Düşün Haber

İSRAİL İN BÖLGEDEKİ TARİHSEL GELİŞİMİ VE BUGÜNÜN FİLİSTİNİ

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, , - Tarih :04 Ağustos 2014 - Okunma :5.451 kez okundu

 

Mehmet Sebih ALTUN

msebihaltun@gmail.com

Tarihten beri süregelen İsrail ve Filistin halkları arasında ki savaş doruklara ulaştı. İsrail in uyguladığı sömürgecilik sürgün ve işgal politikaları Dünya halkları arasında tepki çekmiş olsa da nihayetinde yönetimler hiç bir adım atamamaktadır. Buna paralel olarak İsrail yönetimi rahat hareket etmekte ve gerek ideolojik olarak gerekse seçim yatırımları olarak Filistin’i kullanmakta silahlı güçleri göndererek bir iktidar savaşı vermektedirler. Yahudi inancının gerekliliği olarak gördükleri Dünya ya hakim olmak isteyen ve bütün dünya ülkelerini gelecekte hem ekonomik hem de askeri olarak kendisine bağlı olarak kalmalarını sağlayacak adım olarak gördükleri büyük İsrail devletini kurmak için Ortadoğu’yu seçtiler. Burayı seçmelerinde ki en büyük neden Yahudiliğin bu topraklarda doğmuş olmasıydı.

Bu projenin hayata geçmesi için harekete geçen Siyonistler 1800 lerin sonlarına doğru Kudüs ve civarına hızlı bir göç başlatmışlardı. 1900 lere gelindiğinde Dünyadan bölgeye Yahudi akımları devam etmekte ve sayıca 25 ile 30 bine ulaşmışlardı. İlk dönemler de Araplarla beraber yaşama prosedürünü uygulayıp hiç bir tepki çekmemek adına sorunsuzca yaşamlarına devam ettiler. Sonra 2. göç başladı. Sayıları 40 bini geçen Yahudiler bölgeye mağdur sıfatı ile yerleştiler. Çünkü Avrupalılar dışlamışlardı onları ve hiç bir Hıristiyan ülkesi kabul etmemişti onları. Bu dönem de Filistin Osmanlı devleti hâkimiyetinde idi. Ta ki 1. dünya savaşını sonlarında İngiltere bölgenin idaresini devralana kadar. Filistin artık bir İngiliz manda idaresi olmuştu. Bu dönemde İngiliz dış işleri bakanı Arthur Balfour Yahudilerin sayıca çok olduğunu belirterek  onlara bağımsız bir vatan sözü verdi. Nihayetinde sözünü tuttu. Bir mektupla Siyonist güçlere verilen bu vaat Balfour Deklarasyonu olarak tarihe geçti.

Bölgedeki Arapların büyük tepkisini çekmesine rağmen İngiliz ve Yahudi birlikleri hedeflerine ulaşmak için hiç bir  gücü tanımıyor ve daha sonra yüz binlerce Yahudi bölgeye yerleşmeye devam ediyordu. Böyle bir akım sonunda hiç bir hakları bulunmayana Yahudiler kendilerine kapı açan ülkeyi artık işgal etmiş çoktan bağımsızlık hazırlıklarını yapıyorlardı. İlk etapta Filistin’in üçte birini kaplayacak bir Yahudi devleti kurmak için girişimlerde bulundular. Artık Araplar tehlikenin farkına varmışlardı ama artık çok geçti. Dağdan gelen bağdakini kovuyordu. Araplar bütün etnik grupların haklarını savunacak üniter yapıda bir devlet kurma telaşına girdiler.

Nazi zulmünden kaçan Yahudilerin yerleştiği bölge Arapların 3 te 1 ini kaplamıştı bile. Ama toprak olarak Filistin in % 6 sı Yahudilerin elinde idi. Yahudilerin bu sorunu acilen çözülmesi için BM devreye girdi ve Yahudiler ve Araplar arasında bölmeyi önermişti. Arapların kabul etmemesi hiç bir anlam taşımamıştı. BM kararını vermiş ve iş sadece uluslararası normlara uygun bir bağımsızlık yalanı uydurmaya kalmıştı.

 Tarih 14 Mayıs 1948. İsrail bağımsızlığını ilan etti.

Arap ülkeleri bunu felaket olarak tarihlerine not ettiler. Yahudiler sığındıkları Arap ülkelerinin gözü önünde yerleşip ülkelerini kurmuşlardı. Ama yetmedi Yahudiler kendilerine verilen bölgeleri az bulup bu defa göz göre göre Filistin topraklarının çoğuna sahip olmak için askeri mücadeleye başladı. Diğer Arap ülkeleri İsrail’i durdurmak için işgale başlamış olmalarına karşın başarılı olamayıp geri çekildiler. Arap ülkeleri daha sonraki dönemlerde çok savaş yapmış olmasına rağmen bu devletin kurulmasına karşı bir varlık gösteremediler.

                  ŞİMDİLER DE FİLİSTİN VE GAZZE ŞERİDİ

Aralıklarla ateşkes sağlanmış olsa da halen günümüzde işgal devam etmektedir. Son günlerde yapılan saldırılar da 1000 den fazla Gazzeli yaşamını yitirdi. BM in ateşkes talebini reddeden İsrail in bombardımanı sürüyor. Son olarak İsrail in istihbarat bakanı Gazze ye yaptıkları saldırıları sonlandırmayacaklarını belirterek Gazzeyi işgal etmekten başka amaçlarını olmadığını belirtti. Filistin bir zamanlar kimsenin kabul etmediği Yahudileri kabul ederek neleri kaybettiğini anlamış olmalı. Bu savaş ne kadar sürer bilinmez ama insanlığın çoktan sumen altı edildiği aşikâr. Bugün Arap ülkelerinden İsrail’e karşı hiç bir yaptırım uygulanmıyor. Onlarca Arap ülkesi için de bir avuç insan neler yapıyor.

Nerede Suudi kralı? Nerede Mısır hükümeti? Nerede petrol zengini Arap ülkeleri? Hepsi kendi menfaatleri ve zevkleri peşindeler bu mu İslami anlayışınız? Sadece seyretmek mi? Kalkın sizde bombalayın demiyoruz bari ateşkes sağlayın siz de bir tepki verin. Gıda ve ilaç yardımı yapın. İsrail’e bir yaptırım uygulayın İsrail bütün Arap ülkeleri ile baş edemez eğer sizler tepkinizi koyarsanız onlar da her seferinde Gazze ve Filistin’e saldırma cüretinde bulunamayacaktır. Yani Arap ülkeleri isterse bu savaşı durdurabilir. Ama onlar bırakın sonlandırmayı İsrail’in devam etmesini dahi istiyorlar. Bu kadar birbirinden kopuk bir dini ve etnik anlayış olamaz. Arap ülkelerinde ki bu rahatlığı anlayabilmiş değilim. Eğer etkin bir tepki gösterilirse eminim İsrail geri çekilir. Bir daha böyle bir katliama girişmez. Ama onlar alışmışlar dalkavukluğa.

Birlikteliği sağlamak yerine Krallıklar keyif içinde hayatını sürdürüyor. Böyle bir anlayışı ne İslam dini, ne diğer semavi dinler, ne de insani vicdan kabul edebilir. Varlığı dahi olmayan bir ülke bugün Ortadoğu’yu yerinden oynatıyor. Bu işle nerelere gidilir? Nasıl sonuçlanır zaman gösterecek ama şu bilinmeli ki Artık ne Ortadoğu, ne de Arap ülkeleri eski refahlarına kavuşamayacaklar. Seyretmekte oldukları bu katliamın bu kan gölünün içinde boğulur giderler.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler