Düşün Haber

PKK’YA DUR DEMEK Uluç Gürkan

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, , , - Tarih :20 Haziran 2012 - Okunma :1.770 kez okundu

Uluç Gürkan

Kuzey Irak’tan gelen PKK saldırıları karşısında Türkiye, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nde öngörülen “meşru müdafaa” hakkını kullanması gerekir. 1999–2002 Ecevit Hükümetleri döneminde Kuzey Irak’a bu amaçla girilmiş ve terör bu sayede durdurulabilmişti.

BM Sözleşmesi, Türkiye’ye Irak sınırının kesin ve kalıcı bir güvenliğe kavuşturulması olanağını veriyor. Bunun için, unuttuğumuz, bize unutturulan BM Antlaşması’nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkımızı kullanmamız yeterli olacaktır. 

Türkiye’nin bu hakkını 1990’lı yıllarda ödünsüz bir biçimde kullandı. Bu çerçevede 3 sınır ötesi harekât ile 30’u aşkın sıcak takip operasyonu gerçekleştirdi. Özellikle Bülent Ecevit Hükümetleri döneminde Kuzey Irak’a işgal amacıyla değil, güvenlik amacıyla, olumsuz gelişmeleri önlemek amacıyla girildi ve 2000’li yıllara gelindiğinde terörün durdurulması sağlandı.

Irak’lı yetkililerin “Türkiye Kuzey Irak’a müdahale ederse uluslararası hukuku ihlal etmiş olur” açıklamalarının gerçeği yansıtmıyor. BM Sözleşmesi’nin 51. maddesi, BM’ye üye bir ülkeye karşı silahlı bir saldırı olduğunda o ülkenin meşru müdafaa hakkının doğduğunu açıkça belirtiyor. PKK terör eylemleri bu maddedeki silahlı saldırı kapsamına giriyor. Türkiye’nin tek yapacağı, bu madde uyarınca meşru müdafaa hakkı kullanıldığını BM Güvenlik Konseyi’ne bildirmek.

Türkiye, geçmişte olduğu gibi “meşru müdafaa hakkının ancak saldırı ani, dayanılmaz olursa, başka bir davranış seçeneği bulunmazsa kullanılabileceği” itirazıyla karşılaşabilir. Ancak, PKK saldırılarının yoğunluğu ve yitirilen canlar bu koşulun da objektif olarak geçerli olduğunu ortaya koyuyor.

BM Antlaşmasının 51. maddesi ise şöyle:

    “Bu Antlaşmanın hiçbir hükmü, Birleşmiş Milletler üyelerinden birinin silahlı bir saldırıya hedef olması halinde, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya dek, bu üyenin doğal olan bireysel ya da ortak meşru savunma hakkına halel getirmez. Üyelerin bu meşru savunma hakkını kullanırken aldıkları önlemler hemen Güvenlik Konseyi’ne bildirilir ve bu Konsey’in işbu Anlaşma gereğince uluslararası barışın kurulması için gerekli görebileceği biçimde her an hareket etme yetki ve görevini hiçbir biçimde etkilemez.”

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler