Düşün Haber

HASAN CEMAL’İN FERYADINA FERYATLA CEVAP!…

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :20 Şubat 2013 - Okunma :1.570 kez okundu

Mehmet Halil Arık

Emekli Eğitimci – DENİZLİ

mehmethalilarik@gmail.com

16 Şubat 2013

Ne feryad edersin divane Hasan.. // Senin bu feryatta payın yok mudur!?…

Bu dünyada eremezsin murada.. //  Mahşer divanında yerin yok mudur!?..

                                                     *****

Demiştik ki:

Devlet kişiden büyüktür!..

İyi bil bunu!..

Haddini bilerek, davranış göster!..

Kendin seçemezsin ne dinini ne de soyunu!..

Karşı durmak cehalettir: Doğanın değişmez kanunudur bu!..

*

Adamlık odur ki,

Erdemli bir yaşam hoşgörü ister!..

De ki zirvedesin!..kaderin cilvesi, ya da seçim oyunu;

Zirvede kalmaya tek yürek yetmez!..

dürüstlük ister!..

**

Tarih kayıt düşmüş: kişi kendi kurar sonunu!..

Sultan oldum diye övünme sakın!..

Sultanlar da bir gün adalet ister!..

****

Ekliyoruz ve diyoruz ki:

Devlet kişiden büyüktür derken

Söyleneni oyun sandınız..

Biadın çevresinde kullar olmayı

Yükselmenin vazgeçilmez şartı saydınız…

Dedik ki; “erdemli yaşam hoşgörü ister”;

Söyleneni ‘üfürükten teyyare’dir diye kayda aldınız…

Dedik ki; “kaderin cilvesi ya da seçim oyunu…

Kişi saltanata sahip de olur.”

Kendisine çobanlık payesi verip; vatandaşla eş tutarken koyunu

Demokrasilerde bu rezalet vardır saydınız…

***

Behey adem oğlu Cemal!…; Şimdi neler değişti…

Dünkü savundukların bu gün hurma mı oldu;

Tırmalanmış cemalinin hatrına bakıp;

Tarihin, hakkınızda tuttuğu notlar,

Bir tövbeyle değişir mi sandınız!?..

************

Diyor ki Hesan Cemal… “İster içerim, ister içmem… örterim, örtmem… giyerim,  giymem… Bıyık bırakırım, bırakmam…  Çocuk yaparım, yapmam..

Sana ne?..  “Ve ekliyor.. “Fikrimle zikrimle… Yememle içmemle… Kılığımla kıyafetimle… Bıyığımla, sakalımla sakın ha uğraşma!…”

Feryadın sonundaki kuyruklu ünlem ise; en şaşılası nokta… “Sakın ha uğraşma!.”

*

“İyi; Kötü; Çirkin..” filminin müziği eşliğinde hayal ettim Bizim Hasan’ı.

Vücut gerilmiş… Kamburu gitmiş… Baş dik…göğüs ilerde… Rakibin karşısında dimdik durmakta!… ”Sakın ha uğraşma!”

Muhatabın kabadayı tavrına yıllar yılı vakıftık amma; söyleyenin tavrı şaşırttı bizi!

Tembih mi..? Uyarı mı..? Tehdit mi!..? Üç’ün biri… 4.’sü yok!.. İyi de…

“Uyarı cevap bulmazsa; tehdide kulak asılmazsa sonuç ne olacak Hasan?”

Ünlem beklentiye sokar insanları… Kavgaya var mısın Hasan!

‘Olmazsa’ya cevap arar insanlar!.. Cevap bulamazsa hesap sorarlar…

O da olmazsa alaya alırlar!.. Alaylara konu olmaya..//..olmamaya var mısın Hasan?

Örneğin; çekseler kenara sorsalar:  “Sen de mi Hasan!?”

‘Evet kaybolan çakmağınız bende’ deyip takiyyeyle kurtulabilecek misin Hasan!?..

Ya da örneğin; çıksa biri dese ki; “ben buradan o medya patronuna ‘yazıklar olsun’ diyorum. Bu adamları köşe yazarı olarak tutuyorsunuz”

Dilde kemik kalmadı Hasan!..

Cevap hazır mı Hasan? Eşekten düşmüş karpuz olmayı göze alabilir misin Hasan!?.

Nerelerden ‘dönüp’ geldin buralara?… Mukayyet ol kendine Hasan!… İkilemli seçimler yaparken dikkatli ol… Seçenekli kullanma sözcükleri.. Uygun olandan ziyade uyanı seç!.. ‘İster içerim, ister içmem’ deme!.. ‘İçmem’ de; ‘örterim’ de; ‘giymem’ de; ‘Çocuk… en az üç!’ de.

Kelebek misali yazıya konmuş o ‘sana ne!’ var ya…Hele o; kuyruğuna ünlem taktığın “sakın ha uğraşma!” demişliğin var ya; intihar gibi bi-şey!…

Yapışmadı sana Hasan!… Y a p ı ş m a d ı… ve de yakışmadı!…

Bunca biadın, itaatin sadakatın… geçmişine atfen takılan adın, ‘yetmez ama evet’ ile kazandığın sıfatın..hiçbiriyle yapışmadı bu tavrın… Hasan!..

Birazcık ibret alsan; kankan; Ahmet Altan’dan!… Olmadı Bakan Günay’dan… Onlarca köşelerinden kovulanlar…dan!…

*

Konu kıtlığına kıran mı girdi be Hasan!..

Bak işte önümüzde durur ‘İmralı çözümü’. Planla, ayarla… Uyanık ol kolla!… İlk röportajı sen yap Öcalan’la… Özgürlüğe kavuştuğunda…

‘Güzel şeyler olacak’ diyenlere kulak ver sen… Kol kanat ger…

İktidarın, bal diye zehir sunma hünerine övgü düz.

“Katil beslemenin adı “insani yardım”, yobazlığın adı “kimliğine kavuşma”,  kapanmanın adı “açılım”, çöküşün adı “dönüşüm”, çürümenin adı “birlikte yürüme”, savaş taşeronluğunun adı “analar ağlamasın” oldu diyenlere kulak asma!.. “Beraber yürüdük biz bu yollarda!” diyenlerin sürüsünden sakın ayrılma.

Şalvarının ipini gevşek tutan; ‘kim çözdü’yü soramaz… At kazıkta.. şalvar ipte sağlam durur!.. Köşe kapmacada kapılan köşeler boş bırakmaya gelmez… Talibi çoktur!… Bunu da unutma!… Hasan!…

*********************

Not: ‘Hasan’ hitabım yadırganmasın… Yaşıt sayılırız…

Meraklıları için: İşte Hasan Cemal’in “O” yazısı…                        

Fikrimle zikrimle, yememle  içmemle,kılığımla kıyafetimle sakın ha uğraşma!

İster içerim, ister içmem…
İster başımı örterim, ister örtmem…
İster çarşaf giyerim, ister giymem…
İster bıyık bırakırım, ister bırakmam…
İster sakal uzatırım, ister uzatmam…
İster mayo giyerim, ister giymem…
İster çocuk yaparım, ister yapmam…
Sana ne?..
İster inanırım, ister inanmam…
İster dindar olurum, ister olmam…
İster ateist olurum, ister olmam…
İster laikliğe inanırım, ister inanmam…
İster muhafazakar olurum, ister olmam…
İster liberal olurum, ister olmam…
İster kitaba inanırım, ister inanmam…
İster putperest olurum, ister olmam…
Ne hakla karışıyorsun?…
İnsanoğlunun fikrine zikrine karışma!
İnançlarıyla oynama!
İnançsızlıklarıyla oynama!
İnsanları köklerinden, dillerinden koparmaya kalkışma!
İnsanoğluna inancından dolayı, inançsızlığından dolayı, renginden dolayı, dilinden dininden dolayı, kimliğinden dolayı sakın ola farklı muamele yapma.
Zinhar cezalandırma!
İnsanları fikirlerinden dolayı hapse atma!
Özgürlüklerinden yoksun kılma!
Sakın ha yapma!
Şarap içer, içmez!
Alkol kullanır, kullanmaz!
Açık saçık dolaşır, dolaşmaz!
Örtünür, örtünmez!
İster böyle yazar, ister şöyle!
İster şu müzikle rahat eder, ister bu müzikle!
Karışmaya hakkın yok!
Karışmaya başladın mı, arkası çorap söküğü gibi gelir.
Yasakçı zihniyet koyulaşır.
İnsanları torna tezgahından çıkarırcasına tektipleştirmeye kalkışmak, demokrasi ve özgürlükler düzeniyle bağdaşmaz.
Unutma:
Yeni insan yaratmak için yola çıkan totaliter rejimler, diktalar her seferinde özgürlükler ve insan haklarıyla farklılıkları hiçe saydıkları için çöküşle, hüsranla, korkunç acılarla sonlanmıştır.
İnsanlar bir elin parmakları gibidir.
Hiçbiri birbirine benzemez.
Farklılığı göremeyenler, farklılığa saygı ve tahammülle yaklaşamayanlar, yazın bir kenara, toplumsal barış ve huzuru eninde sonunda torpillerler.
Bir gerçeği hiç unutmayın.
Hayat tarzları kutsaldır!
Herkes kendi hayat tarzını önemser.
Demokrasilerde, gerçek hukuk devletlerinde öncelikle insanların hayat tarzları korunur.
Kimse kimsenin zikrine fikrine dokunmaz. Giyime kuşamına karışmaz. Yemesiyle içmesiyle uğraşmaz. Örtüsüyle örtüsüzlüğünü mesele etmez.
Demokrasilerin bir hayat tarzı olarak benimsendiği devlet ve toplum düzenlerinin özü budur.
Evet öyledir.
Bütün bunlar bir toplumda ne kadar başarılırsa, hayat tarzları ne kadar dokunulmaz hale gelirse, o toplum o kadar barış ve huzur içinde yaşar.
Farkındayım.
‘İdeal olan’dan söz ediyorum. Yazımın başından beri altını çizdiklerimin hiçbiri tam olarak gerçekleşmiş değil.
Biliyorum çok güç bu.
Onun için de sürekli hayal kırıklıkları içinde yaşayıp gidiyoruz.
Bu kadar lafı neden mi ettim?
THY ile TRT’de biraz daha uç veren, iyice dışa vurmaya başlayan yasakçı anlayış ve güçlenen muhafazakarlaşma eğilimleri bana bu satırları yazdırdı diyebilirim.
Temennim odur ki, bir yerde frene basılır, hayat tarzlarıyla daha fazla oynanmaz.
THY gibi gerçekten çok başarılı bir kuruluşta alkol yasakları savunulamaz, gerekçelenemez. Giyim kuşamdaki o mahcup örtünme gayretlerine dönük tasavvurlar da bir başka ayıbın altını çizer.
TRT’ye gelince…
Giyim kuşam ve sözcük yasakları konusunda, her ne kadar yeni olmasalar da abartılı bir durum var, ölçü kaçmış durumda TRT’de de…
Yinelemekte yarar olabilir:
Hayat tarzlarıyla oynanmasın!
Tehlikelidir.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler