Düşün Haber

EN ACI SAVAŞLAR 4 (SURİYE)

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :09 Kasım 2012 - Okunma :3.761 kez okundu

Mehmet Sebih Altun 

 En acı savaşlar yazı dizisinin 4. bölümüyle yine siz değerli okurlarımla beraberim.

Son ayların en çok insan kaybına yol açan savaş olarak göze çarpan Suriye ye değinmek istedim. Suriye de Arap baharı denen savaştan olağan üstü bir şekilde etkilenmiş durumda. Baas Partisinin despotist olduğu ve yeterince özgür olmadığı düşüncesini taşıyan muhalifler şiddetli çatışmalarla Esad’a karşı resmen savaş ilan ettiler. Çünkü diğer diktatörler bir bir yıkılmıştı, bu durumdan ilham almıştı muhalifler. Onlar için kaçırılmayacak bir fırsattı. Arkasına Avrupa ülkeleri, Amerika ve Türkiye gibi ülkeler desteğini de alınca savaşın dozu daha da arttı ve halen devam etmektedir.

 Peki, ama Suriye bu saatten sonra gerçekten özgür olabilecek mi? Bu sorunun cevabı bir yana dursun kendilerine Özgür Suriye Ordusu diye ifade eden muhalifler dışarıdan aldıkları gerek ekonomik gerekse silah destekleriyle beslenmektedir. Aslında her iki taraf ta farklı ülkelerin desteğini almaktadır.

 Bu arada gerek dostane gerekse sembolik olarak olayların bir an önce sonlandırılması için BM, Arap Birliği ve Avrupa Birliği diplomatik anlamda devreye girdiler. Pek başarılı oldukları söylenemez. Çünkü her iki grupta dış destekçileri sayesinde çatışmalara devam ediyor ve pes etmeye de niyetleri yok gibi. Çatışmaların başladığından beri onbinlerce insan hayatını kaybetti. Yüz binlerce masum halk yurtlarından kaçmak zorunda kaldı. Geriye kalanlar ise açlık, susuzluk ve her gün yağan bombardımanlar yüzünde ölümle burun buruna kalıyor.

 Böylemi özgürlük gelecek? Yesinler özgürlüğünüzü.  İnsanların yanı sıra taş üstünde taş kalmadı. Tüm evler, binalar, işyerleri darmadağın virane olmuş adeta sağlam bina kalmadı. Önce gösterilerle başlayan olaylar şimdilerde ise bir iç savaş şeklinde devam ediyor.

 Muhalifleri destekleyen güçler bu aralar muhalifleri ayırmaya gerçek muhalif, sahte muhalif deyip ayrıştırma politikası izliyor. Yalancı oldukları her hallerinden belli bu güçlerin. Amaç sadece halkı birbirine kırdırmak oda yetmiyormuş gibi destekledikleri muhalifleri ayrı parçalara ayırıp yönetilmesi kolay gruplara ayırmaya çalışıyor. Zaten olacağı buydu. Hangi ülkeye gerçekten özgürlük geldi ki Suriye’ye gelsin.

 Diğer Arap ülkeleri ne halde şimdi? Özgür mü oldular sanıyorsunuz aklınızı seviyim. Hepsi birer cehennem oldular. Mezhepsel çatışmalar, ayrılıkçılar, işgalcileri savunanlar, muhalifler diye onlarca gruba ayrıldılar. Hepside birbirlerine savaş açıp durdurmak bilmeden intihar eylemleri ile birbirlerini canice katlediyorlar. Bumu özgürlük anlayışı bu mu anti-diktatörlük, bu mu demokrasi, bu mu teokrasi anlayışı? Hangi ideolojik düşünce bunu kabul edebilir, hangi Teolojik inanç bunu savunabilir. Dünyanın neresinde var böyle bir sistem.

 Bir diktatör gidecek diye onbinlerce insanın hayatına kastetmek, yüz binlercesini evinden etmek doğru mu? Bir seçimle olaylar bitirilemez miydi?

 Kolektif olarak tüm halklar bir araya gelip çatışma yaşanmadan bu sorunu halledemez miydi? Ama maalesef herkes kendi menfaatleri peşinde. Rejimi savunanda kendi menfaatine, muhalifleri savunan da aynı şekilde, yoksa halkı düşündüklerinden dolayı değil.  Esad rejimini destekleyenler Rusya, Çin ve İran tamamen Amerika bölgeye yerleşmesin diye sanıyorum bir de silah ticareti var tabi oda önemsenmeyecek kadar az değil.

 Muhalifleri destekleyen ülkeler; Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve Libya’dır. Ama Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve Libya açıkça askeri ve ekonomik olarak destek veren ülkelerdir. Bu da Türkiye’yi Esad’ın gözünde baş düşman olarak atfedilmesine yol açıyor.

 Olaylar Esad /muhalif çatışmasından çok bir mezhep çatışması görünümüne bürünmüştür. Çünkü muhaliflerin çoğu Sünni, Esad yanlıların çoğu ise Nusayri yani Alevidir. Bu da olayların farklı boyutlara ulaşmasına sebep olmuştur.

Savaşın faturasını yine masum halk ödedi. Kimisi canıyla, kimisi malını mülkünü bırakarak komşu ülkelere sığınarak. Şimdi halk sefalet içinde açlıkla, yakıt sıkıntısıyla, işsizlik ve barınma ihtiyaçlarının yokluğunda hayatını devam etmektedir. Resmi rakamlara göre yaklaşık 30 ile 40 bin arası insan hayatını kaybetmiştir. Esad’ın da gitmeye niyeti yok gibi, muhaliflerinde pes etmeye niyeti yok gibi. Diğer ülkelerin yardımlarının sonlandırması da (Askeri anlamda) söz konusu olmadığına göre bu savaş daha çok kan götürür. Daha birçok

Çocuk, kadın, yaşlı, genç hayatını kaybedecek. Ama şunu unutmayın Suriye hiç bir zaman özgür olamayacaktır. Bu çatışmalarla Suriye soykırıma maruz kalacak. Ortada Suriyeli kalmayacak. Baksanıza her gün yüzlerce insan ölüyor.

 Böyle bir durumda özgür olunabilir mi?

msebihaltun@gmail.com

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler