” olarak öğretenleri de teslim edeceksin Ergenekon’a!…

—————-

Yine de deriz ki; gizliliğe takılıp kalmak, akla ziyan bir durum. Hele yasalarda..

Gizli belge..gizli tanık…gizli örgüt!… Şimdi de gizli yapılanma; Hem de anayasa ile!… Demokrasiler, şeffaflık rejimiydi hani!…

Gündemdeki  Yeni Anayasa ile; hangi gizli yapılanma gündemde dersin!?..Hadi söyle!..

Allah mı söyletiyor yoksa!?..

Anayasa komisyonu üyelerini gizli devlet yapılanması adına örgüt kurmaktan içeri attıracaksın Hoca!.. Bay Çiçek de örgüt lideri!.. Ey savcılar; görev başına!… Bu bir ihbar sayılmaz mı?!.. Yer mi kalmadı Silivri’de!…

* Diyorsun ki: Türk anayasaları ilk kabul edildiği gün eskimeye başlar…

* Diyoruz ki; Balık mübarek, Türk anayasaları… Baştan kokulu!..

* Bozuk maya kullanılmışsa, ya da ayaklar altına alınmışsa; elbet bayatlar anayasalar,.

* Kokuşur da…, çürür bile. “Bir kez çiğnemekle bi-şey olmaz!” zihniyeti, daha çok anayasa bayatlatır attırır çöpe!.. Kafalar bayat olunca, yasalar ne yapsın!.. Mal sahibine tabidir!…

* Diyorsun ki: Türk anayasaları insanları kul, toplumu potansiyel suçlu sayar!..

* Diyoruz ki; Kişiye özgü suçluluk ve suçsuzluk ihdas edilince; suç anayasanın olmakta!..

Taşı atan değil; kafayı yaran taş suçlu öyle mi!?.. Biber gazı öldürdü deyip, niçin gazı sıkanı aklıyoruz!?… Anayasa; eğitim parasızdır derken, parasız eğitim isteyenlerle dolu zindanlar!..

Ve suçlu anayasa!.. Hoca; Hoca!..yasalar değil kindar olan!… uygulayanlar!…

Yüz kişiye 500 polisle biber gazlı hücum, anayasa emri mi!?..Parasız eğitim isteyene zindan!?

Hukukta kitabına uydurmak sürdükçe; yasayı suçlu saymak, yasayı yanlış uygulayanları aklamaktır ki; işte hukukun asli düşmanı bu uygulamadır!.. Hukukta yapılacak tek yanlışın soykırım suçuna bedel olduğu zihniyeti hakim kılındığında, gerçek hukuk devleti olunacaktır!

* Diyorsun ki: Avrupa gün batımı, ve karanlık yer demektir… Ve ekliyorsun; Avrupa; (Batı) Hıristiyanlık, akıl ve demokrasidir…

* Diyoruz ki: Çözemedik çelişkiler arası mucizevi(!) bağlantıyı… Akıl-demokrasi-Hıristiyanlık ve de karanlık… Aklın ve demokrasinin olduğu yerdeki “karanlık” ne menem bi-şey ki!?.. Hangi zihinsel-fiziksel ve de fikirsel-özrün ürünü bu söylem!?.. Avrupa övülmekte mi yoksa yerilmekte mi!?.. Kusura bakma Hocam; incilerin(!) arasına çakıl taşı karışmış!..

* Diyorsun ki; Avrupa, terbiye edilmemiş bir attır, sadece tekmelemesini bilir…

* Diyoruz ki: Terbiyesiz bir atın kapısında, kasap kedileri misali; tekmelenmek için mi yıllardır beklemekteyiz… Hangi onurlu ülke bu aşağılık durum için özel bakanlık (Avrupa Birliği Bakanlığı) ihdas eder!?..  

Sevr’in de bir tekmeleme çıkartması olduğunu da anlat; Kurtuluş Savaşı olmamıştır diyen hain-i ekber’lere!..

———————-

Yine de; yanlış anlaşıldım de..“Yerin bu yer değildir!” deyiverirler, aşını-ekmeğini kesiverirler de neye uğradığını bilemezsin ve de, dımdızlak kalırsın bu işsizlik ortamında!.

* Diyorsun ki: Rektör; Hıristiyanlıkta doğru yolu gösteren adam demektir.

* Diyoruz ki; Ey rektörler.. Bu uyarı size!..Dininiz kalacaksa;  makamınızın adını değiştirin… Medrese-i Reis-i Azam, uygun mesela!..Salyangoz satmayın Müslüman diyarında.

Hangi dinin rehberisiniz siz, rektörlük sıfatıyla!?..

Hem; Müslüman Cumhurbaşkanı’na, Hıristiyanlıkta doğru yolu gösteren “adam” atamak yakışır mı!?.. Ama, Medrese-i Reis-i Azam’ı atamaya söz olmaz!..

Ey Üniversiteler; ey Yök; Hıristiyanlığa rehber atamaya çalışmayın.. Hem ayıp; hem günah!..

Rektörler; “Hıristiyanlara rehberlik yakışmaz bize!..” deyip ya ayrılın görevinizden, ya da kendinize başka bir sıfat talep edin!..Önerim, Medrese-i Reis-i Azam!..(4+4+4)’e de uygun!..

Ya da; paşalara “Paşa” dendi diye ihbarda bulunan paşaları örnek alıp, gereğini yapın…

Ya da bir söze, bir adama bakın… Takışmayın. Ne de olsa sizden biri.. Prof!..

Suskun kalın. Zaten; susmak da size çok yakışıyor!..

BİRİNCİ BÖLÜMÜN SONU….

NOT: Bitmedi tabii..!.. Bin-bir emek-bilgi ve birikimle, toplanan kitap dolu incilere üç-beş satırcık ayıracak kadar ciğersiz değildik ya!..Gelecek devamı!.. Daha neler var neler!…

Söz!.. Uzamayacak ara…Biraz sabır!..Sabırla kazanılır irfan!.. Bekleyin ikinci bölümü.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler