Düşün Haber

SİYASAL ILIMLI İSLAMCILIĞIN ÇÖKÜŞÜ(1) İSLAMCILARDA ŞAŞKINLIK VE PANİK(2)

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :22 Ağustos 2013 - Okunma :1.497 kez okundu

Nurullah AYDIN

15 Ağustos 2013-ANKARA

SİYASAL ILIMLI İSLAMCILIĞIN ÇÖKÜŞÜ(1)

 İslam dünyası kan gölü.

Radikal İslam dediler, Siyasal İslam dediler, Ilımlı İslam dediler. Olmuyor.

İslami prensipler üzerine toplumu yeniden yapılandırmaya yönelik kanlı girişimlere uzanan militan ılımlı siyasal İslamcılığın, demokrasiyi önce araç sonra adım adım çağdışı karanlık ilkel yaşama dönüştürme projesi iflas etmiştir.

İslamcı bir dil, taban, liderlik ve içerik yoksunluğunu İslamcılığın can çekişme nedeni olarak görenler artıyor.

Her İslam düşünürün görüş, tespit ve yorumlarını Gerçek İslam diye algılayarak bölündüler.

Hiç bir konuda bir ve beraber değiller. Bir oldukları tek konu; tek gerçek kendilerinin olduğudur. Tek bilginin, tek doğrunun kendilerinde olduklarına inanmalarıdır.

Oysa dünya nüfusunun ancak yüzde 23’ü Müslüman. Kendi aralarında birlikte değiller.

İslam dünyası parçalı. 57 İslam ülkesinin dini İslam ama farklı çizgideler, ortak payda yok.

Bilimde yoklar.

Sanatta yoklar.

Kültürde yoklar.

Teknolojide yoklar.

Marka üretmede yoklar.

Ahlaki anlayışta yoklar.

Dürüstlükte yoklar.

Kadın haklarında yoklar.

Özgürlükte yoklar.

İnsan haklarında yoklar.

Eşitlikçi düşüncede ve uygulamada yoklar.

Ilımlı İslamcılar birçok ülkede iktidara geldi. Beceremediler. Ahlaklı, hoşgörülü olamadılar.

Demokrasiyi, insan haklarını, özgürlüğü, dürüstlüğü, hakkı hukuku, adaleti, hoşgörüyü barış içinde bir arada yaşamayı anlayamadılar, özümleyemediler, kabullenemediler.

Dillerinde yalan, nefret, gözlerinde kin, midelerinde haram, ellerinde kan var.

Demokrasi, özgürlük, nihayet İslami kurallara dayalı rejim kuruyoruz diyerek, insanları ayrıştırdılar. Şimdi Mısır’a ağıt yakıyorlar. Afganistan, Irak işgallerinde, Libya’nın bombalanmasında Suriye’nin kan gölüne dönmesine neden oldukları halde maskeli yüzlerle saf temiz iyi niyetli Müslümanları aldatıyorlar.

Ilımlısı da siyasalcısı da, radikali de; kendileri gibi düşünmeyenlere yönelik her türlü iğrenç hile yapmayı, tuzak kurmayı meşru gören sapkın akıma dönüştü.

Küfür-hakaret cephesi oldular. Kan istiyorlar, kaos istiyorlar. Peki, ama neden?

Dünya; iç savaşlar sonrası din-mezhep savaşlarını geride bıraktı. Barış içinde bir arada yaşamayı öğrendiler. Laiklik, hukuk devleti, sosyal devlet, özgürlük, insan hakları kurallarla benimsendi. İşleyen sistem kurdular.

İslam ülkelerine bakın. Kan fışkırıyor, silah sesleri artıyor, bombalar patlıyor. Yakıyorlar, yıkıyorlar, katlediyorlar. Özgürlük diyip özgürlükleri kısıtlıyorlar. Diktaya karşıyız diyip diktatörlüğe yöneliyorlar. Bu durum artık normal hal kabul ediliyor.

Dinden imandan bahsediyorlar, çirkinleşiyorlar, tuzak şiddete yöneliyorlar.

Siyasal, radikal ya da ılımlı İslamcı olmak, vicdansız olmayı mı getiriyor?

Ben ve öteki anlayışı, akılcı bilimden uzaklaşmak, dogmatik kavram ve kabullerle düşünmek ve yaşamak, ötekileştirmek, karşıtı düşman görmek yıkımın temel nedeni.

Ortadoğu coğrafyasında din istismarcıları mazlumu oynuyorlar, kabadayılığa yöneliyorlar.

İslam dünyasında; akıl, mantık, izan durmuş durumda.

Çağdaş insanlık anlayışı; akıl ve bilim öncülüğünde, hoşgörüyü, barış içinde bir arada yaşamayı, insanı-hayvanı-bitkiyi-doğayı bir bütün olarak görmeyi, anlamayı, bilmeyi öngörür.

Uyanışın, dirilişin sancıları artıyor. Ufukta aydınlanmanın parıltıları ışıldamaya başlamıştır.

Günün Sözü: Akıl ve Bilimden uzak anlayış, insanları mutlu olmaktan mahrum bırakır.

*************************************************

Nurullah AYDIN

18 Ağustos 2013-ANKARA

İSLAMCILARDA ŞAŞKINLIK VE PANİK(2)

Panik içindeler. Hesaplamamış olmanın verdiği şaşkınlık hali, kendilerine hakim olmaya başladı. Afganistan’da, Irak’ta Libya’da, Yemen’de, Bahreyn’de yüz binlerce insan katledildi. Böylesine tepki koymamışlardı. 57 İslam ülkesinden sadece Türkiye’deki İslamcılar tepki veriyor. Mısır için sokaktalar, meydandalar.

Onlar; insan hakları için, adalet için, hukuk devleti için, sosyal devlet için, doğa için, yeşil alanlar için, yalana-talana karşı olmak için tepki için sokakta meydanlarda olmazlar.  

İslamcıların hezeyanı; Müslüman halkı şaşkınlığa itmiş durumda. Müslümanlar kimin doğru kimin yanlış söylediğini anlamakta zorluk çekiyor.

İslamcılar; geçmişin kalıpları, kavramları ile düşünürken, değişmemektedirler.

Peki, ama neden?

İnsanoğlunun gelişim ve değişim metodolojisi Müslümanlara neden etki edemiyor?

Hukuk devleti, insan hakları, özgürlükler, kadın hakları neden İslam ülkelerinde karşılık bulamıyor?

Tek istisna Türkiye’dir. Laik, sosyal bir hukuk devleti olarak Hıristiyan dünya ile Müslüman dünya arasında örnek bir toplum, örnek bir devlet modeline sahip. Ancak Türkiyeli İslamcılar bu çağdaş yapıyı alt üst etmenin fesatlığı içinde.

Bid’atçi İslamcıların hezeyanlarını iyi bilmek gerekir.

İstismarcı ölümsüz tipler; dalkavuk, yağcı, yağdanlık, yalaka gibi değişik adlarla aramızda yaşamaya devam ediyor. Birçok Müslüman da bunların peşinden koşuyor.

En hızlı İslamcılara bakın.

Kullandıkları isim ve kavramların ardında, çok iyi mal biriktirdiklerini ve zenginleştiklerini görürsünüz. İslami kesim ahlaksızlıkta laikçi kesimi kat kat aşmıştır.

İslamcılar; içinde bulundukları durumun özeleştirisini yapamazlar. Çünkü liderlerine karşı dinin temel ilkelerini bile kat kat aşan bir bağlılıkları bulunmaktadır.

Gruplar arası tartışma, çatışma ise kaçınılmaz olarak her yerde var.

İslam ülkelerine bakın. İki gerçeklik var. Biri inanılmaz keyfi bir gaddarlık, insan hayatına en ufak değer vermemek, diğeri de katı ve köklü bir kadın düşmanlığı.

BOP gibi küresel tezgahlar ortaya dökülürken, sözde İslamcıların yaldızları da dökülüyor.

İslam maskeli hizbuşeytanlar; İslam dünyasını kana boğuyor.

Emperyalizmin bölgede yarattığı, mezhep ve etnik ayırımcılık artıyor.

Yüksek frekanslı iç savaş yolculuğu İslam ülkelerini sarmalamış durumda.

İslamcılar katmerli yalanlar sürdürüyor.

Şeriat ve Fıkıh diyorlar ancak bozuk içtihatlarla İslam inancını altüst ediyorlar.

Müslümanların sahte müçtehitlere, bozuk fetvalar verenlere önem vermemesi gerekir.

Söyledikleri, yaptıkları, uyguladıkları, İslam ahlakının iffet ve haya ilkelerine aykırıdır.

Bunların şöhret, iktidar ve servet için, yapmayacakları yoktur.

Samimi, içten, uyanık ve şuurlu Müslümanlar; gerçekleri halka anlatmalıdır.

Herkesin sağlam, doğru, sahih inançlara sahip olması gerektiği anlatılmalıdır.

Siyasal ılımlı İslamcı ideolojili vesayet sisteminin İslam’a aykırı olduğu, halkın anlayacağı ve kaldıracağı şekilde anlatılmalıdır.

Müslüman toplumlar; bir israf, dolayısıyla günah ve isyan toplumuna dönüşmüştür.

Müslümanlar titreyip kendilerine gelmelidirler. İnsanlığın gelişim ve değişim dinamiğinden uzak olmamalı, bilimden, ahlaktan, insan haklarından, özgürlükten mahrum kalmamalıdırlar.

Günün Sözü; Uyarma, aydınlatma, bilgilendirme insan insana yapacağı en büyük iyiliktir.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler