Düşün Haber

BENKİŞOT’TAN MEKTUP VAR!…HALKIMA AÇIK MEKTUP –II

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :20 Şubat 2014 - Okunma :1.360 kez okundu

BENKİŞOT’TAN MEKTUP VAR!…

*

HALKIMA AÇIK MEKTUP –II

*ÜLKE TEK!… BAŞBAKAN ÇOOK!…

GELEN GİDECEK BİR GÜN… AMA DELİP GİTMESİN…. YIKIP GİTMESİN!…

Mehmet Halil Arık

Emekli Eğitimci – DENİZLİ

mehmethalilarık@gmail.com

17 Şubat 2014

FASIL I’den hatırlatma…

Sandıkta, ülkeyi emanet verdiklerin, ebedi sahip sandılar kendilerini… Uğrunda can verirken, kendine mülk bildiğin vatanı; vatan elden giderken, mahkeme kadıya mülk değildir diyemedin… bu vatan senden çok benimdir, sen emanetçisin diyemedin!…Demesini bilemedin!…

*POSTALSIZ DARBELERİN MÜSEBBİBİ DE SENSİN!..

  KENDİ PUTUNU YAPAN DA, KUL OLUP TAPAN DA SENSİN!…

  BİNDİRMESİNİ BİLMEKTESİN; İNDİRMEKTEN ACİZSİN!..

  KENDİ CELLADINA AŞIK OLAN DA, KADER DEYİP BOYUN EĞEN DE SENSİN! İşte FASIL II. … Bununla da bitmeyecek diyeceklerimiz…

*

Sevgili halkım… Canım halkım… Varlığım, varlık nedenim…

Küpe olur mu sözlerin bilmem. Ben öğretmenim… Uyandırmak görevim. Kutsallarını kullanıp seni aldatanlarla, karanlıkta bırakanlarla, öfke ve kininin arkasına saklanıp, kirli siyasetleriyle, ahlakı da, hukuku da kirletenlerle mücadeleyi sen de benim kadar asli görevin bilmedikçe sürer bu kara düzen… Kurtuluşun asıl düğümü sende!… Ahiret sorgusu, sadece hırsıza değildir. Hırsızlığa göz yumanadır da!…Sadece yalancıya değildir!… Yalancıya körü körüne,  i-na-na-na-dır da!… Çaldı, ama çalıştı savunmasının arkasına sığınmak, hırsıza arka çıkmak değil midir!?. Çalmadan da hizmetin mümkün olduğunu, hırsızlığın daha iyi hizmetleri aksattığını, çalınanın senin cebinden, emeğinden götürüldüğünü göremeyecek kadar mı aşıksın celladına!…

Akıl, izan ve vicdanını gerektiği gibi kullanmayana da gelecektir ahret sorgusu!…

Gün oldu, büyük felaketler geldi başına… ezildin…

Acı günlerin oldu… üzüldün!…

Cephelere sürüldün… kırıldın…

İstilaya uğradın… sömürüldün…

Esarete uğradın… horlandın!… İçin içine sığmadığı da oldu, isyan da ettin.

Boyun eğdiğin de oldu baskılara zulümlere… Bırakmadı gitti peşini çaresizlikler, musibetler.

Ne var ki; her bir musibeti bin nasihata bedel sayamadın gitti.

Demem o ki; felaketi, musibeti, illeti; inancına dayandırıp başına gelenleri, kaderinin zulmü sayıp sustun, katlandın… Kuldan gelen musibetleri bile “Allah’tan” gelmiş gibi kabul ettin.

Suçun asli failini hiç aramadın…araştırmadın!.. Sığınağı hep inancında-kutsalında aradın!.. Kaderi senin kutsalın gösterip kendilerine kul olmaya ikna eden haramileri hiç sorgulamadın.

Yetmedi, onları başına put yaptın, döndün; kendi yarattığın puta taptın… Hakkını aramadın… Bir torba erzak, bir torba kömür, süslü birkaç öfkeli söz uğruna, namus sayılan oyunu sattın…

Yalanlara aldandın… Cehennemle korkutuldun, hurilerle avutuldun!… Bu dünyada sürünmeyi, cennetin ödülü saydın. Oysa, senin insanca yaşam hakkını elinden alanlar, cenneti bu dünyada da yaşayanlar. Paylaşımda sana düşen din iman, onlara han hamam, villa, dolar, avro, gemicik zenginlik, doymazlık-aymazlık-kurnazlık-arlanmazlık getirdi. Sana gelince kefenin cebi yok… Ama, bi-sor be; onların kefenindeki cep Allah’ın özel lütfu mu!?…

Meydan meydan koşturuldun, alanları doldurdun, yıkımın, hukuksuzluğun, haksızlığın, yolsuzluğun takipçisi olmak asli görevin iken, sen haramilerin cesareti oldun… soyuldun!..

Demem o ki; hatanın çoğu sendeydi… Seçimindeydi. Fark edemedin…

Üstelik, bu suçun zerresini bile yüklenmek istemedin!.. Mağduriyet yalanlarıyla, kutsallarını sömüren, sömürdükçe güçlenen, senden bulduğu yüzle cesaretlenen,  cesaretlendikçe azmanlaşan, azmanlaştıkça azgınlaşan kontrolsuz güç, “bizleeer!” dedi kayırdı-alkışladın “onlar!” dedi ayırdı, dışladı-parçaladı…yine alkışladın. Ne birlik kaldı ne de dirlik!… Sen de kendini sayılan “bizler!” gurubunun içinde sandın!… Bir torba erzaka kandın, “Milli irade’den” sayıldın!… Hissene düşen makarna ile teselli bulurken, “götürülenlere” dönüp bakmadın. Daha da ötesi, bal tutar parmağını yalar’ diyerek, hamuduyla yutulan develeri umurunda saymadın. Ekmeğe KDV öderken, pırlantaya ÖTV ödenmediğinin farkında olmadın

Ne gerçekleri görebildin, ne de safları belirlemeyi becerebildin!… Güçten yana olmayı, adam yerine konulmak sandın!..kurtuluşu hep yanlış yerde aradın!…

Öfkeyi, yiğitliğin dengi saydın… Oysa öfkenin, hastalıklı bir ruh halinin dışa vurumu, birikmiş kinin yankısı, nefretin kirli tortusu olduğunu bilseydin, toplumsal ahlakta yaşanan bozgunun da kaynağını kavrayacaktın!…

Yaşanan örneklere şöyle bir yandaş gözlüğü takmadan bakabilseydin; günün birinde, hakkın olanı istediğinde, haksızlık karşısında direndiğinde, o öfkenin seni de “düşman” ilan  edebileceğini, kolayca anlardın!…

Daha dün, “saygın kişi(!) hocasına saygılarını sunan, bir arzusu varmıdırı sordurmak adına kapısına kapıkulu elçiler gönderilen, ne istedilerse vermekle övünen, “hizmetlerini” yere göğe sığdıramayan, alkış tuttuğun, o malum öfkeli adam, bugün onu haşhaşilikle “hasımlarına” maşa olmakla suçluyor. Senin de; günün birinde “haşhaşi” ilan edilmeyeceğinin garantisi yok!

“Odunu göstersem seçtiririm diyenlerini gördük, şortla asker denetleyenlerini gördük, Kars mitinginde, halka; sevgili Samsunlu’lar diyenini de gördük, ama muhaliflerini “hasım” görenini hiç görmemiştik!.. Ya hasım nedir bilmiyor, ya da gerçekten içerde ve dışarıda “hasım” üretmekten çekinmiyor!.. Gözü dönmüş düşman değil midir hasım!… İntikam peşinde, ölüm kusan değil midir hasım!… Ne mahkeme kapısı, ne sokak ortası… ne de Halil İbrahim sofrası dinler hasım!… Düşmandan beter!. Sinsidir!. Hasımlıktan söz eden bir kişinin, kardeşlik, dirlik, birlik sözleri hangi düşünen vicdanda yer bulur!?… Buluyorsa bir şeyler eksiktir!.. Ahlaktır, hukuktur, insanlıktır en eksik olanı da!…

Kendinden olmayanı hasım gören kişi…düşman başından bile ırak ola!

Bilmem neresinin kılı olanların, “hasımlık” töresi gereği, yarın, işi nerelere kadar götürebileceğini bilmiyor mu bu öfkeli adam!?..

Hadi artık, ihtirasla alevlenmiş öfkesi, kör etmiş gözlerini onun…Çatlatmış ar damarını!. ya sen!…Ya sen be halkım? Hala; görmemektesin…bilmemektesin direnmektesin gerçeği görmemek için!…

Üç maymun rolü oynar gibisin.., artist misin nesin!?…

Ama unutma bu rolünle, cesaret üstüne cesaret vermektesin…

Ama; dikkat, günün birinde, o öfkeli adam, sana da “hasım” kesilmesin!…

*

***Yine farksız bir tuzağın içindesin!… ***

Ama bu kez kurulan tuzak çok başka. “…’a koyacağız milletin” ifadesiyle açık edildi her şey. Bu işin son kertesi … Dikkatli bak!.. Göründü kertikten ötesi..Yine sana sorar gibi yaparak; hırsızlıklara da, akıl almaz yolsuzluklara da, (meşruiyet) yasallık kazandıracaklar. Ya koydurma, ya da hepten hazırlıklı ol!…

(Fasıl III de gelecek yakında….) (Bir sözüm de Cumhurbaşkanına olacak)

Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :

Son Eklenen Video

dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
Facebook Twitter Rss

Güncel Haberler