Düşün Haber

MISIR VE MİLİTARİST YÖNETİM

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, , - Tarih :15 Temmuz 2013 - Okunma :4.088 kez okundu

 

Mehmet Sebih Altun

msebihaltun@gmail.com

         Arap baharı ile birlikte yönetim şekli değişen ülkelerden birisi de MISIR dır. 

Kuzey Afrika’nın nüfus bakımından en büyük ülkesi olan Mısır yıllarca devrik lider Hüsnü Mübarek tarafından yönetildi. Arap baharından nasibini alan Mübarek sonunda devrildi.

         İlke defa seçimle bir yönetim oluşturuluyordu. İktidarlığı eline alan Müslüman Kardeşler Muhammed MURSİ yönetimi ile yaklaşık olarak bir seneye yakın yönetilen Mısır sonunda demokrasinin mağlup olması ile militarist bir vecihle yönetime el konuldu. Demokrasi yerlebir edildi.

         Yönetim lağvedilerek askeri bir yönetim iktidarı devraldı. Şimdi halk yönetimi tekrar geri kazandırmak için eylemler düzenliyor ama beyhude. Askeri pek bırakacak gibi görünmüyor. Çünkü arkası sağlam İsrail, ABD, Suudi Arabistan, İngiltere ve daha ismini sayamadığım başta İslam ülkeleri olmak üzere birçok ülke darbeyi tebrik etti.

           Halk,  halen ayakta. Darbeyi protesto ediyorlar. Her gün onlarca insan asker kurşunuyla yaşamını yitiriyorlar. Darbeyi istemeyen bedelini canıyla ödüyor. Daha demokratik, eşit bir ülke olalım dediler. Yılların liderini devirdiler. Seçime gittiler. Kendi ideolojik ve teolojik inanışlarına göre bir yönetimi iktidara taşıdılar. Belki de Mısır tarihine altın harflerle girecek bir olaydı seçim.

           Hep dikta yönetimi ülkeyi ilerlemesini engellemişti. Dikta  ile yönetim anlayışı bitmiş demokrasi gelmişti ya da öyle sanmışlardı kısa bir süreliğine. Militaristler fazla bekleyemediler. Çünkü demokrasinin olduğu yerde adalet, eşitlik, hak hukuk gözetilmesi gereken unsurlardı. Oysa bu unsurlar bu ülke için kalkınma demekti. Afrika da daha güçlü bir ülke demekti. Bu olmamalıydı birilerine göre.

           Kolonist ve emperyalist güçler varlıklarını hissettirmeleri gerekiyordu. Çünkü Afrika dünyanın en büyük yeraltı madenlerine sahip ülkelerin oluşturduğu bir kıtaydı. Bu kıtanın kendi yönetimini oluşturacak inisiyatifi olmamalıydı. Çünkü böyle bir yönetim onları engelleyecekti. Şüphesiz bu ülkelerin (EMPERYALİST) dünyanın her yerinde ‘OUR BOYS’ ları olduğu gibi Mısır’da da mevcut bizim çocuklar dedikleri kesimleri vardı. Daha fazla beklemediler. Çünkü yönetim taze iken devrilecekti daha sonra çok güçlenirse devirmek kolay olmayacaktı. Göz açtırmadan yönetimi devraldı militaristler. Yani ‘OUR BOYS’ lar görevlerini layıkıyla yapmışlardı. Ve nihayet Muhammed Mursi devrildi.

           Mısır en az 20 sene geriye gitti. Ülke kaos içinde askerler ise vuruyor, yaralıyor, gözaltına alıyor ve yahut öldürüyor. Başka çare yok çünkü bu oyunu böyle sürdürmeleri lazım. Seçilmiş bir başkanı deviren Mısır bir daha  demokrasinin ‘D’  sini dahi göremeyecek. Çünkü seçim olursa yine aynı yönetim olacak ve yine Ordu darbe yapacak. HALK SEÇMEK İÇİN VARDIR, ORDU İSE DEVİRMEK İÇİN, mantalitesi ile Mısır neler kaybettiğini zamanla daha iyi anlayacaktır. Ama cefasını yine halka çektirecekler. Yani her türlü durumdan zarar gören yine halk olacak. Demokrasinin Adaletin olmadığı hiç bir yönetim anlayışı halkına refah getirmez. Ancak zulüm ve ölüm getirecek. Darbe ye karşı olmak için tek sebep olarak Mısır örneği bize yeter.

Yorumlar (1)
  • 30 Temmuz 2013 tarihinde murtaza qoser tarafından

    Adil olan Allah’ın Adıyla

    Mübarek sonrası Mısır enkaz halindeydi, bu enkazın altına girecek bir yiğit aranıyordu. Çünkü Mısır’da gerçek bir toplumsal inkılab gerçekleşmedi, sadece siyasal güç/iktidar el değiştirdi. İdeolojik bir devrim gerçekleşmedi. Mubarek diktatörlüğünü deviren ne ideolojik bir düşünceydi, ne de demokratik bir akımdı. Adalet, hak peşinde olan bir halk uyanışıydı.

    İhvan-i Muslimin de içinde bulunduğu onlarca siyasi, ideolojik grup ve parti birlikte sürdürdüler bu hareketi, başında kimseye mal edilmedi, kimse tek başına sahiplenemedi, hiçbir grup tek başına idareyi eline almaya talip değildi.

    Emperyal güç, sultasına karşı bu uyanışı sahiplenmek ve yönlendirme girişiminde bulunmayı ihmal etmedi. Halk demokrasi istiyor, halk özgürlük istiyor, halk eşitlik istiyor vb gibi içi boş sloganlarla kuklalarını işe koydu.

    Onlarca yıl Mısır’a hüküm sürmüş diktatörlük halkın siyasal alanda gelişmesini engellemiş, diktatörlüğün hakim olduğu dönemde gözünü dünyaya açanlar başka sistem görmediler, sadece ismini duydular. Dindar halk kesimleri ise hilafet, İslam devleti gibi sistemleri sadece hayallerinde canladırıyor, nasıl olduğunu tasavvur bile edemiyorlardı.

    Hakim sistemin adaletsiz uygulamalarından bıkmış halkın geneli ekonomik meseleler başta olmak üzere her alanda adalet isterken Batı dünyası elinde bulundurduğu medya imparatorluğu sayesinde Mısır halkının “demokrasi” talebinde bulunduğunu dayatmaya başladı.

    Bin yıllık bir geçmişi olan ve İslam dünyasına alim ihraç eden önemli ilim merkezlerinden biri konumundaki El-Ezher Üniversitesi malesef “siyasal İslam” konusunda müslümanlara sunacak bir öğreti ortaya koyamadı. Hep hakim sistemin yanında yer alsığı için halkın taleplerini karşılıyacak ilkeler ortaya koyma erdemini gösteremedi.

    İhvan-i Muslimin, seksen yıllık mücadelesinde bu günleri hesap edememişti, bir gün iktidarı ele geçirdiklerinde nasıl idare edeceğini bilmiyordu. İdare sistemi ne olacaktı, nasıl bir anasayla idare edeceklerdi; anayasanın dayanağı ve kaynağı ne olacaktı? Devletin kurum kuruluşlarını nasıl şekillenirecekti? Toplumun dinamiklerini nasıl oluşturacaktı? Ekonomik sorunları çözmek için bir programı var mıydı? Daha da önemlisi dindar çevreleri İslami mücadele adına örgütleyen İhvan’ın, siyasal doktrini neydi? Ve işte İhvan hareketi cevabını hazırlamadığı daha nice sorular ortadayken Adalet ve Özgürlük partisiyle seçime gitti.

    Anayasasını ordunun hazırladığı, seçim sistemini ordunun hazırladığı, gücün ordunun elinde olduğu bir ülkede seçime girdiler ve Muhammed Mursi’yi cumhurbaşkanlığına seçtiler. Gariptir ama halk ayaklanmasının yaşandığı Mısır’da Cumhurbaşkanı mazbatasını ordu komutanlarının elinden aldı.

    Mursi cumhurbaşkanlığı koltuğuna şu olumsuzluklarla oturdu.

    1-İslami bir parti olduğunu iddia ediyor ama bir asra yakın İslami mücadele geçmişine rağmen siyasal İslam’da bir doktrini ortada yoktu.

    2-Halk tarafından seçilmişti ama, devletin gücü hala ordunun elindeydi.

    3-Ordunun hazırlattığı yeni anayasaya İhvan’ın isteği doğrultusunda sadece birkaç madde eklenebilmişti. Meşruiyeti tartışma konusu olan bir anayasadan meşru bir cumhurbaşkanı çıkarılmak istendi.

    4-Ülkenin sorunları tahmin edilenden de fazla tam bir enkaz yığını; siyasi belirsizlik, ekonomik sıkıntılar, hak ve özgürlükler dengesizliği, dış siyaseti belirlemede tutarsızlık…

    5- Hüsnü Mubarek diktatörlüğünü devirme aşamasında birlikte hareket eden güçler en küçük bir olumsuzlukta sokaklara dökülmek için pusuda bekliyordu.

    Ve işte bu şartlarda Mursi göreve belirsizlik ve tereddütle başlıyordu.

    İslamcı kimliğini ileri sürmelerine rağmen Filistin konusunda İşgalci siyonistlere karşı net bir tavır ortaya koyamadıkları gibi Siyonistlerle işbirliğine kaldığı yerden devam ettiler.

    Daha ülke içinde daha iktidar olamamışken, halkın ekonomik-toplumsal sorunlarını çözememişken Ortadoğu kaosunun çözümünde söz sahibi olmaya soyundu ve Suriye konusunda haddi aşan sözler sarf etmeye başlamıştı.

    Ülkedeki Vahabi Selefiler, Emperyal gücün emrinde Suriye’de cihad ve Şii/Alevilerin katl edilemsinin caiz olduğuna fetvalar veriyorken ve daha son bir ay içinde Mısırlı dört alim Şii feci bir şekilde şehid ediliyorken Mursi hazretleri sessizliğini koruyordu!

    Mursi, cumhurbaşkanlık koltuğuna oturduğu ilk hafta içinde, İran’daki Bağlantısız Zirve toplantısında Suriye rejimine laf atıyor ve Esad’ı kınamaya başlıyordu. Ama aynı cesareti Batı emperyalizmi ve siyonist rejim karşısında asla gösteremedi. Ama Batı’nın daha sadık adamları şimdi kendisini tutuklamış ve ülke dışına çıkma yasağı koymuş bulunuyor. Esad ise hala yerinde.

    Batı’nın peşinde koşturduğu demokrasi ve özgürlükler budur işte; birgün saygıyla sizi koltuğa oturtur ertesi gün alaşağı eder. Halk karar verir denir, halkın temsilcisi biziz deyip sizi darağacına götürüler.

    Ne yazık ki İslam ülkelerinde seçimle işbaşına gelenler geçmişten ders almazlar. Yıllar önce Cezayir seçimlerini hatırlayanlar bilirler, halkın seçtiği İslami parti emperyal güc tarafından alaşağı edildi.

    Aynı şekilde Filistin’deki seçimde Hamas’ın mutlak zafer karşısında aciz kalan emperyal güç yine müdahale etti ve Hamas hükümetini resmiyete tanımadılar. İşte demokrasi budur. Batı ile ittifaklarını sürdürenler kendi halklarının desteğini alsalar bile emirleri onların istediği gibi yerine getirmedikleri takdirde alternatifleri tarafından Batılı müttefiklerin yardımıyla alaşağı edilirler ve …

    Demek ki, halkın desteğine ilaveten Batı’dan bağımsız bir duruş, kendine özgü bir söylem de ortaya koymak gerekir. Ve İran İslam İnkılabının gücü bu gibi tecrübeler ortaya çıktığında daha iyi anlaşılmaktadır. Artık dünyada iki siyasal doktrin vardır: Emperyalistlerin savunduğu “liberal demokrasi”, diğeri İran’ın öncülüğünü yaptığı “Siyasal İslam Doktrini”.

    Bunun dışında kalanlar Batı’dan bağımsız hareket etmedikleri, batı blokundan ayrılmadıkları müddetçe her an alternatifleri tarafından alaşağı edilmeyi beklemeye mahkumdurlar.

    Mayıs ayında Muhammed Mursi tarafından Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na atanan Mansur, 1 Haziran’da başkanlık görevine başlamıştı. Mansur, yaklaşık bir ay geçtikten sonra Mısır ordusu tarafından geçici cumhurbaşkanı yapıldı.

    Şimdi Hrıstıyan biri, geçici cumhurbaşkanlığına getirildi diye feryad eder bizim çakma müslümanlar ama düşünmezler mi ki “yahu Mursi bir ay önce bunu Anayasa Muhakemesi Bakanlığına getirdiğinde müslümanmıydı ki şimdi itiraz ediyorsunuz.

    Batı demokrasi dediğiniz işte böyle bir şeydir.

    Yıllarca peşinde koştuğunuz demokrasi, işine gelmedi mi sizi de böyle yiyip bitirir işte.

    Abdullah Özgür

    M.S. ALTUN bey yapmış olduğunuz analizin yüzeyselliğine atfen RAST haber de yayınlanmış bu makaleyi okumanızı öneririm selametle kalın

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad :
    E-mail :
    Yorum :

    Son Eklenen Video

    dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
    Facebook Twitter Rss

    Güncel Haberler