Düşün Haber

SEÇİMLER VE ASIL GERÇEKLER

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :12 Nisan 2014 - Okunma :1.704 kez okundu

Mehmet Sebih ALTUN

msebihaltun@gmail.com

           Seçim denilince akla gelen en önemli unsur verilen vaatlerdir. O kadar ilginç vaatler var ki gerçekleşir mi diye hakikaten merak konusu. Yerine getirilir mi bilinmez ama çok konuşulacak vaatler var. Ama akla uygun olup olmadığını tabi ki halk karar verecek ama Dünyanın hiç bir yerinde bu kadar ilginç seçim propagandası yoktur beki de. Büyükşehir belediye başkanlarından tutun ta ki mahalle muhtarlarına kadar o kadar ilginç sözler veriliyor ki şaşırmamak elde değil.

          Özellikle mahalle muhtarları tıpkı milletvekili gibi hazırlanmışlar. Tıpkı bir vaat-savar gibi bir bir sıralamışlar vaatlerini. Daha önceki seçimlerde verilen bir kaç vaadi size hatırlatmak istiyorum.

1991 seçimlerinde Süleyman Demirel ‘ Kim ne veriyorsa ben 5 lira fazlasını vereceğim’          

         1999 seçimlerinde ise Tansu Çiller’in “her mahallede yüz trilyoner olacak”

         2002 seçimlerinde Cem Uzan  ‘Vallahi mazot bir lira olacak’  gibi vaatler de bulunmuşlardı.

Şimdilerde ise daha fazla ama bir o kadar da ilginç vaatler veriliyor. Muhtar adayları birbirinden ilginç vaatlerde bulunmaları günlerce sosyal medya , görsel ve yazılı basında yer almıştı. Kimi ”1 lira ile fakirliği bitireceğim” diyor bir diğeri ise evrak ücreti almayacağını taahhüt ediyor. Ne kadar inandırıcı bilinmez ama çok ilginç olduğu aşikar.

Tabi seçimler de kazanamayacağını bilen bir aday salladıkça sallıyor. Ama kimisi ise işi sağlama alıyor önce düdüklü tencere veriyor kapağını ise seçim sonrası veriyor ki seçimlerde kazansın. Bu nasıl bir propaganda anlamak mümkün değil.

Şimdi değerli okurlarım vaatler bir yana dursun benim oldukça antipati beslediğim konular var. Tüm cadde ve sokakları bayraklarla süsleyip en pahalı billboardlarda reklam vermek, ulusal kanallar da hatta komşu ülke kanallarında bile reklam veren siyasi liderler var. Bu kadar bol keseden para harcanan bir ülke de ücret dağılımında adalet istemek absürt olur herhalde. Bir seçimde yapılan harcamalar binlerce vurgunla sonuçlandırılmaktadır.

Bir aday için yapılan beste yaklaşık olarak 2.5 ile 5 bin lira arasında değişiyor.

        Adaylar için özel tanıtım videoları ise 15 ile 20 bin lira olarak yapılmaktadır.

        Metrekaresi 35 dolardan giydirilen 15 bin liraya kiralanan seçim otobüsleri.

        TV radyo ve gazetelere her biri 5000 liraya birer reklam.

Seçim büroları için kiralan devasa kiralar verilen iş yerleri ve bu bürolarda verilen ücretsiz çay kahve ayran yiyecek ve içecekler.

  Adaya özel web siteleri.

El ilanları, Afişler, Bayraklar, Çakmak, Kalem ve daha neler neler. (Kendi oyunu bayrak görerek afişler  ve gazetelerde okuyarak değiştiren bir vatandaş var mıdır merak ediyorum.)

Bunlar sadece bizim görebildiklerimiz ya göremediklerimiz. Ülke de açlık sınırında yaşayan yüz binlerce insan var. Asgari ücrete 30 lira 40 lira zam yapan siyasi liderleri bu kadar harcamaya göz yumuyorsunuz da  garip gurebanın üç kuruşluk emekli maaşını bile çok görüyorsunuz. 800 lira ile ay sonunu getirmeye çalışan vatandaşlar bu reva görülen hayatı hak ediyorlar mı sizce. Bu mu sizlerin halkçı anlayışınız.

Seçimlerde  yapılan harcamalar tamamen gereksiz ve tamamen ekonomik ranttan öteye gitmemektedir. Bir partinin reklamını yapmak için halkın cebinde ki paraya göz diken ve bu gereksiz harcamaları halk için yaptığını zannedenler sizler bu halk için hiç bir şey yapmıyorsunuz tamamen kendi egonuzun yönlendirdiği hizmetleri yapıyorsunuz. Ama bir gün mutlaka adalet tecelli edecektir. Halkı dar bir ekonomi ile sıkıştırıp yaşamalarına göz yumarak kendiniz ve yakın çevrenizin zengin olmasına olanak veriyorsunuz bu sizin için büyük bir ayıptır ey siyasiler. Sizler o ceylan derisi koltuklar da otururken çocuklarınız dünyanın en iyi okullarında okurken size o imkanları tanıyan size o kudreti oylarıyla sağlayan halkı unuttunuz. Yeter artık kendinize gelin.

Seçimleri bir ekonomik ve siyasi rant aracı olarak görmekten vazgeçin asıl göreviniz olan halka hizmet notasında olanaklar geliştirin. Kentsel dönüşün dediniz yıllardır birbiriyle kaynaşmış insanları yerlerinden ettiniz gökdelenler çok katlı apartmanlar diktiniz. Zenginlerin yaşam alanlarını genişlettiniz asıl halk ise kaçmak zorunda bırakıldı. Sizler size yakın duran herkesi ekonomik alanda yükseltiniz. O yücelttiklerinize hizmet diye her şeyi yaptınız. Asıl hizmet onlara hizmet etmek değil. Çalışarak kimsenin torpiline gerek kalmadan alın teri ile çalışan insanlara zulüm uyguluyorsunuz. Haksızlık yapıyorsunuz.

Aslında hizmete gerek duyan bu kesimler. Ekonomik anlam da kendini yükselten kesimler zaten gereken hizmetleri alıyorlar. Ya kenar mahalleler.  Ya hiç gitmediğiniz bu ülkenin en ücra köşeleri ve oralarda yaşayan halk.

Peki ya bu güne kadar hizmet görmemiş engelliler, yaşlılar, kimsesizler, sokakta yaşamaya çalışanlar, sokak çocukları toplumdan dışlanan nice insanlar bunlar  hizmeti hak etmiyorlar mı? Asıl onlar değil o hizmetleri veremeyen siz siyasiler o sahip olduğunuz makamları hak etmiyorsunuz. Bu yazıyı okuyan bir vicdanlı çıkar herhalde oturup düşünün. Bu ülke de ne kadar hizmete aç insan var. Bırakın reklamları bayrakları afişleri seçim otobüslerinde sesi kısılıncaya kadar bağıranlar. Bırakın bu seçim savaşını kim kazanırsa kazansın ama o kadar vatan ve millet sevdası varsa bir araya gelin ve bu ülke için hep beraber hizmet edin. Halkın bu birlikteliğe kardeşliğe ve şiddetsiz bir geleceğe ihtiyacı var. Gelin en büyük ve kutsal hizmet olan birlikteliği sağlayın boşuna birbirinize atıp tutmayın o reklam paralarıyla o kadar yatırım olur ki binlerce insanımız istihdam olur.

Gelin bu sözlerime kulak verin. Teşekkürler.

05.04.2014

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler