Düşün Haber

Peki de; ÇİÇEK KİMİN EMRİNDE!?… Mehmet Halil Arık

Kategori : Arşiv, Makale - Etiketler :, , , , , - Tarih :19 Nisan 2012 - Okunma :1.919 kez okundu

Mehmet Halil Arık

Emekli Eğitimci DENİZLİ

mehmethalilarik@gmail.com

“Partiler Anlaşsın; Başbakan’a götüreyim!”

Çişi gelen de… ona koşuyor…

“Gitme!” derse gidilmiyor… İçinde tutuyor da, “sıkıştım!” diyemiyor.

İşin inanılmaz yanı; adına da “ileri demokrasi” deniyor!…

Demokrasinin, hele ileri demokrasinin tanımını yapıp da içselleştiremedik bir türlü…

İradeyi biliyoruz da, yönetmesini mi bilemiyoruz, yoksa, icazeti, irade mi sanıyoruz!?…

Güçler ayrılığı ilkesini anayasamıza koymuşuz da bu ilkeyi “kuvveden fiile” geçirmekte, yani kuvvetin gereğini idrak edip yerine getirmekte aciz kalmışız.

İşimize geldiğindeyse dilimizden düşürmüyoruz ama!..

Akıl izan ve mantığımızın emrettiği biçimde vicdani kanaatlerimizi dile getiremiyoruz. Birilerinin beyanına bağımlı kalıyoruz. Bırakın vicdani kanaatleri kullanmayı, sürekli tepemizde Demokles kılıcı gibi duran vesayeti-baskıyı-otoriteyi görmezlikten gelirken, başka vesayetleri de eleştirmekten geri durmuyoruz…

**********************

Sayın Çiçek tutuklu vekiller için çözüm ararken, “Partiler Anlaşsın; Başbakan’a götüreyim” buyuruyor!.. Şimdi soralım aklımıza takılan soruyu:

Cemil Çiçek kimin emrinde, hangi vesayetin kontrol ve kumandası altında da; beyanının ikinci faslına “Başbakan’a götüreyim” cümlesini ekliyor!?. “Mecliste görüşelim” diyemiyor!?

Farkında değil mi Anayasa’yla sınırları çizilen güçler ayrılığının bir ayağı olan yasamanın başı olduğunun!?…

Yasamanın görevini Başbakan’dan alacağı icazetle yerine getirmeye kalkan bir meclis başkanı, yani yasamanın en yetkili başı, şecaat arz ederken hangi sirkatinin fütursuzca altında kaldığının farkında değil mi acaba!?…

Göreceğiz bakalım, hangi yandaş demokrasi havarileri; Çiçek’in bu özürlü beyanını nasıl bir mazeretle savunacaklar icazetli başkanlarını!?…

Neymiş!?… Tutuklu vekillerle ilgili partiler karar anlaşacakmış da Bay Çiçek de bu anlaşmayı Başbakan’a götürecekmiş!?…

Ömrünün yarısını parlamentoda, güya hizmetlerle geçirmiş deneyimli bir parlamenter-bakan ve bu günün yasama organının başı; demokrasilerde, yasamanın güçler ayrılığındaki yerini ve yasamanın başı olmanın ne olduğunu hala kavrayamamış izlenimi vermesi çok üzücü!..

Acaba açıklayabilir mi Bay Çiçek; sadece yasamanın yetkisinde olan bir konuyu Başbakan’a götürmenin gerçek gerekçesini!?…
Partiler bir yasa teklifinde anlaştıkları halde, başbakan “olmaz!” derse o yasa çıkmaz mı? Şayet öyleyse demokrasi bu mu!?  Eğer öyleyse, yasamaya ve “yasama reisine” ne gerek vardı!?.. Fetva ve fermanlar yetmez miydi böyle bir yönetimde!?..

Devleti yönetmek adına kanun yapmak, ne zamandan beri icazete bağlandı!… Böylesi bir icazet ne zamandan beri demokratik sistemlere girdi!?..

Bay Çiçek’ten “sadır” olan bu söz, çok açık,çok net pek çok acı ama gerçek şeyi anlatıyor aslında; Türkiye’de olup bitenler açısından!..
Yasamanın da doğrudan başbakanlığa bağlandığının açık bir itirafı değil mi bu!?…

“Tutuklu vekiller sorunu bizim sorunumuz değildir” diyen başbakana, partilerin anlaşma metnini sunacakmış sayın Çiçek.. Bunun adı sunmak değil arz etmektir aslında!..

Başbakan, tutuklu vekiller sorunu ve çözümüne yönelik olarak “ne hükümetimizin, ne de AK Partinin sorunu değil!” ifadesine rağmen, Meclis Başbakanı’nın Başbakan’a “arz edeceği” anlaşma metni çözüm adına değil de “dostlar alışverişte görsün” adına yürütülen bir eylem izlenimi vermiş olmaz mı!?..

Bir vatandaş olarak, haykırıyorum…

Tam 313 gündür tutuklu Milli İrade… Tutuklu; O sizin işinize geldiği zaman bizi yüzde şu kadar buçuk oran göreve getirdi dediğiniz Milli İrade…

Sizi İktidara taşıyan oylar Milli İradeydi de o 8 vekile verilen oylar çakıl taşı mıydı?

–“Tutuklu vekiller konusunun sürüncemede bırakılmasından yana değilim” diyorsunuz ve ekliyorsunuz:

–“Mahkeme çözsün diye bekledik.. Ancak bugüne kadar bir sonuç çıkmadı…

Bu durumda sorun, siyaseten yasal bir değişiklikle çözülebilir. Üç parti yetkilileri bir araya gelsin, anlaşsın ortak kara çıkarsa, Başbakan’a götüreyim.”

Asıl bizi şaşırtan ve “icazetli başkan”sıfatını kullanmamıza neden olan da bu sözün devamı..

– “Anlaşabilecekleri bir çözüm çıkarsa ben onu Başbakan’a götürürüm…”

Hiç kusura bakmayın Sayın Başkan! :

1- Partilere; “parlamentoya, teklif getirin” yerine, Başbakan’ın “bizim sorunumuz değil” demesine rağmen “Başbakan’a götürürüm” söylemi, anayasanın güçler ayrılığı ilkesini ihlal, ve Başbakan istemezse yasanın çıkmayacağını açıkça ifade etmek anlamına gelmez mi!?..

2- Niye 3 parti.. de dört değil!… Milli İradenin 313 gündür  tutukluluğu parlamentonun yani yasamanın sorunu değil mi!?.. Niçin görüşme sürecinde 4 partinin anlaşmasından söz edilmiyor!? 4.nün kararı zaten Başbakan’da mı demek istiyorsunuz!?.. Siz Güçler Ayrılığı ilkesine göre eşbaşkansınız.. Hatta Başkomutan vekili olarak daha öndesiniz!…

Yoksa Ülke’de rejim değişti de haberimiz mi olmadı; her karar tek kişiye yalnızca görüntüde değil de  fiiliyatta da mı bağlandı!?..

3- “Mahkeme çözsün diye bekledik” ifadeniz de pek inandırıcı gelmedi.. 313 gündür, çözümü mahkemeden beklemenin mantığı nedir!?.. Mahkemenin çözümü de yine sizin icazetli de olsa başkanlığını yaptığınız parlamentodan geçmeyecek miydi!?..

4- Üç günde sıfırdan yasa çıkaran “güçlü” parlamentonun, 20 dakikada 25 maddeyi geçıren “güçlü” parlamentonun 313 gündür Milli İradenin tutsaklığına ses etmemesi kimin suçu!?..

**************

Ve Muhalefet parti liderlerine, sözcülerine millet vekillerine de var bir çift sözümüz!..

Tek otorite tarafından belirlenen gündemin esaretiyle, o parlamentoda görev yaptığınızı sanmaktaysanız, büyük bir yanılgı içindesiniz…

313 gündür, tutuklu milli iradenin temsilcilerinden birisi de siz olabilirdiniz…

İcazetin bir parçası olarak, çözüme katkı koyacağınızı umuyorsanız, büyük bir yanılgı içindesiniz… Tıpkı; demokratik bir anayasa yapmak adına oluşturulan komisyona üye vermek,  üye olmak gibi…

Komisyonda olmakla, daha demokratik bir anayasaya kavuşma hayalleriniz suya düştüğü gün;  bunun sadece farkına varmakla kalmayacak, bir gerçeği daha öğreneceksiniz:

Ortaya konan anayasanın figüranları olarak kullanıldığınızın da farkına varacaksınız!…

Karar sizin…

İcazetle de olsa; bir çözüm bulacakmış Bay Çiçek Milli iradenin bir yıla varan tutukluluğuna..

Dileriz bulur!… İstemeyenin gözü çıksın!…

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler