Düşün Haber

DOĞRUYA DOĞRU..

Kategori : Arşiv, Ekonomi, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :24 Kasım 2012 - Okunma :2.213 kez okundu

A. Baybars GÖĞEZ

Hep eleştiriyorsun arkadaş, hiç doğru yapılan bir şey yok mu diye sorulursa, Halkbank özelleştirilmesini konuşabiliriz.

Belki zamanlama yönünden riskliydi ama %20’sinin özelleştirilmesi olarak çıkılan ihalede, gelen taleplere bağlı olarak, %24 küsur hissenin satılmasına karar verilmesi ve tarihin en düşük ıskonto oranı ile hisselerin yaklaşık 4,5 milyar TL. ye satışı büyük bir başarıdır..

Şimdi kamuoyu elde edilen bu gelirin, Halkbank’ın üstlendiği misyon gereği başta esnaf olmak üzere, iş alemine kaynak olarak mı, yoksa bütçe açıklarını kapatmak için mi kullanılacağı beklentisi içindedir. Halkını düşünen ve sağduyulu yönetim felsefesine göre Halkbank’ı bugünlere taşıyan vatandaş ve esnaf-sanatkâra bu kriz döneminde bir jest yapılarak faizsiz ve/veya M.B. faiziyle acil ihtiyaç kredisi dağıtmak yakışır. Ancak kimse böyle bir rüya görmesin.. Neden mi? Bugüne kadar özelleştirme gelirlerine baktığımızda bu tip bir uygulama hiç yaşanmadı da ondan.. Aslında özelleştirmenin temel felsefesi budur.  Eğer bu mantığa göre hareket edilseydi, yatırımlara ve istihdama yönelik kullandırmalar olsaydı bugün durum çok farklı olurdu.

Sonuçlara baktığımızda satılan hisselerin %80’nin, çoğunluğu Singapur fonu olmak üzere uluslararası banka ve finans kuruluşlarına satılmış olmasını çok önemli buluyorum. Başta uluslar arası iş yapan müteahhitlerimiz olmak üzere, yurt dışı taahhüt ve ticaretle uğraşanların karşılarına çıkan teminat sorunlarının en önemlisi, akredite bankalardan alınmayan teminat mektupları ve garantilerin kabul görmeme ve ihaleden men edilme problemi dir. Hadi ihaleye girdiniz, avans teminat mektuplarınız çoğu kez kabul görmez. Bunu aşabilmek için ya yurt dışı bankalardan doğrudan teminat mektubu arayışına girilir, ya da bankalarımız, yurt dışı TOP bankalardan temin ettikleri teminatlara aval vererek iş adamlarımızın sorunlarını çözerler. Bu da ek maliyet demektir. Üstelik de herkese açık bir yol değildir.

Bu arada IDO nun blok olarak satışı aklımıza geliyor.

İBB nin gerçekleştiği İDO satışı bilindiği gibi 861 milyon dolara sonuçlanmıştı. Hâlbuki beklentiler 4 milyar TL. civarındaydı. Eğer İDO gibi belediye şirketleri de SPK denetimde olsalar, blok olarak satmak yerine halka açık Halkbank benzeri ihalelerle satılmış olsalar, eminim ki beklentilere yakın ve daha profesyonel özelleştirme süreci yaşanabilir.

Sadece İBB tarafından satışı düşünülen 3-4 şirket var. İGDAŞ, İSPARK, BELTUR bunlar arasında. Bu şirketler İMKB 100 içine girebilecek kapasitede. Hepsi de kamu kaynağı kullanılarak kurulmuş. Madem ki belediye bu şirketlere ihtiyaç olduğunu düşünerek kurdu, neden özelleştirme ihtiyacı duyar onu da anlamakta zorluk çekiyorum ya!! Umarım geçmişte yapılan hatalardan ders alınarak, önümüzde ki dönem özelleştirmelerinde, Halkbank hisse satışı benzeri özelleştirme modelleri ağırlık kazanır.

Özellikle de rekabet kuralları açısından, İDO gibi sektöründe tekel durumda olan bir şirketi satarken, rekabet kurulunun daha titiz davranması gerekirdi. Türkiye’nin en büyük deniz filosunu bir fiyat listesi bile hazırlamaktan aciz, İstanbulluyu uyguladığı özelleştirme sonrası uygulamalarla çileden çıkartan yeni İDO yönetimi benzeri sıkıntılardan koruyacak tedbirleri almak gerekir.

Saygılarımla,

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler