Düşün Haber

ORTADOĞUDA ŞEYTAN BEŞGENİ

Kategori : Arşiv, Makale, Siyaset - Etiketler :, , - Tarih :03 Mart 2016 - Okunma :1.160 kez okundu

dusunhaber-haydarkaya-seytanucgeniORTADOĞUDA ŞEYTAN BEŞGENİ

Haydar KAYA
Araştırmacı ve Yazar
Aydın

Ortadoğu’daki petrol ve diğer yer altı kaynakları İngilizler tarafından asırlardan beri bilinmekte idi. Tarihteki adı Neft olan bu madde geçmiş çağlarda da savaşlarda yakıcı madde olarak kullanılıyordu.

İngilizler güçlü öngörüleri ile bu maddenin gelecekte neler yapabileceğini bildiklerinden dolayı, Ortadoğu’ya gözlerini diktiler. Burayı ele geçirmek için, özellikle Hazar Denizi, Kara Deniz, Akdeniz. Kızıldeniz ve Basra Denizi ile sınırları bulunan, beş denize de ulaşabilen ve buraları egemenliği altına alarak Avrasya’nın merkezine hakim olan çokuluslu bir devlet kurma amacıyla harekete geçtiler.

Böyle bir ülkeyi oluşturabilmek için asırlara yayılan planlar yapmaya başladılar.

Önce bu alanlara hakim olan Osmanlı İmparatorluğu’nu dağıtmak için çalıştılar. Ajanları ve gizli yardımları ile yavaş yavaş Osmanlı İmparatorluğu’nun içine fitne koyarak yıkılmaya doğru götürdüler.

Önce Avrupa’da ki Osmanlıya bağlı devletleri kışkırtarak isyanlar çıkartıp amaçlarına ulaştılar.
Ardından Kuzey Afrika’ya yönelerek buralarda aynı çalışmaları yürüttüler. Ajanlarını Müslüman hocalar kıyafetinde Arapların içine salarak Arapları kışkırttılar.

Kışkırtmalar istenilen sonucu erken veremeyince, bizzat devreye girdiler. Önce İngilizlerin kışkırtması ve yardımı ile 1911 de İtalyanlar Trablusgarp ve Bingazi’yi işgal ettiler.

İtalyanlardan sonra İngilizler Mısır, Suriye, Irak ve Hicaz topraklarını işgal ettiler.
Şu soruyu her nedense sormak kimsenin aklına gelmiyor. Kuzey Afrika, Mısır, Suriye, Irak, Hicaz. Arap halkına ait topraklardır ve buralarda yaşayan insanlaın hepsi büyük çoğunlukla Müslüman’dır. Irkı ayrı dini ayrı olan bu topraklarda İtalyanlar ve İngilizlerin işi ne?

Arapları çok mu seviyorlardı ki, buraları işgal ederek onları devlet haline getirdiler. Arapların istiklali için kanlarını neden döktüler.

Tabi ki hayır!

İngilizlerin amacı Ortadoğu petrolleri idi. Bunun için istedikleri zaman rahatlıkla işgal edebilecekleri küçük uydu devletlerinin kurulmasına yardımcı oldular. Bu arada İsrail’in büyük gayretleri unutulmamalıdır.
Ancak İngilizler bu amaçlarına ulaşamadılar. Diğer tarafta Sovyetlerde yönetim şeklinin değişmesi, Lenin ‘in önderliğinde sosyalist rejimin kurulması İngilizlerin planını alt üst etti.

Çünkü Sovyet Rusya da, Orta doğu petrollerine göz dikti. Birinci Cihan savaşının sonunda Sovyetlerin amacı netleşti. Bu durum ikinci Cihan savaşına kadar gelebildi. İkinci Cihan savaşının sonunda İngilizler Ortadoğu Petrollerinin alınması görevini Amerika Birleşik Devletlerine devretti.

İngilizler tarafından 8. Temmuz 1937 tarihinde kurulan, İngiltere, Türkiye, İran, Irak, Afganistan ve Suriye’den oluşan Sadakat Paktına ek olarak Amerika, İngiltere, Türkiye, İran, Irak, Pakistan ve Suriye’yi de içine alan Cento (Sento) Paktı 24. Şubat 1955 tarihinde Amerikalılar tarafından kuruldu.

Paktların birinci amacı, Sovyetlerin sıcak denizlere inmesini engellemek, ikinci amacı Ortadoğu petrollerini rahatlıkla Amerika ve onun ortaklarının emrine vermek.

Ancak Sovyetler buna izin vermediler. Sosyalist rejimi Ortadoğu’ya ihraç ederek Suriye de Kral I.Faysalı, Irakta Kral II.Faysalı, Afganistan da Kral Muhammed Zahir Şahı kendi halkına öldürttüler. İran’da Şah Rıza Pehlevi’yi çıkarttılar. Böylece Sovyet yanlısı Baas rejimi Ortadoğu’ya hakim oldu.

Bu ülkelerde yapılan ihtilalleri engelleyemediği için önce faturayı Türkiye Cumhuriyeti hükümetine çıkarttılar. 1960 ihtilali ile Türk hükümetini enterne ettiler. Celal Bayar ve Adnan Menderes hükümeti ağır bir fatura ödedi. Üç idam, birkaç intiharla Amerika intikamını aldı.

Gelen hükümetler Amerika’nın tuzağına düşmediler. Bu kez Amerika Bernarde Lewis stratejisini uygulayarak İran ile Irak’ı kapıştırdı. Savaş sekiz yıl sürdü, milyonu aşan ölü, yıkılmış yerler ve zayıf düşmüş iki ülke. Amerika’nın amacı bu idi. Ortadoğu’da güçlü olan ülkeleri zayıf düşürüp kendisine direnemeyecek duruma getirip buraları işgal etmek.
Savaş Sonunda İran Sovyetlerin yanına geçti, Irak Sovyetlerin desteğini kaybetti. Bu fırsatı değerlendiren Amerika Irak’ı işgal etti. Yine sayısı milyonu aşan insan öldürüldü. Irak harabeye çevrildi.

Bu durum Amerika’nın amacının demokrasi ve hürriyet olmadığını asıl amacının Ortadoğu petrollerine hakim olmak olduğunu kanıtladı. Bunun üzerine Çin ve Rusya’nın baskısı ile arkasında harap olmuş bir ülke bırakarak Irak’tan çekilmek zorunda kaldı.

Akabinde Afganistan’a saldırdı. Irak ve Afganistan da uyguladığı Samuel Huntinton stratejisini Amerika’yı zor durumda bıraktı. Amerika yavaş yavaş Şeytan Beşgeninde kaybetmeye başladı. Son bir çırpınışla tekrar Bernarde Lewis teorisine dönerek Müslüman’ı Müslüman’a öldürtme projesini hayata geçirdi.

Bunun için İslami inancı zayıf olan, gerçek amaçlarının kişisel çıkarı olan sahte Müslümanları devreye soktu.
Yeni planın adı, Kuzey Afrika ve Büyük Ortadoğu idi. Bunun için Amerika, İngiltere, İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar’dan oluşan şer altılısı işbirliği yaparak göreve başladılar.

BOP eşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önceliği kimseye kaptırmamak için harekete geçti. Suriye’yi rahat bir lokma olarak görüyordu. Irak nasıl olsa Kürtlerin yardımı ile çantada keklik idi.

Nasıl olsa İmam Hatip Okulunda insanları rahatlıkla kandırabilme metodunu öğrenmişti. Bu günkü adı algı operasyonu olan bu metodun adı geçmiş yıllarda Mantık şarlatanlığı olarak anılmakta idi.

Aklınca bu metodla insanları kandırılabileceğini sanarak Suriye’nin içine önce ajanlarını sokarak orada Esad’ında hatalı davranışlarını kullanarak hükümetinden gayri memnun bir grup oluşturdu. Bunları kullanarak iç çatışmaları başlattı.
Stratejik Derinlik kahramanlarının ne kadar sığ düşündükleri zaman içinde ortaya çıktı.

Keşke İsmet Paşa’nın 1965 tarihinde Jonson’a yazdığı mektubu anlayabilselerdi. Keşke Orgeneral Dündar Kılıç Paşa’ya sorsalardı ve Amerika’nın geleceğini önceden görüp ticari anlaşmaları Asya’ya çeviren merhum Özdemir Sabancı suikastinin arkasındaki gerçeği görebilselerdi ve daha acısı kabinesinde attıkları zaman mangalda kül bırakmayan kimi proföserleri yönlendirerek Şangay Paktının gücünü öğrenebilselerdi bu korkunç hataya düşmezlerdi.

Çünkü Suriye Şangay Paktının üyesidir. Nato üyelerini satar, ama Şangay Paktı üyelerini satmaz. Bu gerçeği Sovyetler birliği dünyaya haykırdı ve de uyguladı.

Altılı şer ittifakının dünyayı getirdiği nokta şu oldu:

Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Suriye, Güney Yemen, geçmişte, İran, Irak ve Afganistan’da milyonlarca ölü, yıkılmış harap olmuş şehirler, Birbirine kin güden aynı ırk ve aynı dinden olan milyonlarca insan. Bunlara Türkiye de eklendi.

Ve sonuç ne oldu? Şangay Paktı, Şeytan Beşgeninin yüzde seksenine sahib oldu. Hazar denizi, Karadeniz tamamen Şangay egemenliğine girdi. Akdeniz ve Basra denizinin yüzde altmışı yine Şangay egemenliğine girdi. Hazar denizi ise Güney Yemen nedeniyle Şangay’ın etkisine girmek üzeredir. Peki bu sonuç ve bu felaketler düşünülmedi mi? Postmodern Haçlı seferi tarafından açılan bu yaralar yüzyıllarca zor kapanır.

Buna sebep olanların Yüce Allah elbette ki belasını verecektir. Yalnızca ve yalnızca Ortadoğu petrollerini diğer bir deyimle Şeytan Beşgenini Amerika, İngiltere ve İsrail’in emrine vermek için göz göre göre kendi dindaşlarını ve kendi ülkelerindeki insanlara yapmış oldukları bu cinayetlerden ve felaketlerden hiç mi vicdanları sızlamıyor.
Özellikle Türkiye de yaşayan kendilerini Müslüman kabul eden ve Müslümanlıklarından ötürü Recep Tayyip Erdoğan hükümetine oy veren insanların vicdanları rahat mıdır?

Çünkü Yüce Allah, İsra suresinin 71. Ayetinde topluluk hangi önderi seçti ise onunla birlikte yargılanacağını bildirmiştir. “Ben oyumu verdim onun yaptıklarından sorumlu olamam.” Diyemez. Çünkü o bu suçları senin verdiğin oylardan aldığı güçle yapıyor. Hiç kimse Allah’ı kandırmaya kalkışmasın, cezası daha da ağırlaşır. Gerçek Müslüman Kur’an a bağlıdır.

İnsanlar kendilerine önder seçerken, önce bu ayetleri okusunlar ve düşünsünler. İslam’ın temeli üstün ahlaktır. İbadet ikinci sırada gelir. Ahlakı bozuk olanın ibadetini Yüce Allah kabul etmez, bu konuda sayısız ayetler ve hadisler bulunmaktadır. Ahlakı düzgün olanın ibadeti Allah katında geçerli olur.
İnsan kendisine ve toplumuna karşı sorumlu olarak yaratılmıştır.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler