Düşün Haber

KABUĞUNA ÇEKİLMİŞ BİLİM ADAMLARI (I. Fasıl)

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :06 Temmuz 2013 - Okunma :1.501 kez okundu

Mehmet Halil ARIK

Emekli Eğitimci – DENİZLİ

mehmethalilarik@gmail.com

KABUĞUNA ÇEKİLMİŞ BİLİM ADAMLARI

(TATLI SU SAMURLARI)

SÖZÜM SİZEDİR!…(I. Fasıl) 

 Bir tepki yazısıdır bu… (Hak etmeyen dışında tutsun kendisini…)

*

Bir yazıma, sıfatını da ekleyip cevap iletmiş bir sayın Prof.…

Cevap dediğime bakmayın; bir destek veya eleştiri içermiyor iletisi,.

Bilgilendiriyor; bir de talep de bulunuyor:

“Siyasetle ilgilenmiyorum. Bu tür mail almak istemiyorum. Yazılarınızı okumadan çöpe atıyorum.”

*****

Pek çok yazıların okunmadan; çöpe atılması doğal!.. İş yoğunluğu önemli bir nedendir örneğin.

Mazeret geçerliyse… Tepki yersiz. Ne var ki; tepkinin özü, yazının çöpe gitmesi değil!..

Bir bilim adamının siyasetle uğraşmadığını beyan etmesidir garip olan!… Ayıp olan!…

Ülke yönetiminde söz sahibi olmanın, ülke sorunlarına; sorgulamalarla görüş ve katkı koymanın bilimsel adıdır siyaset…

Üniversitelerdeki siyaset bilimi kürsülerinin asli amacı bu değil mi!?… Siyasi uğraş, vatandaş için, sadece bir hak değil, bir görevdir de!..Ve bu görev, seçimden seçime, seçmen iradesi dışında belirlenmiş adaylara gidip oy vermekle yerine getirilmiş olur mu!?..

Hele bilim adamlığı sıfatını taşıyanlara, ağır sorumluluklar yükleyen bir görev değil mi siyaset? Toplumu aydınlatma ve uyarma görevi birincil olarak onların değil mi?..

Bir deve kuşundan bilim adamı olmaz…ama; bilim adamı da deve kuşu gibi davranamaz!..

Hangi branştan, unvan sahibi olursanız olun. Hangi branşın yüklediği sıfat sizi bu görevden uzak tutar!?.. Hukuk mu; ekonomi mi, kamu yönetimi mi, tıp mı, fizik mi, kimya mı, sosyoloji mi… psikoloji mi…eğitim mi…mühendislik mi; mimarlık mı!?…Ziraat mı!?.. Hangisi iç içe değildir siyasetle, devlet yönetimiyle…devletin geleceğiyle!?…Halkla; halkın yaşamıyla!?.

Bilim adamı olarak, öncelikle, sıfatın sana-kendine bi-şey öğretmiş ve yüklemiş olmalı:

“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir..”  Bilimin sana yüklediği görevden  kendini ari ve sorumsuz tutarsan; “Bu nice okumaktır!?..”

 Özgür fikir sahibi olmaktır siyasi düşünce sahibi olmak…Biat siyasetin kiridir!..

Özgür düşünceden korkan, kaçınan, uzak duran..bir bilim adamı, nasıl, fikri hür vicdanı hür.. nesiller yetiştirebilir!?..

Bilim adamından siyasi propaganda üstlenmesi beklenemez elbette… Ne var ki; siyasetle ilgilenmiyorum demesi de hiç beklenmez!.. Düşüncelerinde vicdanı hür olsun yeter!..  , Beyninde bilgiyi, yüreğindeki, cesaretle taçlandıran adamdır Bilim Adamı!.. İnandığı doğruları adına; gerektiğinde direnebilen, kafa tutan adamdır, hesap soran adamdır!..

Yoksa meydan üçkağıtçılara, kirliliği siyasetin süsü ve cilvesi görenlere kalır ki, siyasetten uzak kalanlar da, ilgisizlikten, göz yumuyor olmaktan ötürü alırlar kirlilikten paylarına düşeni!.

Hatta ilk payı onlar, yani, bilim adamları, alır!..

“Suya sabuna dokunmaz’mış!.. Pise bak!..”

*****

Siyaset, insan bilimidir ve toplumsal düzenin bir uğraş alanı olarak sosyal bir gerekliliktir…

Siyaseti ilgi alanı dışında bırakmak, hele bir bilim adamı için, insani hasletlerden kendisini soyutlamakla eş anlamlıdır.. İşte budur garip olan, ayıp olan,!..

Siyaset senin hayatına yön verme hakkını kendinde buluyorsa, senin de siyasete yön verme hakkın doğmaz mı!?.. Ve sen bu hakkı kullanmaktan acizsen, adının önündeki sıfatın hakkını veremiyorsun demektir… Ve sen birilerine biada, birilerinin vesayetine gönüllü mahkumsun!..

Görelim; siyasete nasıl bakıyor bilim!..  

Siyaset; bilimdir!.. Her şeyden önce bir yönetme bilimidir. Yönetme sanatıdır !..

Siyaset bilimsel ilkelerden uzaklaşınca, yönetme: sanat olmaktan çıkıp, “aldatma-kandırma-dayatma” kirliliğinin bataklığına sürüklenir… ki; bu kirliliğin yaratacağı toplumsal travmalardan en çok, doğruyu göstermeyen-karşı durmayan-direnmeyen bilim adamları sorumludur…

Bir bilim adamının en son başvuracağı ilke, hiç sığınamayacağı liman, bir kenara çekilip, “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” konumunda kalmaktır.    

Siyasete atılmak ayrı, siyasi düşünceye sahip olmak ayrıdır!..  Armudun iyisini bilmek, armudun iyisini kapma yarışına girmek demek değildir…

Bir bilim adamının görevi; armudun iyisini kapma yarışında, her yolu mübah saymanın yarışın ilkesi olamayacağını anlatmaktır!.. Dürüst siyasetin yolunu aydınlatarak; siyasetin tanımına, işlevine hem ahlaki hem de demokratik boyut katar…

  • Devlet icraatlarını; etkileme, değiştirme veya yönlendirme işidir; siyaset…
  • Devlet yönetimini veya kontrolü ele geçirme ve elde tutma bilgisi veya sanatıdır… siyaset.

Ancak bu amaçla uygulanan yöntemler, ancak, insani erdemler, demokratik ilkeler, eşit hak ve görevler çerçevesinde kaldığı sürece, siyasetin bilgi ve sanat boyutundan söz  edilebilir.

  • Bireyler ve gruplar arasında güç ve liderlikle ilgili rekabettir ayni zamanda, siyaset..

Bu rekabete, sosyal, ve hukuksal zerrece bir kirliliğin bulaşmaması esastır. Ancak o durumda siyasetin erdeminden bilimselliğinden söz edilebilir

Bir takım maharet ve hünerlerle, çoğu kez dürüst veya ahlaki olmayan şekilde uygulamalarla karakterize edilen etkinliklerin siyaset zannedilmesi, devlet yönetiminin, bu tür düşünce sahiplerinin eline geçmesi – bırakılması, siyasetin yozlaşmasıdır… ki; tarihte; ne yönetenler, ne de yönetilenler için, sonu hiç de  iyi bitmemiştir.

  • Bir toplumda yaşayan insanlar arasındaki ilişkiler karmaşasının bir toplamıdır siyaset.

Ne çoğunluğun dayatması… ne de azınlığın diretmesi… Ne tek başına seçilmişliğin zaferi; ne de seçilememiş olmanın teslimiyeti… Siyasetin bilimselliği bu dengenin kurulmasıyla ölçülür.

  • Yaşanılan zaman veya gelecek için kararlar almak ve uygulamak için koşullar ve verilerin ışığında alternatifler arasından seçilen  eylemleri ortaya koymak, belirlenen en iyi yöntem ve biçimleri uygulamaktır siyaset.

Bu uygulamalar, ‘kazananlar’ yararına, kaybedenler üzerinden kurgulanarak yapılırsa, yönetim, demokrasi açısından meşruiyetini yitirmiş olur… İşte bu noktada, bilim adamının görevi, gereken uyarıları yapmak adına direnenlerin yanında yer almaktır.

Özellikle; devlet organlarının icraatı planlanması ve uygulamaya konulması siyasetin göreviyse de, bu konudaki planlamalara görüş sunmak, yönlendirici katkı koymak  bilim adamlarının asli görevidir!..

Bilim adamlarının siyasetin dışında bırakılması demokrasi ayıbıdır, çirkinliktir, kirliliktir!..

Ne var ki; bilim adamlarının gönüllü olarak kendilerini siyaset dışında saymaları,  çirkinliğin ötesinde; öncelikle kendilerini inkardır!…

Benim de sözüm; son satırın bu tatlısu samurlarınadır… Yakıştıran buyursun. Devam etsin, siyaset dışı kalmaya!… Ve ayak–baş muhabbetinde kendine düşen payı hazmetsin; edebilirse!.

Bitmedi diyeceklerimiz… II fasıl’da devam edecek.  

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler