Düşün Haber

Sapkın Vicdanların Veled-i Zinası: İ N T İ K A M !…

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :06 Ağustos 2013 - Okunma :1.563 kez okundu

Mehmet Halil Arık

Emekli Eğitimci – DENİZLİ

mehmethalilarik@gmail.com

27 Temmuz 2013

*

İntikam duygusu; insan olmanın erdemlerini tümden ortadan kaldırır!….

*

Akıl, izan, vicdan!.. İnsanı diğer canlılardan hem farklı, hem de daha üstün kılar. Zira bu hasletler salt insanlara özgüdür…

İnsani bütünlük bu üçlünün kusursuz uyumu ile sağlanır.

Akıl, usdur, şuurdur. Düşünceyi kurar, kurgular, analizini ve sentezini yapar.

İzan, anlayıştır, ferasettir, aklın ortaya koyduğu şuurun, zekâ ile bağlantısını kurar.

İnsani bir değer olan hoşgörü kavramı da bu bağlam içinde değerlendirilmelidir…

Vicdan, izan süzgecinden geçirilmiş aklın bulgularını hükme bağlayan en üst kurumdur.

Tanrının, insanın içindeki temsilcisidir… Bizlere şah damarımızdan daha yakın olduğu uyarısı ile iletilmek istenen Tanrısal mesaj da tam bu olsa gerek!..

Daha çok kendi sahibi veya sahibesiyle hesaplaşma adına baş yastığa değende dile gelir vicdan … Susunca yara alır… Dilsiz şeytan’lıkla suçlandığında adı artık “kara vicdan”dır…

*

Toplumun kaynağı insandır…

Bu nedenle, toplumsal bütünlüğü uyum içinde örgütleyip organize edecek unsurlara da mutlak gereksinme vardır!.. Bu görev yasama, yürütme ve yargınındır. Yani ki; toplumun aklı, izanı ve vicdanı..

Yasama aklın, yürütme izanın, yargı da vicdanın toplumsal sesi ve temsilcileridir.

Yasama, yürütme ve yargı ile akıl izan ve vicdan arasındaki işlevsel paralelliğin bileşkesi, toplumsal aklı ve toplumsal vicdanı oluşturur.

Gerek bireysel, gerekse toplumsal olgunluğun gücü bu uyumsal bileşkenin vektörel büyüklüğü ile ölçülür… Aynı zamanda bu; bir güven ölçütüdür… Akla inanmak, vicdana güvenmek!… Toplumda bunun adı demokrasidir. Temeli de adalet!…

Bu olgunluğu hazmedebilmiş bireylerin adı demokrat, yönetimlerinin adı ise demokrasidir!.. Bu erdemi yakalayamamış, ve istenen uyumu sağlayamamış toplumlarda ve de o toplumun bireylerinde, demokrasi soksan durmaz!..

 Olgun toplum, olgun bireylerden, olgun demokrasi de olgun demokratlardan oluşur.

Peki, akıl, izan ve vicdan arasındaki uyumlu organizasyon bozulursa ne olur?

Toplumsal organizasyonu sağlayan, yasama yürütme ve yargı arasındaki uyumlu organizasyon bozulursa, toplumsal boyutta, topluma ne olursa, akıl izan ve vicdan arasında uyumlu organizasyon bozulduğunda da bireysel boyutta o olur!…

Doğanın kanunları farklı işlemez!…

Akıl üretemez, izan yürütemez., vicdan ölçemez olur!.. Terazisi kırılan vicdan, öncelikle sahibine kaybettirir insan olmanın hasletlerini…

‘Bedel ödetmek’ten söz etmek, bu kaybın ilk belirtisidir!… intikam ise ikinci aşaması…Bir adım ötesi…malum!..

Adalet terazisi bozulan toplumları bekleyen kaçınılmaz son, yıkımdır… Toplumsal yıkımın ilk adımı, bozulan adaletle başlar. Gayrimeşru ve sapkın türediler bu fırsatların ürünleridir. İntikam da, akıl, izan ve vicdan arasındaki uyumsuzluğun veled-i zinası!..

Orman kanunlarının hakimiyeti intikam çığlıklarıyla çıkar ortaya…Böylesi bir teslimiyete düçar edilmiş toplumları bekleyen sonuç felaket boyutunda hüsrandır…

Bu hüsranın birinci derecede sorumluları, siyasi ikballeri adına -ya da geçmişin intikamını almak adına, ya da kendi yandaşlarıyla güya daha sağlam bağlar kurmayı teşvik etmek adına- söz ve eylemleriyle halkı birbirlerinden şikayetçi olmaya çağırıp, kin nefret ve husumet tohumları ekmeye çağıranlardır!..

Hırsızı da, katili de, anarşisti de, bu ortamda hayat bulur!… Soyguncusu, vurguncusu, talancısı… yalancısı, yağcısı, yalakası da öyle!..

Diktatörü, tiranı, despotu, firavunu… da böylesi ortamların ürünüdür…

İntikam lanetlenmedikçe, akıl hakim kılınmadıkça, vicdanlar hür bırakılmadıkça kaos kaçınılmazdır.

***

Kaotik dönemler tehlikelidir.

Zaten var olan, ancak, bir biçimde baskılanmış kin ve nefret tohumları, yeşerecek ortamları tam da böylesi koşullarda bulur!.. O tohumlar, puslu havayı seven kurtlardan daha sinsidir!… Yurdumuzun bir bölümüyle bağlantılı olarak,  bugün çevremizde yaşadıklarımız,  bu kaotik ortamın ürünleri değil midir acaba!?…

Kimdir-kimlerdir bu kaotik ortamın sebep olanları…!?..

İdrak kalkmış mıdır ki; vicdan susmuş mudur ki toplumda, “olanlar” hazmedilir olmuş!?…

Ülkenin yönetim erkini elinde bulunduranlar, o toplumsal ve demokratik üçlü iradeyi, ve onların toplumsal erdemlerini… unuttular mı!?…  Hepten mi vaz geçildi!?..

O üçlü irade, o üçlü erdem, siyasi emellere kurban edilemeyecek kadar çok önemli değil mi!?.

Akıl, izan ve de vicdan devre dışı kalmışsa, kin ve nefretin önü alınabilir mi!?..

Yasama yürütme ve yargının uyumsal organizatörlüğü bozulmuşsa, kaosu besleyen damarlar açık demek değil midir!?..

Gizli tanıklığa eş, gizli müzevirliğin (şikayetçilik) teşvik ediliyor olması, hangi demokrasi derslerinde okutulan ya da tartışılan bir tezdir!?..

Böylesi bir irade demokrasiyi kurabilir mi!?

Toplumda kin ve nefretin artması, kaosa kapı aralamaktır dedik!.. Aralanan o kapıdan nelerin girebileceğinin hesabını tutmak olası mıdır!?..!…

 Eli sopalılar, eli palalılar… sokaklarda öldüresiye adam dövenler… nişan alarak göze kapsül sıkanlar… ve ikramiyelerle ödüllendirilenler ve ödüllendirenler, göz göre röre,  hukuku işlevsiz kılanlar o kapıdan girenler değil midir!?.. !…

İftar sofralarında, öç alma adına, yalan ve iftiralarla doldurulmuş- bize neler ettiler, sıra bizde diyerek- intikam duygularını haykıranlar da… koruyanları da onlar değil mi!?……

Alkış tutanları da, bu kuyruklu yalanlara akıl izan ve vicdanlarını prangalamış olanlar da onların yalakaları değil mi!?..!..

Sormak gerek; nasıl bir tehlikeye alkış tutulduğunun idrakında mıdırlar acaba!?..

***

İnatlaşma, bu güne kadar hiçbir kimseyi mutlak bir başarıya götürmemiştir! Kazanılmış gibi görülen “mevziler” aldatıcıdır. İstenildiği kadar o mevzileri tahkim edilmiş olsun.Y ı k ı l ı r!..

İnatlaşma çift yönlü bir eylemdir. İnatlaşmanın gücüne göre, karşı güç oluşur.

Doğanın  etki-tepki kanunudur bu. Ve bilinmeli ki; denge dinamiktir… Değişim mutlaktır!….

Ensede pişirilen bozanın da; yeni kin ve intikamlara, gelecek günler adına, yeni kapılar aralamaktan öte bir işe yaramayacağını kararmış vicdanlara birileri  bir lisan-ı münasiple anlatmalı!…

Kin eken, hoşgörü biçmez!… Hiçbir horoz da, o çöplüğün mutlak sahibi değildir!..

Gün olur devran döner’in; keser döner, sap döner’in anlatmak istediği de tam budur!…
Bugünün intikamı, gelecek günlere de toplumu gebe bırakır!… Ve doğacak olanlar da yeni-yine velede-i zinalardır!..

Bir toplumda, toplumsal aklın, toplumsal izanın ve toplumsal vicdanın hakim kılınması için başta yöneticiler ve kanaat önderleri olmak üzere, tüm bilim adamlarına, siyasetçilere, her kurum ve kuruluştaki görevlilere, çalışanlara, emekçilere…ülkenin her vatandaşına büyük görevler ve sorumluluklar düşmektedir.

Ve bugün ülkemiz yanlışlıklar batağındadır!.. Uyarı, bir hak olmaktan öte bir görev olmuştur!.

 Bir ailede bile yıkımın uyumsuzlukla başladığını kim bilmez!?..

 Aklımızı başımıza alalım!.. İnatlaşmalara ve inatlaşanlara fırsat vermeyelim!.. Öncelikle bu ortamı yaratanları def edelim!…

 *

Bir yüce kurtuluş böyle pekiştirilmişti!…                                    

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler