Düşün Haber

10.YIL MARŞI NEDEN ÖNEMLİDİR? Hüseyin EKİCİ

Kategori : Arşiv, Dünya, Genel, Makale, Siyaset, Yazarlar - Etiketler :, , - Tarih :20 Ağustos 2012 - Okunma :2.846 kez okundu

Hüseyin EKİCİ

Aşağıdaki yazıyı (Atatürk’ten İsmet Paşa’ya Mektup…) okuyunca Türkiye’nin kuruluş yıllarındaki durumunun ne olduğunu anlamamak için insanın kör veya sağır olması, ya da vatan haini olması gerekir diye düşünüyor insan. Başka türlü nasıl yorumlanır bilemiyoruz.

Demir ağlarla örüldü ise yurdun dört bir yanı, Türk Köylüsü’nün, esnafının, eğitim kurumlarının, ülke ekonomisinin yok denenecek kadar az olduğu dönemlerden geçilerek örülmüştür o demiryolları ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti dünyanın saygın devletleri arasında yer almıştır.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk gibi bir dahi devlet adamını ve ikinci adam İsmet İnönü’yü eleştirmek kimsenin haddi değildir.  

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile kim yarışa girerse girsin bunda izan aramak, ahlak aramak ne siyaseten ne de insanı olarak mümkün değildir.

Gaflet ve delalete düşmeden devlet yönetmek,

“Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkelerine sadık kalmak,

Ben ettim iyi ettim önyargısından uzak,

Kendini her şeyin üstünde tutmak,

Yürütmeyi, yargıyı, medyayı, orduyu, eğitimi, din kurumlarını tekeline almak,

Diktatöryal rejime özenmek,

Ülkeyi bölmeye, insanları kan davasına dönüştüren etnik ve mezhep kavgasına sürüklemeye, hiç ama hiç kimsenin hakkı olamaz,

Buna teşebbüs dahi etmemeye özen gösterilmelidir.

**********************************************

Tarih 30 Ekim 1923… Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’yı Köşk’e davet eder. Ülkenin genel durumu hakkında hazırlattığı raporları İsmet Paşa’ya böyle sunar. Atatürk ve arkadaşlarının devraldıkları ülke işte böyle perişan durumdaydı.  10 Kasım’da parlak nutuklar atarak, bağlılıklarımızı bildirerek andığımız Atatürk’ün nasıl bir mucize yarattığının bilincinde miyiz? Bugün ona sahip çıkabiliyor muyuz? Yoksa sadece nutuk mu atıyoruz?

 Atatürk’ten İsmet Paşa’ya Mektup…

 “Sevgili Paşam,

Cumhuriyet’in ilk başbakanı olarak seni düşünüyorum. Dur, hiç itiraz etme. Niye seni seçtiğimi şimdi anlayacaksın. Bizi yine büyük bir savaş bekliyor. Durumumuzun bir bölümünü Cephe Komutanı ve Lozan Baş Delegesi olarak elbette biliyorsun. Büyük devletlerin bu sefil duruma bakarak, kısa zamanda pes edeceğimizi sandıklarını Lozan dönüşü sen bize anlattın. Ben sana şimdi bildiğinden daha da acıklı olan genel durumu özetleyeceğim.

Bize geri, borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul bir köylü devletiyiz. Dört mevsim kullanılabilir karayollarımız yok denecek kadar az. 4.000 km. kadar demiryolu var. Bir metresi bile bizim değil. Üstelik yetersiz. Ülkenin kuzeyini güneyine, batısını doğusuna bağlamamız, vatanın bütünlüğünü sağlamamız şart. Denizciliğimiz acınacak durumda. Köylümüzü topraklandırmalı, ihtiyacı olan bir çift öküz ile bir saban vererek çiftçi yapmalıyız.

Doğudaki aşiret, bey, ağa, şeyh düzeni Cumhuriyet’le de insanlıkla da bağdaşmaz.

Bu durumu düzeltmeli, halkı kurtarmalıyız. Her yerde tefeciler halkı eziyor. Güya tarım ülkesiyiz ama ekmeklik unumuzun çoğunu dışarıdan getirtiyoruz. Sığır vebası hayvancılığımızı öldürüyor. Doktor sayımız 337, sağlık memuru 434, ebe sayısı 136. Pek az şehirde eczane var. Salgın hastalıklar insanlarımızı kırıyor. Üç milyon insanımız trahomlu. Sıtma, tifüs, verem, frengi, tifo salgın halinde. Bit ciddi sorun. Nüfusumuzun yarısı hasta. Bebek ölüm oranı % 60′ı geçiyor. Nüfusun % 80′i kırsal bölgede yaşıyor. Bunun önemli bölümü göçebe. Telefon, motor, makine yok. Sanayi ürünlerini dışarıdan alıyoruz. Kiremidi bile ithal ediyoruz. Elektrik yalnız İstanbul ve İzmir’in bazı semtlerinde var. Düşmanın yaktığı köy sayısı 830. Yanan bina sayısı 114.408. Ülkeyi neredeyse yeniden kurmamız gerekiyor. Yunanistan’dan gelen göçmen sayısı da 400 bini geçecek. İktisadi hayatımız da, eğitim durumumuz da içler acısı. İktisatçımız da çok az. Zorunlu okuma yaşındaki çocukların ancak dörtte birini okutabiliyoruz. Halkın eğitimi hiç çözülmemiş. Oysa Cumhuriyet’in insan malzemesini hazırlamalı, namus cephesini güçlendirmeliyiz. Kültür eserleri kaçırılmış, kaçırılmaya devam ediliyor. Raporlarda daha ayrıntılı, daha acı bilgiler var. Bunları Bakanlara ve parti yönetim kuruluna da ver. Genel durumu tam bilsinler.

Bütçemiz, gelirimiz yetersiz. İktisadi çıkmazdan kurtulmak için geliştirdiğim bir düşüncem var. Bu düşünceyi günü gelince konuşuruz. Hedefimiz milli iktisat, bağımsızlığın sürekli olması için iktisadi bağımsızlık temel ilkemiz olmalı. Osmanlı bu gerçeği geç fark etti. Fark ettiği zaman çok geç kalmıştı. Cumhuriyet’e uygun bir anayasaya gerek var. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney. Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız.

Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun!”

Yorumlar (1)
  • 29 Ağustos 2012 tarihinde Osman(Cafer)TATAR tarafından

    Büyük devlet adamı İsmet Paşa’ya dil uzatanlar Atatürk’ün ağzından İsmet Paşa’yı öğrensinler.

  • Yorum Yaz
    Ad Soyad :
    E-mail :
    Yorum :

    Son Eklenen Video

    dusunhaber-m.halil.arik.konusma video
    Facebook Twitter Rss

    Güncel Haberler