Düşün Haber

DSP’nin Sorunu: Kan Uyuşmazlığı -Bu Gövde Bu Başı Taşıyamaz Av. Sait Kekeç

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, , , - Tarih :10 Mayıs 2012 - Okunma :2.116 kez okundu

Av. Sait KEKEÇ

DSP Eski Parti Meclisi üyesi.

DSA – DSP için Demokratik Atılım sözcüsü

saitkekec@hotmail.com.com

 Bu yazıyı Sayın Masum TÜRKER’in DSP Genel Başkanı olduktan sonra verdiği ilk siyasi demeçlerini değerlendirerek 2009 yılında yazmıştım. Şimdi facebook ta bana cevaben “MASUM TÜRKER’e sahip çıkalım” önerisini  DSP.li olduklarını da vurgulayarak tekrar tekrar yazan DSP.li mükerrirlerin okuyacakları  ümidiyle…

Beş yıldan beri DSP yönetimi aynı yönetim.  17 Mayıs 2009 Pazar günü yapılan “Genel Başkan Seçimi Kurultayı ” nda da yönetimde bir değişiklik olmadı. Sadece Genel başkanın ismi değişti. Oda yetersizliğini ve başarısızlığını kabul edip istifa eden Genel Başkan Sayın Zeki SEZER’in gah Genel Başkan yardımcılığını, gah Genel Sekreterliğini yapan Sayın Masum TÜRKER Müstafi Genel Başkan’la yönetimden de başarısızlıktan da aynı derecede, sorumlu olması gerektiği tartışılamaz. Hatta partinin beş yılda 104 trilyon lirasının usulsüz ve har vurup harman savurur biçimde harcanmasının baş yönlendiricisi olarak bu yönden daha fazla sorumludur. Kendisi şimdi hem TURMOB Başkanı, Hem DSP Genel Başkanıdır. 22.06.2009 günü parti meclisinde TURMOB Başkanlığından istifa etmeyeceğini de söylemiştir. Bilindiği üzere Demokratik Sol Parti “Ortanın Solu” nda bir partidir. Ortanın solu, günümüz deyimi ile “Merkez sağ” ın karşılığı “Merkez sol” deyimidir. DSP’nin tabanı, gövdesi esas itibariyle ortanın solu politikasını benimseyen Demokratik Solculardan ya da Sosyal Demokratlardan oluşmaktadır.  Oysa Sayın Masum Türker’in Genel Başkan seçildikten sonra verdiği demeçleri Demokratik Solcuların asla kabul edemeyeceği düşüncelerdir. En son söyleşisi 21 Haziran 2009 günlü SÖZCÜ Gazetesinde yayınlandı; Gazete açıklamaları; “Hedefim merkez sağa açılıp iktidara yürümekmanşetiyle verdi. Bakınız Gazetecinin “ DSP sizin döneminizde değişime ve yenilenmeye nereden başlayacak”sorusuna Sayın TÜRKER ne cevap vermiş.

  • “Değişim Partinin bakış açısının hangi noktaya odaklanacağından başlayacak. Solda birlik yerine, yani muhalefete talip olmak yerine iktidara talibiz.”

Nasıl?. Merkez sağa odaklanarak.  

Görüldüğü gibi, solun iktidar olamayacağını, ancak ve sadece muhalefet olacağına inanmakta. Böyle sol düşünceye inanmayan, partiyi kendi sol düşüncesiyle iktidara taşımayı üstlenmeyen bir Genel Başkanın partinin orta solcu ana gövdesiyle kan uyuşmazlığı içinde olduğu açık. Bir bünyede kan uyuşmazlığı giderilmez ise o bünyenin öleceği kaçınılmaz bir gerçek. Bu bir doğa yasasıdır.  Bu yüzden DSP’nin Merkez Solcu tabanı, Merkez Sağcı bir başı taşıyamaz. En kısa zamanda başından atacaktır, atmalıdır.

Gazetecinin;  “Rahşan Hanım’ın endişeye kapılmasının nedeni sizin merkez sağ çizginizde ki yer alan Siyasi geçmişinizden mi kaynaklanıyor.” Sorusuna?

DMP – Demokrat Merkez Partisi – ( Bedrettin Dalanın Genel Başkan olduğu parti) “…Genel Başkan yardımcısı iken DSP ile DMP’nin birlikteliği konusunda bir mutabakata vardık. Cevabını veriyor.

Mutabakata varıldı dediği dönem 1991 yılı Milletvekili seçimleri öncesi idi. Ben o zaman da DSP Parti Meclisi üyesi idim. Mutabakat dediği, seçimlere katılmayacak bir partinin mensuplarının diğer parti listesinde aday olması biçiminde gizli seçim ittifakı olan DMP lilerin  DSP listelerinde seçime girme önerisidir. 2007 de, DSP’nin seçime katılmayıp CHP içinde milletvekili seçtirmesi gibi. Rahmetli Ecevit’ten önerilerini parti meclisine getireceği sözünü almışlar. Ecevit’le Mutabakat dediği bu sözden ibarettir. Nitekim Rahmetli Ecevit öneriyi Parti Meclisine getirdi. Ancak o zamanın parti meclisi öneriyi tam katılım ve oy birliği ile reddetti. Ecevit’te parti meclisine teşekkür etti. Bir daha bu konu hiç konuşulmadı.

1991 seçimlerinde DSP’nin barajı aşıp meclise girmesi hayat memat meselesi idi. Buna rağmen Rahmetli Ecevit ısrarlı olmamıştır. Sağcı bir partinin desteği ile değil,  DSP kendi gücü, ilkeleri ve maddi olanaksızlıklarına karşın inançlı çalışmaları ile meclise girmiştir. Giderek Birinci parti ve başbakan olmuştur. Tıpkı 1977 seçimlerinde 0rtanın solu mücadelesi ile % 42 oy aldığı gibi. Bunlar solcu düşünceyle de iktidara gelinebildiğini gösteriyor.  Ancak  Masum Türker’in hafızasında ve hatıratında bunların izinin bile olmadığı görülüyor.

Sayın Masum Türker’in söyleşide ki bu cevabı öteden beri sağ çizgi olduğunun kendi ağzından kanıtıdır. DSP Genel Başkanı olduktan sonra demeçleriyle de aynı yolun yolculuğuna sağ çizgisinde devam edeceğini göstermektedir.

Nitekim 17 Mayıs 2009 da Genel Başkan olduktan sonra, 20 Mayıs 2009 da verdiği ilk demeci şöyle;

Müslüman bir ülkede, alnını secdeye koymayan liderler iktidar olamaz” 

Yine Genel Başkan olduktan 10 gün sonra 27 Mayıs 2009 da İzmir’de ki, konferansında, hem de her vesile ile ekonomiden sorumlu Devlet Bakanlığı yapmakla öğünen Sayın Masum Türker, bakın günümüz ekonomik krizini nasıl açıklıyor.

  • O krizle (2001 krizini kastediyor) ilgili önlemler şu anda krızin ötesinde bırakıyor. Ama krizin kalbimizin ortasında geçen oku teğet hissetmemizin nedeni Allaha Şükür Müslüman olduğumuz içindir. Eğer Müslüman olmasaydık, eğer biz Ramazan ve Kurban Bayramının tatillerini birleştirmeseydik Türkiye de 10 günlük tatil olmasa ve her yer kapalı olmasaydı dünya krizden darbe yerken ülkemiz allak bullak olurdu. Onun için iyi ki Müslümanız, iyiki iki dini bayramımız var ve iyiki ileri görüşlü yöneticilerimiz var, bayramları iki cumartesi arasına sıkıştırıp tatil ettiler. Krizin darbesini yemedik.”

Bir özdeyişimiz var. “Otu çeker köküne bakarlar.” Bu söylemlerle siyasi geçmişi sağ partilerde geçen Sayın Masum Türker’in istese de demokratik solcu olamayacağı açık seçik ortaya çıkmıştır.

Şimdi, Demokratik Solculara soruyorum. Bu söylemlere AKP zihniyetinin söylemleri değil midir? Bunlar dini istismar (Dini Politikada kullanmak) değil midir? Alnı secdeye değenlerle değmeyenler ayrımcılığı değilmidir.?  Ne oldu bize, ne oldu merkez solculuğumuza, Demokratik Solculuğumuza.  AKP zihniyetinin peşinden mi gideceğiz?

Sayın Masum Türker’e oy veren demokratik solcu delegelere sormak gerekiyor. Şimdi kendileri Merkez sağcıyım diye bilecekler mi? Demokratik Sol politika yerine Merkez sağda politikanın yürütülmesine sessiz kalabilecekler mi? Parti Meclisi üyeleri de Merkez sağcıyız diyebilecek miyiz? Yürütülecek Merkez Sağ politikalara katlanacak mıyız?

Yineliyorum böyle sol düşünceye inanmayan, partiyi kendi sol düşüncesiyle iktidara taşımayı üstlenmeyen bir Genel Başkanın partinin orta solcu ana gövdesiyle kan uyuşmazlığı içinde olduğu açık. Bir bünyede kan uyuşmazlığı giderilmez ise o bünyenin öleceği kaçınılmaz bir gerçek. Bu bir doğa yasasıdır. Nitekim beş yıldan beri sağ partilere öykünerek yürütülen politikaların DSP’yi ne hale getirdiğini hepimiz görüyoruz. (*) Bunu acıyla yaşıyoruz.  Bu yüzden DSP’nin Merkez Solcu, ortanın solunda tabanı, Merkez Sağcı bir başı taşıyamaz. En kısa zamanda, demokratik imkân ve kurallarla, başından atacaktır, atmalıdır. 26.06.2009

(*) Ecevit’in genel başkanlığından beş yıldan beri aynı politikanın izlendiğine ilişkin %47 den 0y olmak başlığı ile yaptığım izahlar demokratiksolatilim. org internet sitesinde 23.06.2008 tarihinde yayınlanmıştır.

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler