Düşün Haber

BEDDUAYA KALKAN ELLER!…

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :14 Mart 2013 - Okunma :2.513 kez okundu

Mehmet Halil Arık
Emekli Eğitimci – DENİZLİ
mehmethalilarık@gmail.com
11 Şubat 2013

Çocuktum…
… “Derin” diye tanıttıkları bir dini sohbet(?) erbabından(!); üç şeyin duası olmaz’ı öğrenmiştim o yıllarda…
“Biiir!” demişti “Derin” Hoca; “Allah’ım, filancanın malı çok, onunkinden birazını al da bana ver…” “Yok yaaa…!!.. Ağzın yok mu…Allah’ım bana da ver de!…” “Başkalarının malına niye göz dikersin ki!..” Filandan al, bana ver… böyle dua olmaz!…”
Başkasının malına göz dikme üzerinden; epey azar işitmişti, ”Derin” hocayı o gün orada dinleyenler.
“İkiii!” diyerek diklenmişti “Derin” hoca… Belli ki yine azar geliyordu:
“Allahım, filancanın başına belalar, musibetler ver… Ak gün gösterme onlara …”
Böyle dua olmaz… Kendisi için istemediğini, Müslüman olan Müslüman, başkaları için de istemez… Bu bedduadır ve kötüdür.” Bilmez misin bre gafil; beddua sahibine rücu eder!..
“Üççç!…” Çocuk mantığımla ilk ikisine onay verdiğim için dikkat kesildim, “üç’e. Tekrarladı hoca”Üüççç!”… Gövdeyle beraber parmaklarda uzanmıştı öne ileriye… Belli ki ilk ikisinden çok daha önemliydi hocanın üç’ü…
“Allah’ım; ben filancayı seviyom… Onu benim alnıma yaz.” … Bre gafil; sen, haşa, kimsin ki Allah’a emir veriyorsun da…!!.. “Bu büyük günahtır… Allahın işine karışmaktır. Allah kimi, kimin alnına yazacağını kimseye sormaz!… Sen Allah’a akıl verecek kim oluyorsun… da “yaz!” diye emir veriyorsun…!?” “…Her günah affedilir, ama, Allah’a emir vermek affedilmez…!” “…alnıma yaz… affedilmez günah!…”
*
Son sözleri sanki gözlerimin içine bakarak söylemişti o mendebur “Derin” hoca…
Zira bir diğerini görünceye kadar, en çok bir-kaç gün süren çocukluk aşklarımın sonuncusuna takılıp kalmıştı yüreğim o günlerde…
O’nun için, Allah’a dualarımı eksik etmiyordum. Nafile namazlara duruyor, namaz sonlarında da bitip tükenmez dualar ediyordum… Dualarımı da, Allah’ım onu bana yaz… yazdıysan silme!” diyerek bitiriyordum.
Anam bile şüpheye düşmüştü de; “oğlum, ne namazı dır ki bu.. bitmek bilmiyor… Elin havaya açılıyor da inmek bilmiyor… Senin namazların; vakite, saate de uymuyor…
Bu kadar çok mu, Allah’tan istediğin…” der olmuştu.
Babamdan aldığım üç-beş kuruş harçlığımı bile duama ek hayır olsun niyetine; mahallenin fakir çocuklarına dağıtır olmuştum.
Tek Allah’a açtığım bu gizimi anama bile söyleyememiştim…
Bıkmadan, usanmadan sürdürmüştüm dualarımı, ta o güne kadar…
Oysa; her şeyi bir anda bitirivermişti “Derin” hoca..
Üstelik de, ödemekle biter, tükenir-temizlenir değildi ki, biterken geride bıraktığım günahlarım. Suç affedilmez olunca cehennemle de ödenir olmazdı ki onca günah!..
Devam ettiremezdim o büyük günahı… Önce; sevgimden bile haberi olmayan sevgilimi unuttum…
Dualarımı da kestim… Harçlıklarımı dağıtmayı da…
Namaz sonları… Elimi uzun süre havada tutmanın da anlamı kalmamıştı artık…
İlk kez o yıl isyan ettim… Sevmenin günahı ne ola ki!… deyip.
Beddua ettim o “Derin” hocaya… Bildiğim bütün belaları okudum.
“Allah belanı versin…de, başına musibetler gelsin de, yol parası bulama da.. gideme başka yerlere de bitirme başka Memet’lerin-Halil’lerin…aşklarını sevgilerini…
Benim sevgimi bitirdin… Allah da seni bitirsin…”
***
Büyüdüm…
Bedduam kabul görmemiş olacak ki, hala o şarlatanlar-böcekler yarasalar devam etmekte aydınlıklara, sevmeye-sevilmeye saldırıya… İnsanları cehennemle korkutmaya. Cennet vadiyle hurileri rüşvet olarak sunmaya…
O gün içtendi beddualarım…. bu gün de içten!…
Yarım asır öncesinde kaldı o çocukluk sevgim… Ama beddualarım sürüyor…
*
Büyüdüm, dini bacak arası rüşvete indirgeyenlerin daha da azıtmışlığı karşısında isyanım da büyüdü… Daha gür haykırıyorum! Allah belanızı versin!…
İşte din adına yüz binleri peşinden sürükleyen kara cübbeli bir zebani bozmasının söyledikleri…
“… En çok salâvat getiren huriyi alır… Yatana saman yok!.. Salâvata devam… Huri bol. Cennete tek başına giden kadın; şehitlere verilecek. Ama kadın beş erkek isteyemeyecek. Adamın beş erkek gücü olacak… Cennetteki erkeklerin tenasül uzuvları eğilmez.”
İslamcılığı, bilmem-nesini tatmin adına sevap avına çıkmaya indirgeyen, bu soysuzların Allah belasını vermesin de kimin belasını versin!?..
Din adına zırvalarla cehaleti körükleyenlerin… zebanilerin, şeytan bozmalarının, din bezirganlarının, ahrete bile apış-aralarından bakanların, sevap karşılığı huri rüşvetiyle, cennet vaadi yapanların, Allah belasını vermesin mi!?…
Bunun ötesinde; kanserin tedavisini okuyup üflemede arayan insanlarla aynı havayı soluyor olmak utandırmaz mı insan olan insanı…!?
Salavatla saman hak edenlerin nesine gerek ki, akıl-izan!!?. Onlara.. ha katır boncuğu ha inci… Onlar adına, düşünüp, karar veriyor nasıl olsa birileri…
Ne var ki… sandıkta oylar eşit!.. Ortamın adı da ileri demokrasi …!…
*
Allah belanı versin ileri demokrasi!.. Taşlar bağlı, itler salınmış!…
*****
Not: Bitmedi… Bedduaya açılan ellerin ikinci faslı da …yakında!..

Yorumlar (1)
  • 15 Mart 2013 tarihinde haberadmin tarafından

    Sayın Hüseyin Ekici….
    Benim sayfalar dolusu yazıp da ifade edemediğimi ne de güzel anlatmışsınız… Teşekkürler ise… saygılar…

    **********************************************************************************
    Hüseyin Ekici

    Sayın Hocam; sizin ellerinize, yüreğinize sağlık. Her şeyi o kadar akıcı ve net anlatıyorsunuz ki bir kelimesi bile anlayan için çok büyük anlam ifade ediyor. Bizim yaptığımız sizin yazdıklarınızın yanında fazla bir anlam ifade etmiyor. Okuyucularımızın bazıları okumaya fazla zaman ayıramıyor, bu resimlerle o mesajı vermeye çalışıyorum. Dilerim okuyup Düşün Haber sitemize ayrıca yorum yazarlarsa kalıcı olur ve yorumlarla birlikte yazıya da katkıda bulunmuş olurlar.

    Hüseyin Ekici II http://www.dusunhaber.com
    Düşün Haber

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad :
    E-mail :
    Yorum :

    Son Eklenen Video

    dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
    Facebook Twitter Rss

    Güncel Haberler