Düşün Haber

ALEVİLER KÜRT MİLLİYETÇİLERİNE YEM OLMAMALI…

Kategori : Arşiv, Makale, Yazarlar - Etiketler :, - Tarih :18 Nisan 2015 - Okunma :3.111 kez okundu

dusunhaber-huseyinekici-alevilerkurtmilliyetçi

 

 

 

 

 

 

ALEVİLER KÜRT MİLLİYETÇİLERİNE YEM OLMAMALI… 

Hüseyin EKİCİ

18 Nisan 2015 – İstanbul

Saygıdeğer okurlarım;

Bu başlıkta nereden çıktı diyebilirsiniz.

Bu başlık Yavuz Sultan Selim, Ebussuud Efendi, İbn–i Kemal, Hırvat Kökenli Kuyucu Murat ve Şeyh İdris-i Bitlisi isimlerinden çıktı.

O halde fazla derinlere girmeden açıklayalım.

(zalim) Yavuz Sultan Selim (d. 10 Ekim 1470 – ö. 21/22 Eylül 1529) Osmanlı padişahı ve 74. İslam halifesidir.

Kürt Mollası Şafii Mezhebinden Şeyh İdris-i Bitlisi Nakşibendi tarikatındandır. “Selim şah-name” isimli kendi eserinde övgüyle bahsettiği gibi 70.000 Türkmen Alevi insanını çoluk çocuk demeden, kapısında besledikleri hayvanları dahi kin ve nefretle nasıl katlettiklerini ballandıra ballandıra anlatmıştır. Alevilere karşı gerçekleştirilen Osmanlı katliamlarına meşruiyet kazandırmak için dinen vacip olduğuna dair fetvalar vermiştir.

Doğu Anadolu’nun güneyi ve özellikle de Güneydoğu Anadolu bölgesinde Alevi-Türkmen bırakmayan Kürt aşiretleri üzerindeki etkisini kullanarak Kürtleri Türkmenlere saldırtmıştır. Osmanlı yönetiminin de verdiği destekle Türkmen katliamı yapılmıştır. Kaçabilen Azerbaycan bölgesine kaçmıştır. Kaçamayan dağlık alanlara çekilerek Türkmen ve Alevi kimliğini saklamak zorunda kalmıştır.
Bu gün kendini Kürt olarak gören birçok Türkmen bu durumdadır. Kısacası Kürtleşmiş ve asimile olmuşlardır.

Molla İdris-i Bitlisi, Bugün Güneydoğu ve Doğu Anadolu da Sünni Kürt nüfusun varlığının sebebi olan Türk düşmanı iblis olarak anılır ve Alevilerce İdris yerine İblis Bitlisi ismi kullanılır.
Yavuz Sultan Selim’e kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Türkmen hâkimiyeti vardı. Şeyh İdris-i Bitlisi’nin önerisi ve planlamasıyla Doğu ve Güney Anadolu’da Türkmenler katledilmişler, kurtulanlar ise Azerbaycan’a kaçmışlardır. Türkmenlerin hâkim oldukları idari beylikler ve toprakları, Yavuz Selim’in imzaladığı boş fermanları, İdris-i Bitlisi doldurarak Kürt aşiret reisine ve ağalarına vermiştir. Böylelikle bugün hala etkisini sürdüren doğudaki ağalık ve feodalizmin temelleri işte o zaman atılmıştır.

‘İdris-i Bitlîsi “Selim şah-name” adlı eserinde; başta Diyarbakır olmak üzere “Kürt beyleri ve Kürt taifesinin mülk, millet, mezhep ve irsi bağlarının”
nasıl güçlendirdiğini anlatırken, şehir ve yöre adlarını tek tek vererek Kızılbaş Türkmenleri nasıl katlettiklerini “Allah’ın ve padişah’ın yanında olan bir molla olarak” ifadesini kullanarak zevkle ve kana susamış bir vampir edasıyla anlatmaktadır.

Kürtler “dirlik ve birliklerini” İdris-i Bitlîsi’ye borçluyken, Türkmenler ise, Zalim Yavuz Sultan Selim ile İdrîs-i Bitlîsi’nin yaptıklarını lanetle anmaya devam edeceklerdir.’
Günümüzde bazı Alevi kökenli Kemal Burkay gibi Osmanlının yarattığı Kürtler ise Alevilerin katledilmelerini görmezlikten gelerek, Alevi İnancını ve tarihini yok sayarak “öteki tarih” dedikleri uydurma bir “Kürt tarihi” yaratmaya çalışıyorlar.

Tunceli Ovacık’ta “üçlü Kürt ittifakı” olan: Bıyıklı Mehmet Paşa, İdris-i Bitlisi ve Palu Beyi Cemşid’in; on binlerce Kızılbaş Alevi’yi katletmesine; aynı bölgenin güya aydın adamları Kürtlük ideolojileri adına üzüntüyle ifade etmeliyiz ki ses çıkarmamaktadırlar.

Zalim Yavuz Sultan Selim döneminde Erzincan valiliğine getirilen ve daha sonra yetkileri tüm Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu da içine alacak şekilde genişletilen, Diyarbakırlı Kürt Bıyıklı Mehmet Paşa ve Zalim Yavuzun danışmanı Molla idris-i Bitlisi, bütün bölgeyi Türkmenlerden temizlerler. Yüz bin Kızılbaş Türk’ü katlederler, bunu da kendi yazıtlarında övgüyle bahsederler.

Bölgeden kaçamayan Türkmenler de kendilerini Kürt olduklarını söyleyerek kalırlar. (Bu gün Güneydoğuda varlığını sürdüren Karakeçili Aşireti Türk Kayı Boyunu oluşturan 5 aşiretten biri olmasına rağmen Kürtleşmiş ve kendini Kürt olarak tanımlar olmuştur.) Baskılar sonucu da gerçekten Kürtleşirler.
‘Bu noktada Osmanlı’da öne çıkan isimler arasında en çok Ebussuud Efendi, İbn–i Kemal ve Şeyh İdris-i Bitlisi’ akla gelmektedir. Şeyhülislam olarak da görevlendirilen bu şahıslar Alevilerle ilgili verdikleri fetvalarda kan dondurucu ifadelerle katliamlara dinsel meşruiyet kazandırmaya çalışmışlardır.

Başta Kanuni Sultan Süleyman ve Zalim Yavuz Sultan Selim gibi Osmanlı padişahları ve Kuyucu Murat lakaplı kimi Osmanlı paşaları bu fetvalara dayanarak on binlerce Alevi’yi hunharca katletmişlerdir.’
Söz konusu fetvalarda neler dendiğine bir bakalım,

Osmanlı’nın Şeyhülislamlarına göre Aleviler;

“Ar, namus tanımazlar, bilmezler. Şeriata aykırı düşünce ve inanç içindedirler. Şeriatı küçümserler, Kur’an’ı hafife alırlar. İlk üç halifenin halifeliğini inkâr ederler. Ebu Bekir, Ömer ve Osman’a söverler. Peygamberin eşi Ayşe’ye söverler. Kâfir ve ehl – i fesattırlar, dinden dönmüşlerdir. Başlarına giydikleri, küfür ( kafirlik ) ve Kızılbaşlık işaretidir. Hem dinsizdirler hem de sultana isyan ederler. Kadınlarının ve erkeklerinin nikâhları batıl ve geçersizdir. Bu nedenle çocuklarının her biri zina ( veled -i zina ) çocuğudur. Ehl- i din olan akrabalarından dolayı miras hakları yoktur. Kestikleri hayvanlar murdardır, etleri yenmez. Okla, köpekle, doğanla avladıkları dahi murdardır. Topluca öldürülmeleri gerekir. Onları öldürmek için yapılan savaş, en büyük, en kutsal savaştır. Bu uğurda ölmek şehitliğin en ulusudur. Tamamını öldürüp yok etmek Müslümanlar için farzdır.
Onlara eğilim duyanlar, onlara katılmak isteyip de yakalananlar ve onlara yardımcı olanlar, onlar gibi kâfirdirler, öldürülmeleri vaciptir. Kızılbaşların malları, çocukları ve karıları Müslümanlar için helaldir, ganimettir. Kızılbaşların pişmanlıklarının, tövbelerinin, yalvarmalarının hiçbir değeri yoktur. Öldürülmeleri vaciptir.”

Ebussuud Efendi bakın ne fetfa buyuruyor:

Yedi Kızılbaş öldürene “cennetin anahtarı” verilir.
Bugün Sünni din adamları tarafından huşu ile anılarak “evliya mertebesine çıkarılan Ebussuud efendi, en hafif ifadeyle insanlık katili, yobaz, lanet okunacak zalim bir cellâttır. Bu cellâttan ne Müslüman olur ne de insan.

Değerli Okurlarım;
Buraya kadar yazdıklarım tarihi belgelere dayalı bilgilendirmedir.

Günümüzde ise ;

Yil 2009 Abdullah Öcalan’nın Recep Tayyip Erdoğan’a Önerisi olarak sunulan bilgilere bakarsanız tarihin tekerrür ettiğini gözlemleyeceksiniz.

“AKP de hiç bir siyasi irade yok. (….) Yavuz Selim’i bile örnek alsalar bu işi çöze bilirler. Alparslan Anadolu’ya hâkim olmadan önce Kürtlere ihtiyaç olduğunu, Kürtlerle ittifak ihtiyacını biliyordu. Anadolu’ya yapacağı seferin kararını Silvan da aldılar. Oradan Ahlat’a gittiler. Ahlat tan da Kürtlerle beraber harekete geçtiler. Yavuz Selim de İdris-i Bitlisi’ye mühürlü boş sayfalar gönderdi. O na Siz kendi aranızda bir yönetici seçin, iki krallık oluşturalım diyordu. Yavuz Selim Kürtlerle ittifak yapmanın önemini çok iyi biliyordu. Kürtlerle ittifak yaptıktan sonra Safevilere karşı savaşa girdi….”

ŞİMDİ SORUMUZA VE YANITINA GELELİM:

Değerli Alevi Kardeşlerim;
Yukarıda tarihi belgelerle ifade ettiğim ve örneklediğim konulara biraz da günümüzden somut örnekler vererek sizleri bu konuda dikkatinizi çekmek istiyorum.
7 Haziran 2015 de sözde demokratik bir hak olarak Genel Seçimler yapılacak. Sizler de vatandaş olarak demokratik haklarınızı seçim sandıklarında kullanarak düşüncelerinizi sandığa yansıtacaksınız.
Buraya kadar söyleyecek bir şey yok.

Ancak asıl bundan sonrası çok daha önemlidir.

Çünkü;

Karşınıza aday olarak ve parti mensubu olarak çıkacak insanlara şöyle bir bakınız.
Hangi Alevi inançlı bir vatandaş kendi atalarını tarihlerden gelen kin ve nefretle katleden, dağlara sürdüren bir zihniyetin içinde onunla birlikte hareket etmektedir.
Lütfen buna dikkat ediniz.

HDP den aday olan kendini Alevi gösterip utanmadan Cem evlerinden seçim startı verenlere lütfen dikkat ediniz.

Bunlar tarihten gelen Cellatlarımız İdris-i Bitlisi’nin neyi olmaktadırlar. Bu tür insanların Alevi inançlarıyla ne ilgisi olabilir?

Abdullah Öcalan ile başbakanın protokolüne uygun olarak yeni bir Zalim Yavuz Selim ile İdris Bitlisinin Amasya’da hazırlamış olduğu anlaşmadan hiçbir farkı var mı?
Kürt feodal derebeylerinin asırlardır yaptığı katliamın bir devamının kumpas kurarak Alevilere yeni bir oyun mu tezgâhlıyorlar?

Önderimiz Büyük Atatürk sayesinde Aleviler birazcık olsun nefes almışlardı. Aldıkları bu nefesi kesmek için katilininiz çocuklarına ve bir proje sonucu ortaya çıkmış uyduruk kıytırık politikacılarla işbirliği yapıp Aleviler için bir tuzak mı hazırlıyorsunuz? Yoksa milletvekili olmak için kendi ırkınıza ihanet edenler olarak anılacak bir misyonu mu üstlendiniz?

Almanya ve diğer ülkelerdeki yaşayan tüm vatandaşlarımıza da söylüyorum. Yıllar önceden sizlere anlatmaya çalıştığım maalesef doğru çıktı. Bu insanlar çıkarları için sizleri satacak demiştim. Keşke zaman beni haksız çıkarsaydı.

TOKATLI HUBYARLI ALEVİ KARDEŞLERİM

Sizler Atatürk ve Cumhuriyet sayesinde dernek ve vakfınızı kurdunuz. Cemevleri yaptınız. Cemlerinize katılıyorsunuz. İbadetlerinizi yapıyorsunuz.

Peki, düne kadar ve halende kestiğinizi yemeyen, sizi tanımayan, inancınızı tanımayan, kişilere basamak olup onları milletvekili mi yapacaksınız? Sizin adayınızı koydukları sıraya bakarsak sizden yalnızca oy istemektedirler. Senin adayının onlar için birazcık bile kıymeti yoktur. Onların amacı ülkeyi bölmek için gerekirse ufak tefek tavizler vereceklerdir. Bunlara inanmalı mıyız?

Bu partiler bir proje partileridir. Ülkeyi bölmek için kurulmuşlardır. 30 yıldır çoluk çocuk demeden 40 bin insan öldürmeleri size hiçbir şey ifade etmiyor mu?
Teröristin silahı olmadan yaşayabilir mi?
Terörist kan dökmeden nefes alabilir mi?
Terörist gayri meşru işlerden ve hukuksuz yaşamaktan hoşlanmaz mı?

Bu soruları çoğaltmak elbette mümkündür.
O halde;

Lütfen çocuklarınızı düşünerek, Atatürk Cumhuriyetine ihanet etmeden onun gereğini yerine getirerek oylarınızı veriniz, tepkilerinizi bu doğrultuda gösteriniz.

Sizler, geçmişten gelen ve bugünde devam eden katliamlarda mağdur olan taraf oldunuz. Kahramanmaraş, Sivas Madımak, Malatya, Çorum, Gazi Mahallesi, Ümraniye ve en son Gezi mağdurları sizlersiniz. Bu insanlar hiç bir zaman yanınızda yer almadı. Bunların siyasi amaç dışında protesto ettiklerini gördünüz mü?

“Katiline aşık olan ve onun bıçağını yalayan kurban” gibi olmanız halinde tarih bizleri yargılayacaktır. Bunu da unutmayalım.

Yorumlar (3)
  • 24 Nisan 2015 tarihinde seyfi abay tarafından

    Arsiv

  • 13 Temmuz 2015 tarihinde Seyyit Nezir tarafından

    Merhaba,
    Gezinirken rastladım, çok sevindim.
    Yenikapı’da Mahzuni’nin “Domdom Kurşunu”
    türküsünü dinlediğimiz günlere gittim.
    Sağlıklı oluşuna ve halâ kültür mücadelesi içinde
    olman beni mutlu etti.
    Yazışalım..
    Selam ve sevgiler…
    Seyyit

  • 27 Ekim 2015 tarihinde ali asker enül tarafından

    Emeginize sağlık erenler.

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad :
    E-mail :
    Yorum :

    Son Eklenen Video

    dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
    Facebook Twitter Rss

    Güncel Haberler