Düşün Haber

DSP. yi yok oluş, kapanma sürecinden kurtarmak için, çaba harcayan beklenti içinde olan DEMOKRATİK SOLCULARA:

Kategori : Arşiv, Makale - Etiketler :, , , , , , , , , , , , , - Tarih :11 Nisan 2012 - Okunma :3.014 kez okundu

AV. Sait KEKEÇ
DSP ESKİ PARTİ MECLİSİ ÜYESİ
VE DSP GENEL BAŞKAN ADAYI

Ben bu hedefe ulaşabilmek için, çareyi DSP’nin yeniden yapılandırmasında görüyorum. Ancak bu takdirde bu günkü genel merkez yönetiminin değiştirilebileceğine inanıyorum.

Aslında parti harcamalarını ve eşantiyon yolsuzluğunu delegeye açıklamak için, ancak açıklamaya fırsat bulamadığım, 2009 kurultayında genel başkanlığa aday olmuştum.

Delegelere; Genel başkan olursam programımı açık aşağıdaki mektubu dağıtmıştım.

DSP’yi yok oluş, kapanma sürecinde çıkarmayı hedef edinen ve bunun için çırpınan tüm gurupların ve öncülük yapanların delegelere ve demokratik sol düşünceyi sürdürenlere bir şeyler söylemesi, neyi nasıl yapmak istediklerine dair bir program sunmaları gerektiği kaçınılmazdır. Ben delegelere dağıttığım mektubumda programı öneriyorum. Elbette bu geliştirilebilir, düzeltilebilir.

SAYIN DELEGE ARKADAŞIM;

Sizler beni, ben sizleri yüz yüze görmedim. Israrla istememe rağmen genel merkezden adreslerinizi telefonlarınızı e- posta adreslerinizi de alamadım. Bu yüzden mektup, telefon ve e.posta ile de herhangi bir iletişim kuramadım. Bu nedenle kısaca kendimi tanıtıyorum. Kurulduğu 1985 yılından bu yana DSP Üyesiyim. Kısa bir süre Ankara İl Yönetim Kurulu üyeliği yaptım. 1988 – 1997 yılları arasında üç dönem Parti Meclisi Üyesi oldum. Sn. Zeki Sezer genel sekreter olunca, Rahmetli Bülent Ecevit’in isteği ile üç yıl genel sekreter yardımcılığı yaptım. 2004 yılından bu yana yine parti meclisi üyesiyim. Şimdi de Genel Başkan adayıyım.

ECEVİT’İN ORTANIN SOLU POLİTİKASININ GÜNCELLEŞTİRİLMESİ

Değerli arkadaşım. 25 yıllık deneyimlerimle inanarak söylüyorum. DSP Ecevit sağmış gibi yönetilirse bu gün aldığımızdan daha iyi bir sonuç alınamayacağını beş yıllık deneyim ortaya koydu. Toplam 104 trilyon TL harcandığı halde seçimlerde ancak bu sonucu alabildik. Ecevit sağmış gibi yönetilirken, genel başkanın Rahmetli Ecevit gibi siyasi birikimi kültürü olmalıdır. Ecevit’in siyasi birikimi, kültürü parti içi yapılanmada ki, parti tüzüğünde eksiklileri telafi edebiliyordu. Ama artık Ecevit yok. Bunun için hangimiz kim Genel Başkan seçilirse seçilsin DSP yeniden yapılandırılıp kurumsallaştırılarak halka açılmaz ve ülke sorunları hakkında diğer partileri eleştirmek dışında yeni çözümler üretip halka umut ve güven veremez isek herhangi bir başarıya ulaşamayız. Mevcut Para biter oyun biter. Bu yüzden DSP ve sonunda ülkeyi yönetmeye talip olan adayların neyi nasıl yapacaklarını açıklayan proje ve önerileri olmalıdır. Diğer adayların var mıdır bilemiyorum? Toplantı sırasında göreceğiz.
Ben DSP’nin ayağa kalkıp varlığını sürdürebilmesi için “yeniden yapılanma” ve “yeni söylem” gerektiğinin zorunlu olduğunu düşünüyorum. Bunun için “Ecevit’in ortanın solu politikasının güncelleştirilmesini” öneriyorum. Bana göre Ecevit’in ortanın solu politikası?
• Cumhuriyetin temel değerlerini esas alarak Atatürkçülüğün tekelleştirilmemesi,
• İnançlara saygılı laiklik ilkesi ile de inançların tekelleştirilmemesi.
• Parti içi ve ülkenin iç ve dış yönetiminde vesayete hayır. (Ecevit parti içi yönetim için kapı kulluğuna hayır demişti)
• Ve Başarı ve mutlaka başarı demektir. (Başarıya bir örnek. Bu gün % 20. lerin altına düşmezse sevindiğimiz sol oyları 32 yıl önce1977 de %42 ye yükseltmişti.)
Bu temel ilkeler doğrultusunda Yeniden yapılanmayı ne zaman ve nasıl yapacağım?

I – YENİDEN YAPILANMA – PARTİNİN KURUMSALLAŞTIRILMASI, HALKA AÇILMASI
Bilindiği üzere olağan kurultayın en geç 2010 yılı Ağustos ayında yapılması gerekmektedir. Buna göre;

1. DSP’nin kuruluşundan bu yana üyelik için, milletvekilliği, belediye başkanlığı, yedekleri dâhil Belediye Meclisi ve il genel meclisi üyeliği adaylığı için başvurmuş olanların üye kartlarının verilmesi ve bunlar dışında da yeniden üye kaydı yapılması.2009 yılı sonuna kadar kayıt olanları Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Parti siciline bildirmek. Zira bu parti siciline kayıtlı olmayanların parti kongrelerinde seçme ve seçilme hakları yoktur.

2. Bu suretle yeni kaydolacak üyelerinde katılımı ile yapılacak, ilçe ve il kongrelerinde seçilecek yönetim ve delegelerle olağan kurultayın yapılması sağlanacaktır.
3. 2002 yılında DSP yi bölüp ülkenin AKP’nin eline düşmesine neden olanlardan YTP kurucusu olanların üye kaydı için kurultaydan izin ve karar istemek.
4. Tüzük değişikliklerini hazırlamak. Tüzük değişikliklerinde öncelikli hedef, parti içi demokrasidir. Bunun için Kadın ve Gençlik Kollarının kurulmasına bu kollara parti teşkilatında yer ve işlev verilmesi, Üyelik güvencesi, istifa ve disiplin cezası dışında üyeliğe son verilememesi. Görevden alma ve atama yerine İl. İlçe yönetimlerinin olağan veya olağan üstü kongrelerle değişmesi. Milletvekili, Parti Meclisi Üyeleri, yerel yönetim başkan ve üye adaylarının mutlaka ön seçimle veya genel merkez dışında örgüt tarafından belirlenmesi.

II – YENİ SÖYLEM – ÜLKENİN İÇ VE DIŞ SORUNLARINA ÖZGÜR, BAĞIMSIZ TAVIR – DİK DURUŞ

Aciliyet ve önem sırasına, DSP’nin vaat edecekleri savunacakları ve hedefleri şunlar olmalıdır:

1. Gerçek anlamda sosyal devlet olmak istiyor isek, Pazar ekonomisini dışlamaksızın karma ekonomiden yana olmalıyız. Sosyal devlet karma ekonominin güncelleştirilmiş adıdır. Devletin ekonomi ilişkisi olmazsa nasıl sosyal devlet olacak. Özel sektörün yapmadığını, yapamadıklarını, vay devlet ekonomiye karışmamalıdır, diye devletin yapmasının önüne geçilmesi, sosyal devletin sadaka devleti gibi algılanmasına sebep oluyor. Bütün teşviklere rağmen, özel sektör doğu ve güney doğu Anadolu’ya yatırım yapmamaktadır. Bu yüzden bu yörelerin kalkınmamışlığı bölücülük için istismar ediliyor. DSP karma ekonomiyi dışlamamalıdır. Çalışanların, emeğin haklarının güvence altına alınması daha ileriye götürülmesi sosyal devletin gereği olmalıdır.

2. Basın (medya) özgürlüğü. Bu gün medyamız özgür değildir. Sermayenin emrindedir. Sermaye yönlendirmektedir. Sermayenin de iktidarı kollayıp, gözetmesi, en azından çekingen davranması kaçınılmaz olmaktadır. Bu yüzden medyanın Sermayeye ile bağlantısının kesilmesi zorunluluktur. Aksi takdirde haber alma ve bilgi edinme hakkı ihlal edilmektedir, Oysa demokrasinin olmazsa olmaz koşulu Basın özgürlüğüdür.

3. Ekonomik özgürlük yoksa bağımsızlıktan söz edilemez edilemiyor. Toplum bir psikolojik teslimiyet içinde, bu kadar borçlu iken bir şey yapamayız diyoruz. Bu yüzden dış borçların yeniden yapılandırılması hedefimiz olmalıdır.

4. Siyasetten zengin olanların, bu zenginliklerine el koyacağımızı kesin kes vaat ve taahhüt etmeliyiz. Bu yolla zengin olmanın yollarını mutlaka tıkamalıyız.

5. Mevcut kadrolaşmayı düzeltmeliyiz ve kadrolaşma yollarını tıkamalıyız

6. Anayasamızda kuvvetler ayrılığı ilkesini kabul etmişiz. Bundan hiçbir koşulla ödün vermemeliyiz. Ne var ki üç kuvvetten yürütmenin ve Türkiye Büyük millet meclisinin ayrı bütçeleri olduğu halde Yargının kendi yöneteceği bir bütçesi yoktur. Yargı bağımsızlığına var diyebilmek için Yargının da kendi yöneteceği bütçesi olmasını, mali konular dâhil hâkim ve savcıların tüm özlük haklarının düzenlenmesini kendilerinin oluşturacağı kurullara ait olması gerekmektedir. DSP bunu savunup, iktidara geldiğinde yasal düzenlemelerini yapacağını taahhüt etmelidir.

7. Avrupa Birliği için adaylığa kabul edildiğimiz durumumuzdan ödün vermeden ve belirlenecek bir süre içinde sonuçlandırılması koşulları ile görüşmelere devam edilmesi gerektiğini savunup ve hedef seçmeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti, Lozan, Zürih ve Londra, Montrö Doğuda Ermeni ve İran sınırlarımızı belirleyen uluslar arası anlaşmalarla tecessüm etmiş vücut bulmuştur. Aday kabul edildiğimiz durum, bu anlaşmalara göre vücut bulmuş durumdur. Bunlardan değişiklik ve ödün isteyen görüşmeler yapılamaz. Bunu taahhüt etmeliyiz.

8. Uluslar arası Londra ve Zürih anlaşmalarına aykırı olduğu için, rum kesiminin Kıbrısın Tümü olarak Avrupa birliğine alınmasını tanımadığımızı, Türkiyenin de Avrupa Birliğine alınıncaya kadar, rahmetli Ecevit’in çözüm önerisi, Avrupa birliği Güney Kıbrısla ne ölçüde entegre olursa Türkiyenin de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetiyle o ölçüde entegre olacağımızı vaat ve açık açık savunmalıyız.

9. Irakın bütünlüğü bozulur, Irak’ın kuzeyinde ayrı bir devlet kurulmasını kabul etmeyeceğimizi, Irakın bütünlüğü bozulduğu takdirde bu bütünlüğü sağlayan anlaşmalardan önceki duruma dönülmesi gerektiğini, misakı milli sınırlarımız içinde olduğu halde bu antlaşmalar gereği Irak sınırları içinde yaşayanların etnik kökeni ne olursa olsun bizim vatandaşımız olduğunu savunmalıyız. Terörün kesin çözümü de bu yolla sağlanabilir.

10. Gümrük birliğine Avrupa Birliğine gireceğiz vaad ve umuduyla karar mekanizmasından yer almaksızın girmiştik. Avrupa birliğine girip girmemeyi gözetmeden karar mekanizmasında yer almaya çalışılıp 0lmaz ise gümrük birliğinden çıkılması gerektiğini savunmalıyız.

11. Stratejik özelleştirmeleri tekrar millileştireceğimizi, başta finans kuruluşları (bankalar) olmak üzere hiçbir şirkette yabancı ortak payının %49 u aşmasına izin vermeyeceğimizi vaat etmeliyiz.

12. Tarım sektörünün sonuna kadar desteklenmesi, Avrupa birliğin dayatmalarını kabul etmeyeceğimizi, ne ekip, ne biçeceğimizi kendimiz karar vereceğimizi, konulmuş kotaları kaldıracağımızı, vaat etmeliyiz.

13. Türkçe ibadet hakkını savunmalıyız.

14. Resmi dili Türkçeyi öğrenme hakkını savunmalıyız. Bu gün Doğu ve güneydoğuda Türkçe bilmeyen, daha doğrusu öğretemediğimiz, analarımız, bacılarımız bulunmaktadır. Zorunlu eğitimi 12 yıla çıkarıp, 12 yıllık zorunlu eğitimi bitirmeyen kız çocuğu bırakmayacağımızı açık açık taahhüt etmeliyiz.
15. Devletimizin kendisi ve tüm kurumlarda olduğu gibi Diyanet İşlerini de üniter yapıya kavuşturacağımız ı, böylece diyanet işlerini sadece bir mezhebin değil, başta Alevilik olmak üzere tüm inançlar için düzenleme yapacak kurum haline getirmeyi vaat etmeliyiz.

16. Bir ülkeyi ve ulusu kapsayan bir insanlık ve hukuk kurumu olan her devletin bir kuruluş felsefesi, kuruluş ilkeleri vardır, kuruluş ilkeleri olmak zorundadır. Bu ilkeler o ülkenin temel değerlerini oluşturur. Yönetim biçimi bu temel değerlere göre oluşur. Bu temel değerle sınırlanır. Bu sınırların aşılmasına izin vermeyen temel yasalar (Anayasalar) yaparak kendini korur. Son günlerde, yine ısıtılıp gündeme getirilen Anayasa değişikliği anayasamızdaki temel değerleri koruyan hükümlerini değiştirmeye yönelik ise AKP’nin kendi başına bırakılmasını savunmalıyız. Nasıl PKK ile görüşmek ülke bölünmezliğini tartışmayı kabul etmek anlamına gelirse, değiştirilemeyeceği teklif edilemeyecek hükümleri değiştirme tekliflerinin, kurucu mecliste görüşülsün, şu veya bu şekilde oluşturulacak komisyonlarda görüşülüp mutabakat sağlansın düşünceleri ile tavır alınması halinde de değiştirilemeyecek hükümlerin değiştirilemezliğini tartışmayı kabul etme anlamına gelecektir. Üstelik AKP’nin Anayasaya aykırı bu niyetlerine demokratik görünüm verilmiş olacaktır. DSP bu yanlışlığa düşmemelidir. 17.05.2009

Ankara

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler