Düşün Haber

İyileşmenin tek yolu ‘Güvenmektir… Güler Pınarbaşı

Kategori : Arşiv, Kültür-Sanat, Magazin - Etiketler :, , - Tarih :28 Mayıs 2012 - Okunma :2.142 kez okundu

Güler Pınarbaşı 

Hipnoterapist- Araştırmacı Yazar / 3. Göz Dergisi Genel Yayın Yönetmeni 

Hepimiz kızgınız, ama bilin ki, bu kadar ciddi sonuçları doğuran tüm hastalıkları yaratanlar bizleriz. Hastaya yaptırdığım şey, hastalığının bütün faydalarını yazmasıydı…

Ben hep derim ki, “Çocuklarımız bizim en iyi öğretmenlerimiz. Yapacağımız tek şey onları can kulağı ile dinlemeye tahammül edebilmek! Bana çok şey öğretmiştir çocuklarım. Alın bir tanesi; hani şu büyük olanı. Benim hiç bilmediğim bir yetenek koydu bir gün ortaya; “Aaa, oğlum, ne zaman, nereden öğrendin bunları?” dedim, “Sen Matrix filmini izledin mi?”, “Evet”, ” orada Trinity uçak kullanıyorken, Neo soruyor ya hani; ‘Uçak kullanmayı biliyor musun?’, o da; ‘hayır’ diyor. Yukarıya bir haber salıyor, anında uçak kullanım programı ona indiriliyor. Bende artık merak ettiğim tüm konularda bu yöntemi deniyorum, çok işe yarıyor, sen de kullan!” dedi.

Bir arkadaşım var, Sevgili Muammer. Onun da hafıza kullanma tekniklerine hayranımdır. Bir ara birlikte çalışıyorduk, yarışırdık çoğu zaman ve hep yenilirdim, yenmek ne mümkün! Tabii ben ona yetişmek konusunda zorlansam da çok kişiden iyi oldum sayesinde. Yüzde % Görme engelli. Ondan vereceğim örnek de zihni bir kütüphane gibi düzenlemek ve bilgileri doğru tasniflemek. O da bana bilgisayarı örnekleyerek, hayatımda istemediğim şeyleri artık kullanmam gerekmeyen dosyaları nasıl çöp kutusuna atabileceğimi hatırlatmıştı.

Şimdi bu bilgilerin ışığında, işime gelmeyen programlarımı nasıl temizlediğimi anlatmak istiyorum size. Örneğim, hastalık programım olsun. Yıllar önce bir yazımda satır arası dile getirdiğim; “Ben iki yıl önce hastalık programımı sildim” cümlesi oldukça ilgi çekti ve özel değilse paylaşmam istenmişti. Aslında çok basit, hepimiz yapabiliriz. Şimdi sırası. Öncelikle bu konuda neler biriktirdim oradan başlayayım.

Geçtiğimiz yıllar (2002) Amerikalı ünlü Doğal tıp uzmanı Dr. Deepak Chopra Türkiye’ye bir konferansa gelmişti. Bizim de 3. Göz dergisi olarak katıldığımız konferansına başlarken dedi ki; “Bu benim Türkiye’ ye ikinci gelişim. Bedenimizdeki tüm hücreler altı ayda bir kendini tamamen yeniler ve iki yıl içinde bedendeki tüm organlar artık tamamen yenilediğinden beden de tümüyle yenilenmiş olur. Ben belki iki yıl önceki valizimle geldim, aynı görüntüdeyim ama kesinlikle aynı bedenle gelmedim”... Yazdım mı bunu aklımın bir kenarına…

Ankara’da NLP grubun düzenlediği NLP pratisyenlik eğitimindeyiz. Eğitmenim Debra Wilde, katılımcılara soruyor; “Bu eğitime neden geldiniz?”. Bir bayan katılımcının cevabı: “Kanser -CA-hastalığım var, tedavi oldum ama yeniden nüksetti. Çare aramak derdiyle her şeyle ilgilenmeye başladım. Hastalıkların zihinsel nedenlerine yönelik kitaplar okudum. Düşünce kalıplarımı farkettim ve bu konuda daha da derinleştirmek istiyorum bu bilgilerimi”…

Debra ona şöyle bir yorum yaptı. Hayatta isteğiniz daha yüksek alanlara çıkmak ise; sağlık, rahatlık, bolluk… gibi, eğer bilincinizi değiştirmezseniz bu mümkün değil. Eğer bedeniniz hala suçluluk, kızgınlık, değersizlik… vb. duygularla dolu ise zihninizi temizlemenin son dereceli eğlenceli olacağını düşünebilirsiniz. Bunların ‘bir hediye olduğunu anladığınızda ise içinizdeki atı sürmeye başlarsınız.’ Bir ara CA’lı bir hastayla çalıştım. Hepimiz kızgınız, ama bilin ki, bu kadar ciddi sonuçları doğuran tüm hastalıkları yaratanlar bizleriz. Hastaya yaptırdığım şey, hastalığının bütün faydalarını yazmasıydı… Hayallerinizi gerçekleştirebilmek  için sizi desteklemeyen şeyleri serbest bırakmalısınız. Eğer sadece bir otoparkınız varsa ve yeni bir araba almak istiyorsanız o zaman eskiyi satmak zorundasınız. Evrensel bir kanun vardır; ‘arz ve talep kanunu’. Eğer bedeniniz eski enerjiyle doluysa yeni enerji  giremez. Eskiyi bırakma konusunda güvensizlik yaşarız. Hastalıklarda bile kazanım vardır. Dr. Deepak Chopra; ‘İyileştirici bazen hastalığın kendisidir’ der” dedi…

Sonra hayatımızda iyi gitmeyen şeyleri yazdırdı bize. Bunları da yazmışım seminer notlarıma… Okuyunca neden olduğunu anladım.—

Ben bilgi birleştirme konusunda bir dehayım. Gerçekten… Yıllar önce Onkoloji Profesörü Bülent Berkarda’yı da dinlemiştim bir seminerde. Muhteşem sisteme sahip bedenimizin nasıl hücre ürettiği gibi iyileştirmeyi sağlayan hücreleri aynı mekanizmanın nasıl yok ettiğini anlatmıştı. Oradan da bunları aldım…

Haa unutmadan yazayım, öğrenimde bir bölümü sağlık üzerine okudum. Biyolojik doğumdan ruhsal doğuma geçmemde en büyük bilgi kaynağımda sağlık konusunda bilgilerimin temeli vardır. Şimdi birleştirmeyi şöyle örneklemek istiyorum size; yine hayatımdan bir kesit sunarak!..

2003 yılında Ankara’da Hipnoz eğitimindeyiz. Daha giderken görseniz halime çok üzülürdünüz. Sizin görünce gripal enfeksiyon diyeceğiniz ama benim ‘enerji değişmesi’ diye adlandırdığım bir süreçte idi bedenim. Başımın, kulaklarımdan itibaren üst kısmı tamamen sular altında kalmış gibiyken, garip olanı alt tarafı kupkuruydu. Kafamdaki her delikten sular akıyordu; gözüm, kulağım, burnum… İnadım inat, “Bu bir enerji değişimi” diyor, hiç ilaç kullanmıyorum. İzliyordum hastalığın seyrini ve tamamen kurtulmak istiyordum bu yaşamda başıma gelecek tüm hastalık programlarımdan!

Ankara’daki bu hipnoz eğitimimizde de bir sürü doktor vardı ve benim bu inadıma şaşırıyorlardı. Önerileri, “bir Tylolhot al geçir, ne inat ediyorsun?” diyorlardı. Ben hasta değilim dedim ve izlemeye devam ettim. Eğitimin son günlerine doğru Başkent Üniversitesi öğrencilerine bir konuşma programım organize edilmişti aylar önce. Fiziksel iyi oldum ama sesim kötüydü, hadi deneyimi sonra yaparım sesim, yüzüm, gözüm, başım düzgün olsun yeter ki deyip bir tylolhot almaya karar verdim. Mecburen eczaneye gittim, ilacı istedim. Koca bir kutu getirdiler. Dedim ki, “Bana bir adet lazım”. Bu ilaç böyle satılıyormuş. “O zaman bana antibiyotik verin”. O da aynı şekilde bir kutu tabii ki, dedim; “Siz bana en iyisi mi bir diş fırçası verin”, aldım fırçamı çıktım eczaneden. Arkamdan nasıl baktılar bilmiyorum. Dışarı çıktım:

“Allahım, ben bu hastalık programımı silmek istiyorum”. El cevap,  “sen iste yeter!”…  

Ve orada o an hastalık programımı sildim.  Aynen bilgisayardan çöpe dosya taşır gibi… Çöpü de boşalttım ayrıca. Görselleştirdim bir de olayı. Bitti. Son 10 yıldır bir şeyim yok Allah’ıma bin şükür…

İşte Sevgili,

Zihnimdeki bu hasta olmak, ölmek, yaşlanmak gibi gereksiz programlarımı böyle sildim ben. Nedendir bilmem kilo programını unutmuşum:) Tabii ki, onunda kazanımları vardı, alt korkuları, bırakamadığım faydaları… Yüzleşiyorum yeniden, sır değil işte. Özel tekniğim budur. Eski yazılarımı yeniden okurken sizinle paylaşmak isterken hatırlattım bir daha kendime. Hadi hepimiz sağlıklı olalım.

Hep merak ederim, hepimiz iyi olursak ya doktorlar ne yapacak? Ben şimdi onlarla arkadaşım ve onlardan, bozuk arabamı tamire götürmek yerine daha iyi sürüşler için sağlıklı kullanım tekniklerini öğrenmek için danışmanlık alıyorum. İşleri hala çok benimle.
İçimdeki ÖZ, içinizdeki ÖZ’ü selamlar. 

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler