Düşün Haber

ARAP BAHARI VE ETKİLERİ Mehmet Sebih Altun

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, , - Tarih :17 Haziran 2012 - Okunma :3.314 kez okundu

Mehmet Sebih Altun

* Amaç sadece insanca yaşamak mı?
* Ya da birilerinin kışkırtmasıyla galeyana gelen halk eski düzenini kaybeder mi?
* Yeni düzen gerçekten demokrasi mi?

Ortadoğu ve Arap dünyası kaynıyor. Son yılların en büyük katliamları birbiri ardına devam ediyor. Suriye aralıksız insan ölümleri ile mazlumların birbirlerine karşı amansız mücadelesi tüm hızıyla sürerken peki ne oldu da Arap baharı ortaya çıktı? Tüm ülkeler neden kardeş kavgasına girişti? Mısır da ararda gelen kendini yakma eylemleri olaylara patlak verdi. Önce bir genç hayat pahalılığı ve halkın maruz kaldığı haksızlıklar neticesinde protesto amacıyla kendini yaktı ama bu protesto gencin ölümüyle sonuçlandı. Daha sonra 25 yaşında bir gencin kendini yakması ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmesi ardından biri avukat olmak üzere 3 kişinin daha bu tür eylemle hayatını kaybetmesi olayların çığırından çıkmasına sebep oldu. Daha sonra halkın ayaklanması üzerine polislerin 200 kişiyi gözaltına alması olayların ateşini fitilledi. Bunu üzerine olaylar başlamış ve diğer Arap ülkelerine de sıçramıştı.

Cezayir de yine hayat pahalılığı yüzünden halk sokaklara dökülmüş günlerce süren gösterilerde birçok insanın hayatını kaybetmesi ve yine 1000 e yakın kişinin yaralanmasına sebep olmuştu. Ama hükümetin gıda zammını geri çekmesi üzerine olaylar stabilleşmiş halk demokrasi adına yeni düzenlemelerin gelmesi için ”Cezayir için demokrasi” gösterisi yapmak için talepte bulunmuş ama polis bu gösteriyi yasaklamış bunun üzerine 6 kişi kendini yakma girişimin de bulunmuştu. Artık halk öylesine ezildiğini fark etmiş olmalı ki kendini yakma teşebbüsünde bulunuyor.

Ve daha sonra diğerleri LİBYA, ÜRDÜN, LÜBNAN, SUDAN, UMMAN, FAS, TUNUS, MORİTANYA ve YEMEN gibi ülkeler demokrasi ve özgürlük adına kendi haklarını almak için mücadele ye başladı. Arap dünyası yıllardan beri süregelen olumsuz etkenlerin bir araya gelesi sonucu karışmaya başladı. Bu olumsuz etkenler başta işsizlik, gıda enflasyonu, siyasi alanda oluşan yozlaşma, halkın ifade özgürlüğün kısıtlanması, usulsüzlükler ve kötü yaşam koşulların aşırı derecede belirginleşmesi sonucu halkın belirli güçlerin destek alması sonucunda da ortaya böyle bir tablo çıkmaya başladı.

Halkın isyanı birçok insanın ölmesine sebep olduysa da birçok ülke sözde haklarına kavuşmuş olduklarını sandılar. Tunus ta siyasi tutuklular serbest bırakıldı. Zeynel Abidin Bin Ali ve Muhammed Gannuşi ülkeyi terk etti. Eski iktidar partisi dağıtıldı. Cezayir de 19 yıllık olağanüstü hal kaldırıldı. Lübnan de Kral Abdullah bin Abdül Aziz, başbakan Rifai ve kabinesi dağıtıldı. Suriye de ise siyasi tutuklukların serbest bırakılması akan kanın durmasına çare olamadı. Esad arkasına aldığı Rusya İran ve Çin gibi ülkelerin desteği ile istifa etmesi olanaksız hale geldi. Suriye de iç savaş patlak verdi. Artık ülke Esad yanlısı ve muhalifler olarak ikiye bölündü. Bu da halkın bir daha düzelmeyecek bir kargaşa içerisine girdiği gerçeğini ortaya çıkardı. Türkiye’n inde muhaliflere destek vermesi olayları siyasal boyutunu daha tırmandırdı. Suriyeli muhalifler aldıkları destekle bilfiil savaş senaryolarını tatbik etmeye başladı. Peki, bu akan kan kimi memnun ediyor, tabii ki silah tüccarlarını. Halk birbirini vurdukça emperyalist güçler kazanıyor. Peki, böyle bir durum söz konusuyken bu güçler savaşın bitmesini arzu ederler mi? Tabii ki istemezler. Dünya öyle bilsin diye defalarca KOFİ ANNAN’I bölgeye gönderip söz de savaşın bitmesini istiyorlarmış gibi gösterişte bulunuyorlar. Zaten Ortadoğu ve Arap dünyasını bu hale getiren bir güç bu durumda çıkmasını istemek gibi bir duygu taşıyabilir mi?

Kandırmayalım kendimizi ve bizde ülke olarak bu oyunlara alet olmayalım. Çünkü yarın o ateşin kıvılcımları bize de ulaşırsa hiç bir dost diye bildiğimiz ülkeyi yanımız da bulabileceğimizi zannetmiyorum.

Bunu da göz önünde bulundurmak gerekir. İnsani yardımı yapabildiğimiz kadar yaparız bu bize insanlık namına kazandıracağı çok şey vardır. Ama bir ülkenin iç işlerine karışmak gibi bir hakkı kendinde bulan akıl sahibi onun sonuçlarına katlanmak zorunda kalacaktır. İnsanların ölümüne, şüphesiz ki tepkisiz kalmamak lazım. Ama bu ateşin kıvılcımlarını atan halkı birbirine kırdıran güç, savaşın son bulmasını istemeyeceğine göre göz göre göre kendimizi ateşe atmanın hiçbir anlam taşımamaktadır. Siyasi rant elde edilecek diye koca bir devleti riske atmak ne kadar doğru siz değerli okurlarımın yorumuna bırakıyorum.

Benim şahsi düşüncem dünya kocaman hepimize yetecek kadar büyük ve zengindir. Egoist davranmak kime ne kazandırır. Herkes istediği gibi yaşayabilir. Ama maalesef dost müttefik dediğimiz ülkeler Afrika’nın orta doğunu zengin kaynaklarını sömürerek Dünyaya hâkim olmuşlardır. Onlara ortak olmak yapılan zulme de ortak olmak demektir. Bekrauntu başarılarla ve adaletle dolu olan bir medeniyetin kalıntısı olan bu topraklar doğruyu savunan bir siyasi anlayış içermelidir.

Yorumlar (1)
  • 19 Haziran 2012 tarihinde hayal roman tarafından

    dünya senın sandığın kadar masum değil herkes menfaatçi ülkeler dahi menfaat olmadan hiç kimseye yardım etmez

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad :
    E-mail :
    Yorum :

    Son Eklenen Video

    dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
    Facebook Twitter Rss

    Güncel Haberler