Düşün Haber

SİYASETÇİYE İŞ GÖREMEZ RAPORU Av. Sait KEKEÇ

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, , - Tarih :14 Haziran 2012 - Okunma :2.734 kez okundu

Av. Sait Kekeç

Bu medyada yer almak, gündeme gelmek neme nem bir tutkudur ki Rahmetli Bülent Ecevit’in koruma polisi; Sn. Recai BİRGÜN ECEVİTE TIBBİ SUİKAST yapılmış yorumlarına sebep olan açıklamalar yapıyor.

Her ne hikmetse; şimdi bu açıklamaları yapan Sn. Recai BİRGÜN koruma polisi olarak, o zaman TIBBİ SUİKAST yapıldığını gözlemlemiş ama her hangi bir suç duyurusunda da bulunmamış.

Recai BİRGÜN’ün milletvekili olmaya hiçbir hakkı ve yeteneği olmadığı halde Rahmetli ECEVİT;  DSP’den milletvekili olmasını sağladı.

Öyle anlaşılıyor ki Recai BİRGÜN, Ecevit’in sağladığı bu milletvekilliği ve koruma polisliği gölgesinde yürüyor da kendi gölgesi sanıyor.

Nitekim açıklamaları basında da yer aldı.  VATAN GAZETESİ köşe yazarlarından Sn. SELAHATTİN DUMAN, 23 Mayıs 2012 tarihli yazısında, “tıbbi suikasta gerek yoktu, Ecevit zaten (demans =) bunaktı.” Hatta bu durumu çocukluğuna kadar uzatan bir yazı yazdı.

Rahmetli Ecevit, kızdıklarına bile, özellikle basın mensuplarına her hal ve koşulda sayın diye hitap ederdi. Sn. SELAHATTİN DUMAN yazısında Ecevit’ten bir sayın sözcüğü bile esirgemiş.  Ecevit’e bu kadar kini, kızgınlığı, nezaketsizliği nedendir bilemiyorum. Ama bizler Demokratik solcu Ecevitçileriz. Ecevit’in sadece demokratik sol düşüncesini değil nezaketini de bilinçle ve gururla izleriz. Bu yüzden biz Selahattin beye bu yazıda da hep Sayın diye hitap edeceğiz.

Sn. Selahattin Bey,  28 Mayıs Ecevit’in doğum günüdür. 28 Mayısta Ecevit’in mezarı başında doğum gününü katladık. Bu kutlama Demokratik solcuların bulunduğu her yerde yapıldı. İnternet gazeteciliğini izleyen bunu görebilir. Bu durum Demokratik sol düşüncenin Ecevit’in ölümü ile sona ermeyeceğini göstermektedir. Ermemelidir de. Zira Demokratik Sol düşünce karşı devrime karşı muhalefet boşluğunu doldurabilecek tek düşüncedir.

Sn. Selahattin Bey bir dala basıp, bir ağacın kökünden sarsılmasına sebep olma çabanız niyedir bilemiyorum. Yazınızdaki anlatıma göre hemen tüm etkin ve yetkin çevreler Ecevit’in Başbakanlığı devretmesini istemiş. Bunun sebebi acaba ülkenin idare edilememesi mi, yoksa ABD’nin Irak’ı Türkiye üzerinden işgaline izin verecek bir başbakan aranması mı?

Sn. Selahattin Bey bunak dediğiniz kişi ABD’ye IRAK’IN Türkiye üzerinden işgaline geçit vermeyen kişidir.

Tartışılamaz ki siyasetçinin işi fiziki değil zihnidir.  O halde siyasetçiye İş göremez denebilmesi için zihni çalışmasının sağlıklı olmaması gerekir. O kadar başbakanlığı devret baskısına karşın, Irak’ın Türkiye üzerinden işgaline geçit vermeyen kişinin zihni çalışmasının sağlıklı olmadığını (demans = bunak olduğunu) söylemenin insafsızlık ve haksızlık olmuştur.

Hele siyasi tespit ve çözüm önerilerini  (“inançlara saygılı laiklik”  “ Kürt – Türk ayrımı benim yüreğimi ikiye bölmektir”gibi,  akla getirip, Yazdığı şiirleri;

Çanakkale için – 

“Çanakkale toprağının

üstü cennet altı mezar

kavga bitmiş mezarlarda

kaynaş olmuş yiten canlar”

Özgürlüğün Ardından Bir Ağıt Söylev –

“özgürlüğü yitirdik dostlar

Ardından bir çift sözum var

havaya benzerdi biraz

varlığı duyulmazdı özgürlüğün

Yokluğu dayanılmaz

“saklamayın” derdi özgürlük “beni kendinize

Esirgemeyin beni ellerden

Esirgendikçe tükenirim çünkü

Paylaştıkça çoğalırım ben”

Pülümürün yaşsız kadını –

“bir asa vardı elinde

  bir solmuş kırallığın

kadifeden harmanisi üzerinde

bir Hititliydi o bir Selçukluydu

bir ermeniydi bir Kürttü

bir Türk”

Bir Cudi Öyküsü;

“ne dünya haberliydi köyümden

ne köyüm dünyadan haberliydi

ne dünyanın yararı vardı köyüme

ne köyümün dünyaya zararı

dünya ayrıydı, köyüm ayrı

Madımak           

“Eylemleri sözdü

Silahları sazdı

Ozan olmaktı kiminin de ozanlar ilinde günahı

Suçları Pir Sultanı anmaktı

Cezaları yanmaktı

Toplu mezar oldu onlara

Madımak.”

Tapusuz Mehmet

 “vergini vermişinde

askere gitmişinde

eyilikten gayri

kime netmişinde

geç hemşehrim geç

bunlarla karnını

doyuramazsın.

Git işine Mehmet

Elde ne tapu ne senet

Sen bu dünyada ne ararsın.

Tüm şiirlerini kapsayan “ Bir şeyler olacak yarın” isimli şiir kitabının ön sözünü son söz olarak yazıyorum.

“Ozan söze değdimi

Sözün dili çözülür

Usun ermediğini

Gözün görmediğini

Şiir dili duyurur”

Ülkenin, siyasal, sosyal ve etnik sorunlarını anlatan şiirlerini okumuş ve özgür olsaydınız, sanıyorum bu şiirleri yazan kişiye bunak demezdiniz. Ecevit’e bunak demeniz biraz ayıp ve biraz çirkin olmuş.  Doğrusu size yakışmadı.

Sorun dil sürçmesi ve yürüme engeli ise Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve Sn. Kemal Kılıçdaroğlu merdivenleri koşa koşa inip çıkıyorlar, hele Sn.Recep Tayyip Erdoğan’ ın önüne cama yazılmış konuşma metinleri de konmuş ise dilleri sürçmeden konuşuyorlar da.

Ancak;  Yukarda da değindiğim üzere herkes biliyor ki siyasetçinin işi fiziki değil zihnidir.  O halde Siyasetçiye İş göremez denebilmesi için zihni çalışmasının sağlıklı olmaması gerekir.

Başbakanlığı top yekûn Başbakanlığı devret baskısına karşın, Irak’ın Türkiye üzerinden işgaline geçit vermeyen, ülke sorunlarını yukarda beyitlerini yazığım şiirlerle açıklayabilen kişinin zihni çalışmasının sağlıklı olmadığını (demans = bunak olduğunu) söylemek insafsızlık, vicdansızlık ve haksızlık olmuştur.

Ecevit zihni faaliyetlerini yapamıyor da, siyasi tespit ve çözüm önerilerini özelikle Salı günleri Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve Sn Kemal Kılıçdaroğlu’nun birbirine hakaret ve aşağılamalarına zihni çalışmanın sağlıklı kullanımıdır denebilir mi?

Psikolojik ve ruh sağlığı doktor ve uzmanlardan oluşan bir heyet tarafından, incelense karşılıklı küfür, hakaret ve aşağılamaların sağlıklı zihin çalışması olmadığı, asıl iş göremez raporunun bunlara verilmesi gerektiği tıbben tespit edilmiş olacaktır.

Gel gör ki bunlara hiç değinen yok. Demek ki başbakanın  “tasma” hatırlatması da bir değişiklik yaratmamış, değişen sadece tasmayı takanmış.

Ben Ecevit’in Özgürlüğün Ardından Bir Ağıt Söylev –

“özgürlüğü yitirdik dostlar

Ardından bir çift sözüm var

havaya benzerdi biraz

varlığı duyulmazdı özgürlüğün

Yokluğu dayanılmaz

“saklamayın” derdi özgürlük “beni kendinize

Esirgemeyin beni ellerden

Esirgendikçe tükenirim çünkü

Paylaştıkça çoğalırım ben”

Dizelerini sizin ağzınızdan söyleyerek yazınızın tahlilini bitiriyor, size sağlıklar, gönül dolusu saygı sunuyorum. 

Yorumlar (2)
  • 04 Temmuz 2012 tarihinde Hilmi Küçük tarafından

    Artık herkesce bilinen şeyler… Bilmemekte ısrar edenler taraflı olanlardır.

  • 12 Ağustos 2012 tarihinde Nico tarafından

    Harikulade bir yazı olmuş. Altına yazılan yorum da tipik CHP zihniyetini yansıtmakta. Bir tarfata fikir varken, diğer tarfata tabiiki hakaret var. Kime hakaret, kendi gibi düşünmeyenlere. Hatta ben yazınızda bir de bunu eklemenizi isterdim, Halka karşı hakaretvari konuşmalarımızdan dolayı da özür diliyoruz şeklinde.

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad :
    E-mail :
    Yorum :

    Son Eklenen Video

    dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
    Facebook Twitter Rss

    Güncel Haberler